(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Siyasetçinin sözüne güven olur mu? Sokaktaki insanın sözüne ne kadar güven olursa… Siyasette şartlar sık değiştiği için sözler de hükmünü yitirir. Ve dün dünde kalır. Yeni güne yeni şeyler söylemek lazım gelir. Demirel’in ifadesiyle; “Türk siyasetinde 24 saat çok uzundur.” Anlamını yitirmeyen bir söz daha: “Dün dündür, bugün bugündür.” Demirel göçtü gitti ama vecizeleri kaldı yadigâr. Sık sık kendini hatırlatıyor.
Türk siyasetinin gerçeği bu. Siyasetçi sözünün çabuk yürürlükten kalkmasını ‘ilkesizlik’ veya ‘sözden dönme’ olarak görmemek daha doğru sanki. Peki o zaman ne? Yeni şartlara uyum… Her yerde mi böyle? Değil elbette. Avrupa, Amerika ve Japonya gibi coğrafyalarda söz sahibini bu kadar kolay bırakmaz. “Dün dündür” diyemezsin. Demek istesen de “dedirtmezler” adama… Canına okurlar. Siyasi hayatın biter.
Bizim siyaset kültürümüz sünger gibi her şeyi emer. Her gün yeni bir başlangıçtır. Geçmiş mazi oluverir. Siyasetçiler sık sık tükürdüğü testiden su içer. Kapıyı sert çarparak çıkar sonra o kapıyı tekrar açmak zorunda kalır. Sadece sözler mi modasını yitirir? Hayır. Politikalar da mevsimden mevsime değişiklik gösterir. Örnek vermeme gerek yok sanırım. Bugünün meselesi değil bu. Dünden tevarüs etti. Bir geleneğe dönüştü.
Bu kadar ahkam kesmemin sebebi var elbette… İYİ Parti’nin eski Genel Başkanı Meral Akşener, Saray’a çıktı ve Erdoğan’la sürpriz bir görüşme yaptı. Haber herkesi heyecanlandırdı. “Ne oluyor?” sorusuna cevap arandı. Akşener daha 2 ay önce “Siyasetin ‘s’si ile bile ilgilenmeyeceğim, eve döneceğim, torunumla vakit geçireceğim.” dedi ve gitti. Arkasını dönüp baktı mı? Evet… Yerine geçecek ismin belirlenmesinde etkili oldu. Müsavat Dervişoğlu onun tercihiydi.
Sürpriz görüşmenin talebi kimden geldi? Neden İstanbul’da değil de Ankara’da Saray’da gerçekleşti buluşma? Randevu Özer Çiller’in cenazesinde mi kotarıldı? Maalesef bu soruların tatmin edici cevabı yok. Bizde uzun süredir kamuoyunu bilgilendirme veya aydınlatma gibi bir alışkanlık yok. İletişim Başkanlığı sürpriz randevuyu duyurdu, sonra sustu. İki paragrafla görüşmenin içeriği paylaşılamaz mıydı?
Sessizlik dışında sadece tahminler var. Onlara geçmeden önce siyasetçilerin bir araya gelmesi son derece doğal. Memleket meseleleri üzerine oturup konuşacakları gibi sırf insani nedenlerle de pekâlâ görüşebilirler. Uzun süredir liderler arası buluşmalar gerçekleşmediği için ‘yaprak kıpırdasa’ merak ve heyecanı beraberinde getiriyor. Herkesin dilinde; “Ne oluyor?” sorusu… Ve gelsin komplo teorileri… Senaryolardan senaryo beğen. Erdoğan – Akşener görüşmesi de öyle. Sürprizden daha öte bir sürpriz.
Havada uçuşan komplo teorileri arasında Akşener’e ‘Cumhurbaşkanlığı yardımcılığı’ yakıştırmaları bile var. Mümkün mü? Bence değil. Ama gene de ‘siyaset bu’ demek lazım. ‘Asla’ diye hüküm cümleleri kurmamak lazım. Siyasi bir görevlendirme beklemiyorum. Belki bir devlet görevi… Tecrübelerine binaen arabuluculuk misyonu gibi. Amerika’da örneklerine sık rastlanan bir uluslararası görev.
İki iddia var; Yeni anayasa çalışmalarında aktif görev… Diğeri de kişisel; Oğlu için ‘büyükelçilik’ talebi… Sosyal medyada bu iki iddia çok yazıldı çizildi. Şu ana kadar ne yalanlandı ne de teyit edildi. Her iki iddia da bana ‘tatmin edici’ gelmiyor. Yeni anayasa çalışmalarının ‘koordinatörü’ Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş. Akşener yeni anayasa konusunda İYİ Parti’den milletvekili ayartmanın dışında ne yapabilir? Ki o da ne kadar doğru olur?
Partinin bir genel başkanı var. Kurtulmuş ile bu meseleyi konuştu zaten. Akşener, Dervişoğlu’nu by-pass ederek yeni anayasa oylamalarında 25 oy gibi katkı için devreye girer mi? Türk siyasetinde örneği yok. Ama olur mu olur… Bu, kurucusu olduğu partinin temellerine dinamit koymaktan gibidir. İYİ Parti’nin mukadder olan ölümünü hızlandırır.
Yeni anayasa konusunda Akşener’in yapabileceği başka ne olabilir ki? Görüşmenin gerekçesi oğluna büyükelçilik mi? Akşener gibi liderlik yapmış, ülkeyi yönetmeye talip olmuş bir isim bu kadar düşer mi? ‘Evet’ diyemem.
Görüşme hep Akşener cephesinden okunuyor. Erdoğan, MHP’ye bir mesaj göndermiş olamaz mı? Görüşmeyi Bahçeli’nin olumlu karşılaması mümkün değil. MHP yöneticileri Mayıs seçimlerinde Sinan Oğan’la ikinci tur iş birliğinden rahatsız olduklarını açıklamıştı. Akşener daha fazla huzursuz eder MHP’yi. Erdoğan’ın bir ‘siyasi hamlesi’ olarak görülmesi daha doğru geliyor bana. Niyeti mi? MHP’ye çalımdan, yeni dönemin oyun planına kadar birçok hedefi söz konusu olabilir.






















