(The Turkish Post) – HALİS GÜL
Her şeyin pahalandığını, maya, un, elektrik ve işçi maaşları gibi fiyatların katlanarak arttığını dile getiren esnaflar, kendilerinin de aynı oranda zam yaptığında işlerin düştüğüne dikkat çekiyor. Bundan dolayı da içinde fıstık olmayan baklava, kaşar olmayan tost, kıyma olmayan börek gibi yöntemler geliştirmeye çalışıyorlar.
Peş peşe gelen zamlar sonrası kimi esnaflar içi boş ürünler satmaya başladı. Boş baklava, tost ve içli köfte ve boş gözleme satışa sunuldu. İçi boş ürünler, emsallerine göre neredeyse üçte bir fiyatına satılıyor.
BOŞ BAKLAVA
Fotoğraflardaki fiyatlar önceki yıllara ait olsa da fıstık ve ceviz gibi pahalı ürünlerin bulunmadığı boş baklavalar ‘tatlının da tadı kaçtı’ yorumlarına yol açtı.

BOŞ TOST
İçinde kaşar bulunmayan, tost makinesinde ısıtılmış ekmekten ibaret boş tostlar çok ucuza satılıyor.
BOŞ İÇLİ KÖFTE
Et yemenin artık lüks hale geldiği bu günlerde önemli lezzetlerden biri olan içli köfte de artan maliyetlerden nasibini aldı. Etin, fıstığın ve iç harcının konulduğu içli köftelerin de artık içi boşaltıldı.
YARIM YAĞLI TEREYAĞI
Son zamanlarda sosyal medyada ‘yarım yağlı tereyağı’ fotoğrafları dikkat çekiyor. “Yarım yağlı tereyağı ne demek? Yarım yağlı tereyağı olur mu? Diğer yarısına ne koyuyorlar?” gibi sorularla konu anlaşılmaya çalışılıyor.
Maliyeti ve fiyatı düşük olsa da Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından tebliğ edilen Türk Gıda Kodeksi’ne göre ‘yarım yağlı tereyağı’ olabiliyor. Buna göre, ağırlıkça en az yüzde 80, en fazla yüzde 90 oranında süt yağı, en fazla yüzde 2 oranında yağsız süt kuru maddesi ve en fazla yüzde 16 oranında su içeriğine sahip ürünler ‘tereyağı’ olarak adlandırılıyor.
Türk Gıda Kodeksi’ne göre, ağırlıkça en az yüzde 60, en fazla yüzde 62 oranında süt yağı içeriğine sahip ürünler ‘dörtte üç yağlı tereyağı’ olarak isimlendiriliyor.
Ağırlıkça en az yüzde 39, en fazla yüzde 41 oranında süt yağı içeriğine sahip ürünlere ise teknik tabir olarak ‘yarım yağlı tereyağı’ deniliyor.
ENFLASYONDAN SONRA YENİ TABİRLER SKİMPFLASYON – SHRİNKFLASYON
Son birkaç yıldır yüksek enflasyonla mücadele eden Türkiye’de enflasyon ve dezenflasyon gibi kavramlardan sonra yeni kelimeler gündem olmaya başladı. Şimdi hayatımıza skimpflasyon ve shrinkflasyon gibi iki yeni kavram girdi. Peki nedir bu skimpflasyon ve shrinkflasyon? Ne anlama geliyor?
SKİMPFLASYON: AYNI FİYATA DAHA KALİTESİZ ÜRÜN/HİZMET
SHRİNKFLASYON: AYNI FİYATA DAHA DÜŞÜK GRAMAJ
Üreticilerin maliyet artışlarını tüketiciye yansıttığı durumun adıdır skimpflasyon. Shrinkflasyon ise üründe boyutu veya miktarı küçülme yoluyla, hatta bazen yeniden formüle ederek veya ürünün kalitesini düşürerek mal satım işlemine deniliyor.
Örneğin 100 TL fiyat etiketine sahip 100 gramlık çikolatanın 80 grama düşmesi shrinkflasyon olarak adlandırılırken, 100 TL fiyatlı çikolatadaki kakao oranın azalması skimpflasyon olarak adlandırılıyor.
Sık sık gittiğiniz bir lokantanın kaliteli pirinç yerine daha düşük kalitede pirinçten pilav yapması veya servis sırasında daha az pilav sunması, marketten aldığınız bir bardak hazır kutu ayranın 200 ml yerine 180 ml’ye düşmesi skimpflasyona örnektir.
Cips firmaları aynı ambalajın içindeki ürünün miktarını azaltıp geri kalanını hava ile dolduruyor. Miktarı azaltmaya rağmen fiyatlara da ufaktan zam yapmaya devam ediyorlar. Yani algıya oynuyorlar. Gram azaltma ile yapılan gizli zam TÜİK’in enflasyon hesabına giriyor mu, bilemiyorum. Ancak bu algı oyununu, yıllardır en yüksek kağıt parayı 200 TL’de tutan hükümet bilme yapmaya devam ediyor.
12 bin 500 lira maaş alan yaşlı emekliler, Ziraat Bankası ATM’sinden aldığı tomar tomar 200 liralar ile haline şükrediyor. Sonra da BİM Market’e gidip 1 kg peynir, 1 kg zeytin ve 1 kg tereyağına 3 adet 200’lük banknot verince, paranın nasıl çabuk bittiğine şaşıp kalıyor.





















