Çarşamba, Ekim 21, 2026
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Anasayfa Köşe Yazarı

Fatma Zehra Fidan yazdı I Dünya Barış Gününde günyüzü görme çabasını konuşmak

On yıllık tarihimizde binlerce arkadaşımızı toprağa verdik. Kâh derdini içine atıp hastalanarak, kâh bile isteye kendisini ölümün kucağına atarak, kâh bilmediği işlerde ekmek parası için çabalarken iş kazalarına kurban giderek ayrıldılar aramızdan. Binlerce evin çatısı uçup gitti, o evler yuva özelliğini kaybetti. Gençlerimiz göğün engin maviliğini göremeden uyandıkları karanlığı bütün benlikleriyle emdiler ve hiç kimsenin farkında olmadığı yeminler ettiler. Bu yeminlerin sosyal tezahürlerini hep birlikte göreceğiz.

01/09/2026 14:09
Okuma süresi: 4 dk. okuma
A A
Fatma Zehra Fidan yazdı I Dünya Barış Gününde günyüzü görme çabasını konuşmak
Facebook'ta PaylaşX'de PaylaşBlueskyWhatsapp
Fatma Zehra Fidan

Fatma Zehra Fidan

60 köşe yazısı

(The Turkish Post) – FATMA ZEHRA FİDAN  

Bugün, en az elli bin KHK’lı masum vatandaşın travmatik anlarının saklandığı bir gün. Aynı zamanda bugün, bütün dünyada barış, kardeşlik ve huzur hâkim olsun, dogmatizm ve dogmatikler masumların ve doğanın üstünde jilet takılmış tabanlarıyla tepinemesinler diye, Dünya Barış Günü ilan edilmiş bir gün.

Toplumsal hayatta çelişkiler ve zıtlıklar gerçeğe -hakikate mi desek- ayna tutması bakımından kıymetlidir, fakat son on yıldır yaşadığımız böylesi bir çelişki kendi şahsına münhasır özellikleriyle tarihe geçmiştir.

Ülkemizdeki KHK soykırım planlayıcıları dersine çok iyi çalışmışlar. Onların bu göz yaşartıcı performanslarını her geçen gün çok daha iyi anlıyoruz. Bu başarı siyaset sosyolojisinin öğretildiği her alanda, başta hukuk tarihi kapsamında ayrıntılı olarak okutulacak, üzerinde sayısız tez yazılacak, bilimsel çalışma yapılacaktır. Bundan şüphemiz yoktur.

Bundan tam on yıl önce, saat 11.00’de -tam da şu satırları yazdığım saatte- Kanun Hükmünde Kararnamelerle üniversitemden ihraç edildiğimi öğrenmiştim. Kulağım sesteydi, fakültedeki ‘savunmamı’ açık yüreklilikle yapmıştım; adının önünde profesör veya doçent yazan meslektaşlarımın beni anladığını düşündüğüm, her an okuluma çağrılmayı beklediğim bir zamandı. İşler yoğunlaşmadan, mevsimi de kaçırmadan ‘şişe domatesi’ yapayım diye evimin mutfağında işe koyulmuştum.

O gün ve sonrasında, 672 No.lu KHK ile ihraç edilen arkadaşlarımla en az üç gün süren bir felç hâli yaşamış olmalıyız. Ben üçüncü günün sonunda yatağımdan doğrulmuş, ‘bir şeyler yapmalı ama ne?’ demeye başlamıştım.

Bugün bu travmanın onuncu yılını yaşıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti hukuk sisteminde yer almayan ibareler ve iddialarla sadece işlerimizden değil, evimizden, yuvamızdan, yurt bildiğimiz coğrafyadan hem duygusal hem de fiilen atılışımızın onuncu yılındayız. Politik iktidarın bizi toptan katletme niyetinde olduğunu baştan anlayamasak da çoktandır onların bu niyetine uyanmış ve hayata çok daha sıkı sarılmış bir durumdayız.

Daha dün -29/ 30 Ağustos tarihinde- bizi toplu katliamla ortadan kaldırmaya niyet eden ve bu niyeti akla hayale gelmedik yollarla eyleme döken mevcut karanlık güçlere karşı daha nasıl mücadele edebiliriz diye Günyüzü’nde toplandık, sayımız 250’yi geçmiş.

Bu sayıdaki insan, bir köy evinde ve avlusunda toplanarak en az on yıldır bizden saklanan, belki de Kaf Dağı’nın ardında keşfedilmeyi bekleyen ADALETİ aradık. Birbirimize ‘nihayet ben de Günyüzü gördüm’ diyerek şakalar yaptık. Birbirimize sarılırken gözyaşlarımız pek akmadı. Aka aka kurudu da ondan mı, yoksa artık ‘ağlamak yok, gülmek var. Düşmanlık yok, dostluk var. Bugünlerde barış dolu bir yaşam var’ türküsünün etkisinden midir, bilemedim.

Bir toplumda ADALET aranan bir şey hâline geldiğinde, o toplumun yönetim sistemi kendisini istediği kadar ağdalı başka ifadelerle tanımlasın, bu durum despotizmin kendisini kurduğu ve o toplumun kurumlarında kökleştiği anlama tekabül eder.

Bugünün Türkiye’sinde kendisini dayatan bu zifiri karanlığın sürekli olmasını dileyen, isteyen ve bütün gücüyle bunun için mücadele eden ‘mutlu bir azınlık’ olduğu doğrudur. Ancak bu mutlu azınlığın bütün mücadele gücünü damarlarında akan yeşil kandan aldığı da su götürmez bir gerçektir. Bir kitle, çapı ve kapsamı ne olursa olsun, mücadele gücünü damarlarındaki yeşil kandan ve kanun devletinden alıyorsa, bu mücadelenin sonunu bilmek derin ilim ve kehanetlere bağlı değildir. Kendilerini yeşilin tadına ve lezzetine tutsak edenler, var güçleriyle savundukları kutsal kanunlar aracılığıyla, bir gün benzer kuyulara tıkılacaktır.

Bugün olanlar tam da budur.

…

On yıllık tarihimizde binlerce arkadaşımızı toprağa verdik. Kâh derdini içine atıp hastalanarak, kâh bile isteye kendisini ölümün kucağına atarak, kâh bilmediği işlerde ekmek parası için çabalarken iş kazalarına kurban giderek ayrıldılar aramızdan.

Binlerce evin çatısı uçup gitti, o evler yuva özelliğini kaybetti.

Gençlerimiz göğün engin maviliğini göremeden uyandıkları karanlığı bütün benlikleriyle emdiler ve hiç kimsenin farkında olmadığı yeminler ettiler. Bu yeminlerin sosyal tezahürlerini hep birlikte göreceğiz.

Bunların yanında, ‘zararlı ve tehlikeli’ olduğumuz için kovulduğumuz kurumların içi boşaldı. Bu boşluktan yansıyan sesler oralarda da işlerin yolunda gitmediğini, insan yetiştirmekte uzmanlaşmış bu mecraların ‘sultanına tâbi köleler’ yetiştiren alanlar hâline geldiğini gösteriyor.

Bunlar olurken atıldığımız kuyularda boş durmadık. Göğe merdiven kurmanın yollarını araştırdık ve inanır mısınız, bulduk.

Bir iken bin insan çıktı içimizden. Tek renk iken çok renkli hâle geldik. Matlıklarımızı rendeledik, ışıldamaya durduk. İçimizin enginliği neredeyse sonsuza karıştı. Öyle olmasa, benim arkadaşlarımın ağzından ‘böyle bir dönemde bana dokunulmasaydı ahlâkî duruşum kendi nezdimde sorgulanacak hâle gelirdi, şikâyetim yoktur!’ cümleleri dökülmezdi.

Evet, bu ülkede adaletsizliğe maruz kalanların önemli bir kısmını teşkil eden KHK’lı bireyler olarak eksiğimiz ve yanlışlıklarımız çoktur. Fakat bunların hiçbiri bizi, bu karanlık dönemde ateşe odun taşıyanların veya arenada aslanların dişleri arasında parçalananlara orgazmik çığlıklarla alkış tutanların derekesine indirmez.

Son olarak, bugünlerin de yarınların da bizim olduğunu imlemek isterim. Bugünlerde ve yarınların maviliklerinden kucaklıyorum ülkemin vicdanı capcanlı kalan insanlarını.

Etiketler: barışçabasınıdünyafatmaFidangörmegünündeGünyüzükonuşmakÜst ManşetZehra
Paylaş1Tweet1PaylaşGönderTara
Fatma Zehra Fidan

Fatma Zehra Fidan

Önerilen Haberler

Bünyamin Ünal yazdı I Kriz bittiğinde birbirimize nasıl bakacağız?
Köşe Yazarı

Bünyamin Ünal yazdı I Kriz bittiğinde birbirimize nasıl bakacağız?

Suna Yaman yazdı I Dünyanın farklı ülkelerinde sokaklar hareketli: Protestoların nedeni ne?
Köşe Yazarı

Suna Yaman yazdı I Dünyanın farklı ülkelerinde sokaklar hareketli: Protestoların nedeni ne?

Hüsnü Yusuf Turabiç yazdı I Koray Aydın’ın istifası ve erken seçim…
Köşe Yazarı

Hüsnü Yusuf Turabiç yazdı I Erken seçim ‘netleşti’ mi?

Neşe Polat yazdı I Sigara içiyoruz, pekâlâ dişlerimiz ne diyor?
Haber Yorum

Neşe Polat yazdı I Sigara içiyoruz, pekâlâ dişlerimiz ne diyor?

Popüler Haberler

Vali yardımcısının intiharı ile ilgili yasak aşk iddiası

Vali yardımcısının intiharı ile ilgili yasak aşk iddiası

Ayıplı araç satışında emsal karar: Misliyle değiştirilecek

Yargıtay üyesi markette vatandaşa silah çekti

Diyanet’ten Ali Erbaş’ın Audi A8 aracı için ‘şehir dışı program’ savunması

Erenköy cemaatinin “çürüme” bildirisine Ali Erbaş destek verdi

2026 KPSS’de 100 net iddiası Meclis gündeminde

2026 KPSS’de 100 net iddiası Meclis gündeminde

KHK’lı kadınların sessiz çığlığı: Öyle yalnız bırakıldılar ki seslerini yutmak zorunda kaldılar

KHK’lı kadınların sessiz çığlığı: Öyle yalnız bırakıldılar ki seslerini yutmak zorunda kaldılar

Hüsnü Yusuf Turabiç yazdı I İran dersleri; “Af da dahil olmak üzere…”

Tanrıkulu’ndan iktidara infaz düzenlemesi çağrısı: Beklenti yaratıp ortadan kaybolmayın

Öne Çıkan Haberler (Son 24 Saat)

Bünyamin Ünal yazdı I Kriz bittiğinde birbirimize nasıl bakacağız?

Bünyamin Ünal yazdı I Kriz bittiğinde birbirimize nasıl bakacağız?

Suna Yaman yazdı I Dünyanın farklı ülkelerinde sokaklar hareketli: Protestoların nedeni ne?

Suna Yaman yazdı I Dünyanın farklı ülkelerinde sokaklar hareketli: Protestoların nedeni ne?

Galatasaray, deplasmanda Lille’i mağlup etti

Galatasaray, deplasmanda Lille’i mağlup etti

Azerbaycan’dan 30 Türk vatandaşına ülkeye giriş yasağı

Azerbaycan’dan 30 Türk vatandaşına ülkeye giriş yasağı

Dervişoğlu istedi, Fakıbaba istifa dilekçesini sundu

Dervişoğlu istedi, Fakıbaba istifa dilekçesini sundu

Manifest’in kurucusu Tolga Akış tutuklandı

Manifest’in kurucusu Akış için istenen ceza belli oldu

Vali yardımcısının intiharı ile ilgili yasak aşk iddiası

Vali yardımcısının intiharı ile ilgili yasak aşk iddiası

Cengiz İzol yazdı I İnsan insanın rengini alır: İyiliği çoğaltmak

Cengiz İzol yazdı I İnsan insanın rengini alır: İyiliği çoğaltmak

Kamil Aslan yazdı I Fenerbahçe’de çanlar İsmail Kartal için mi çalıyor?

Kamil Aslan yazdı I Fenerbahçe’de çanlar İsmail Kartal için mi çalıyor?

‘Kredi Kartı Vergisi’ için yeni teklif: 1 milyon limiti olandan 10 bin TL kesilsin

Kredi kart limitini düşürten geri yükseltemiyor

Erdoğan’dan Bahçeli’ye Öcalan desteği

Erdoğan’dan Bahçeli’ye Öcalan desteği

Fon soruşturması kapsamında Altınbaş ailesinin mal varlıkları donduruldu

Fon soruşturması kapsamında Altınbaş ailesinin mal varlıkları donduruldu

Başsavcılık Vecdi Gönül’ün oğlu için soruşturma izni istedi

Rüşvet iddialarına yanıt veren eski SPK Başkanı Ömer Gönül: Hatırlamıyorum

Hakkında

Amacımız, haberlerde tarafsızlık, bağımsızlık ve doğruluk ilkelerine bağlı kalarak, okuyucularımıza en güvenilir ve en nitelikli haberi sunmaktır. Türkiye'de ve dünyada sağlık, ekonomi, siyaset, yaşam, spor, teknoloji, tarih ve gündeme ait gibi birçok alanda geniş bir haber yelpazesi sunarak, okuyucularımıza çeşitli konularda farklı bir bakış açısı kazandırmayı, Türkiye'de, dünyada neler oluyor, Dünyada da Türkiye'de neler oluyor diye merak eden insanların doğru habere zamanında, yazılı ve görsel olarak ulaşacağı büyük bir medya grubu olmayı hedefliyoruz.

false

Bizi takip edin

Kategoriler

  • Bilim-Teknoloji
  • Çalışma Hayatı
  • Çevre
  • Dünya
  • Edebiyat Deneme
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Foto Galeri
  • Gezi İzlenim
  • Gündem
  • Günün Yazarı
  • Güvenlik
  • Haber Analiz
  • Haber İzlenim
  • Haber Kulis
  • Haber Portre
  • Haber Yorum
  • Köşe Yazarı
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Medya
  • Özel Haber
  • Özel Röportaj
  • Politika
  • Portre
  • Sağlık
  • Son Haberler
  • Spor
  • Tarım-Hayvancılık
  • Türkiye
  • Yaşam
  • Yorum

Son Haberler

  • Bünyamin Ünal yazdı I Kriz bittiğinde birbirimize nasıl bakacağız?
  • Suna Yaman yazdı I Dünyanın farklı ülkelerinde sokaklar hareketli: Protestoların nedeni ne?
  • Galatasaray, deplasmanda Lille’i mağlup etti
  • Azerbaycan’dan 30 Türk vatandaşına ülkeye giriş yasağı

Gizlilik ve Güvenlik

  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Künye

 


 

İletişim
[email protected]
Whatsapp
+1 (224) 817-1794

Tekrar hoş geldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Parolanızı mı unuttunuz?

Parolanızı alın

Parolanızı sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap

Yeni çalma listesi ekle

Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية

© 2023 Turkish Post Haber - Tüm hakları saklıdır.

Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Gizlilik Politikası & Çerez Politikası.