(The Turkish Post) – ESAT AYTAN
Sabah ezanıyla uyandı…
Kalbinde aynı heyecan, zihninde baharlara selam sesleri…
…
Oysa söndürülmüştü sınıfının ışıkları…
Tahtada yarım kalmış bir cümle…
“Baharı getirecek,… “
Öğrencilerin kokusu hâlâ sınıftaydı, ama sesleri…
Ses çoktan çekilmişti koridorlardan, okul sağır bir meçhul…
Masanın kenarında, unutulmuş bir kalem…
Bu kadar derin bir hüzün çığıran, sessiz bir veda görmemişti…
İşitmemişti bu denli içten çığlıkları…
Okul, sessizce düşen gözyaşlarına yuvaydı…
Bir geri dönüş olmadığı müddetçe, soğuk mavi bir yuva…
Bir okul düşünün;
bahçede koşuşturan hayat dolu çocuklar…
Her sabah, aynı heyecanla açılan gönül kapısı…
Ve bir öğretmen:
Evinden önce sınıfını düşünen…
Bir çocuğun gözündeki umudu, kendine amaç seçen…
Meslek bilinen kavramı, kendine yaşam bilen…
Sonra bir sabah, sessiz zamanlarında korktuğu kayboluşlara,
gitmek zorunda kaldı.
Ne valizi ağırdı, ne izsiz adımları…
Ağır gelenler;
geride bıraktığı bakışları, zihnini bunaltan derin sorular,
yarım kalmış cümlelerdi:
“Öğretmenim, yarın ne yapacağız?”
Yarın yoktu.
O yarın, çoktan alınmıştı ellerinden…
Sınıf kapısı ardında, bir boşluk bıraktı yüreği…
Sıralar duruyor, tahta yine yerinde…
Ama hiçbir şey yerli yerinde değil artık.
Çünkü bazen, bir binayı okul yapan şey;
duvarları değil, içinde atan yürekti…
Okul; sessiz bir hayatta, kör sağır bir kayıptı…
Zil, aynı çalıyor olsa da, aynı anlamda değildi.
Çocuk sesleri yankılanıyor olsa da, yankılar da anlamlı eksiklikler…
Bir çocuğun; “öğretmenim!” diye seslendiği yerlerde,
ufuklar ötesinden gelen, rüzgârlar dolaşıyor…
Bir öğretmen giderken, masa başından kalkmaz.
Bir ülkenin geleceğinden, ender bir varlık eksiltir.
Giderken sadece mesleğini de bırakmaz;
bazen hayatını, bazen inancını,
bazen de en çok sevdiği şeyi arkasında bırakmak zorunda kalır.
Ama zorunlu gitmeler, yenilgiden değildir her zaman…
Kimi gidişler, geleceğe daha sağlam dönmek içindir.
Belki şimdilerde sessizdir “O” öğretmen.
Bir aktif sabırla, gönül kapılarından girecek, hayatları beklemektedir.
Kalbindeki sınıfın kapısını, kimsenin kapatamayacağının farkındadır.
…ve bir sabah ansızın gelir.
Giderken, ardında susturulmuş sesler yerini, yaşam dolu selamlaşmalar alır.
Dokunduğu her kalp, onun sınıfının devamı kalmıştır.
O gün gelmiştir…
Artık hiçbir karanlık, öğretmenin taşıdığı ışığa engel olamayacaktır.























