(The Turkish Post) – MEHMET EREN
Eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Turkishpost.net’e gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Günay, İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ekonomiye ve siyasete yansımalarından, muhalefet partilerinin siyasetteki etkinliğine dair pek çok konuda açıklamalarda bulundu.
Eski Kültür Bakanı Günay, özellikle ana muhalefet partisinin, geçmiş dönemdeki siyasi tavırlarını sert bir şekilde eleştirdi. Bu kapsamda da, CHP’nin 2017 yılında yapılan anayasa değişikliğinde mühürsüz oyların sayılmasına karşın, itiraz etmemesine tepki gösterdi.
MUHALEFET, 2013 SONRASI ÜRKEK BİR TAVIR ALDI
Günay’ın Turkishpost’un sorularına verdiği yanıtlar şu şekilde:
-Yaklaşık 25 yıl içerisinde muhalefet, AK Parti’nin uzun süreli iktidarına karşı neden daha etkili bir alternatif oluşturamadı?
Muhalefet, ilk dönemlerde AK Parti’ye karşı kurulu düzen yanlısı, tutucu bir siyaset izledi. Hatırlayınız, yaklaşık 2015’e kadar CHP ve MHP, AK Parti’ye karşı aynı çizgide, AB karşıtı, demokratikleşme karşıtı, çoğulculuk karşıtı söylemde ortaktı. Bu söylem muhalefetin büyümesini engelledi.
CHP, MÜHÜRSÜZ OYLARA İTİRAZ BİLE ETMEDİ
2013 sonrası AK Parti makas değiştirip, daha otoriter bir çizgiye yönelirken de edilgen, ürkek bir tavır aldılar. Nice önemli siyasal ve toplumsal kriz dönemimde ana muhalefet partisi görkemli bir miting bile yapmadı. 2017 anayasa değişikliğinde mühürsüz oylar (geçersiz) geçerli sayılırken CHP itiraz bile etmedi. Halkın ayağına gitmezseniz, halk da size gelmez.
-Siz geçmişte de bazı girişimlerde bulunmuş bir siyasetçi olarak, AK Parti’den ayrılan DEVA Partisi ve Gelecek Partisi başta olmak üzere İYİ Parti ve diğer partilerin demokrasiye ilişkin görevlerini yeterince getirdiğine inanıyor musunuz?
İYİ Parti ve DEVA kurulurken toplumda sosyal/ liberal yeni bir siyasal oluşum çıkacağı yolunda önemli beklentiler oluştu. Türkiye siyasetinde çok sayıda parti var. Ancak bu parti kalabalığı içinde, Türkiye siyasetinin çok temel bir çizgisi -DP/AP/DYP geleneği- temsil edilmiyor. Oysa bu çizgi çok önemli. Bir bakıma Cumhuriyetin ve demokrasinin sigortası anlamını taşıyor.
YENİ PARTİLER BOŞLUĞU DOLDURAMADI
Yeni partilerden bu boşluğu doldurması beklendi. Ne yazık ki her ikisi de kuruluş sürecinde bu beklentilere cevap veremediler.
-AK Parti’de Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığı yapmış iki ismin kurduğu partilerin yüzde 1’i bile geçememelerinin temelinde ne var? “Güçlü Erdoğan” faktörü mü etkili, yoksa bu partilerin kendilerini halka anlatamamaları mı asıl mesele?
Her ikisi de geç kalmış hareketler. Bir siyasi hareketin başarısı için başlarındaki isimlerin nitelikleri yetmiyor. Geçmişte Hasan Celal Güzel, Mehmet Yazar örnekleri var.
İLK SEÇİMDE KILIÇDAROĞLU’NUN ADAYLIK HESAPLARINA TESLİM OLDULAR
İyi bir zamanlama, doğru fikirler ve cesaretli bir çıkış da gerekiyor. AK Parti’den ayrılanlar, örneğin 2017 anayasa değişikliklerine, Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine karşı çıkarak ayrılmış ve partileşmiş olsalardı, anlamlı ve yerinde bir çıkış olur ve toplumsal karşılık bulurdu.
Üstelik ilk girdikleri seçimde, Kılıçdaroğlu’nun adaylık hesaplarına teslim olarak, ülkenin geldiği halden ikinci sırada sorumlu olan partinin listelerinden aday olmakla kendi varlıklarını anlamsız kıldılar.
MUHALEFET KONTENJANINDAN SEÇİLENLERİN AK PARTİ’YE GEÇMESİ AYIP
-CHP kontenjanından TBMM’ye giren DEVA ve Gelecek Partili milletvekillerinin yeniden AK Parti’ye geçmelerini ahlaki ve etik açıdan nasıl değerlendirmek gerekiyor?
CHP listelerinden aday olmaları yanlıştı, şimdi AK Parti’ye geçmeleri ayıp. Meraklıları için tekrar etmek istiyorum. Bazıları 2007’de beni CHP’den ayrılıp AK Parti’ye geçti sanıyor. Kimileri de kasıtlı olarak bu yalanı yayıyor. Birincisi, ben 1980’den sonra hiçbir partiden milletvekili olmadım. İkincisi de, 2007’de hiçbir partinin üyesi değildim. Karşı olduğum Baykal yönetimince ihraç edilmiştim, bağımsızdım.
-Ekrem İmamoğlu’nun hapse girmesinin ardından CHP’nin oylarının yükseldiği iddia ediliyor. Bu konuda bazı anketler de kamuoyuna yansıdı. CHP’nin iktidarını mümkün görüyor musunuz?
CHP, 31 Mart 2023’de makus talihini yendi, birinci parti oldu. Birinci parti oldu, o günden bu yana da önde gidiyor. Dönemsel ileri geri gidişler olabilir, ancak ivmesi genel olarak artıyor. Bu artışta yeni yönetimin gayretlerinin payı olduğu kadar, belki ondan daha çok AK Parti’nin yarattığı bıkkınlığın payı var.
BÖYLE GİDERSE CHP BİRİNCİ PARTİ OLUR
Böyle giderse ve CHP gündemini tümüyle bu yargı meseleleriyle doldurmaz, üretime, verime, ekmeğin büyümesine ve adaletle paylaşımına da ikna edici karşılıklar önerebilirse, önümüzdeki seçimde birinci parti olur. Doğal olan budur.
-Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından Saraçhane eylemleri ve sonrasındaki mitingler göz önüne alındığında bir Özgür Özel faktörü sık sık konuşuluyor. Özgür Özel’in siyasi performansını nasıl buluyorsunuz?
CHP Genel Başkanı Özgür Özel Bey’i Soma maden faciası sırasındaki gayretli tutumuyla tanıdım. Şimdiki gayretlerini de takip ediyorum. Daha cesur, daha kucaklayıcı, haksızlıklara karşı mahalle ayrımı yapmayan bir dile ve tutumla başarılı olacağını umuyorum.
-AK Partili yetkiler kabul etmese de İmamoğlu’nun tutuklanması ve CHP’ye yönelik “yargı kuşatmasının” kısa ve uzun vadede Türkiye ekonomisine, demokrasine ve hukukuna nasıl yansıması olabilir?
Hukukta yaşanan olumsuzluklar uzunca süredir Türkiye’nin sadece demokrasisine değil, ekonomisine de büyük zarar verdi, veriyor. Son on yılda çeşitli kesimlerin maruz kaldığı hukuksuzluklar, şimdi CHP’nin içinde de yaşanmaya ve acısı hissedilmeye başladı. Bir tür musibet/ nasihat etkisi yaşanıyor.
Bütün bu zorlukların, önümüzdeki yıllarda sabır ve kararlılıkla göğüslenerek, Türkiye’nin ilk seçimde hukuk devletine kavuşacağını umut ediyorum. Ekonominin de, demokrasinin de geleceği buna bağlıdır.





















