(The Turkish Post) – EDA NUR SUNGUR
Türkiye’de artık sanatçı, şarkıcı ve mankenler sık sık adliyelerin müdavimleri arasında yer alıyor.
Gün geçmesin ki, uyuşturucu, fuhuş ya da aracı olmak gibi yüz karartıcı suçlardan dolayı savcılara ifade vermesin.
Haliyle bu da toplumun sanatçılara olan bakışını tamamen değiştiriyor.
Eskiden sanatçıları kendilerine rol model olarak benimseyen sevenleri, artık bazılarının isimlerini bile anmak istemiyor.
Haliyle adliyeler, sanatçıların uğrak yeri haline gelince…
Bazı sanatçılarda kendilerini muhtemelen koruma refleksine bürünüyor.
Bundan dolayı da bazıları sosyal medya hesapları üzerinden, siyasetçilerle yakın olduğu mesajı veriyor.
Bazı sanatçılar da, hesaplarından siyasetçileri öven paylaşımlar yapma ihtiyacı hissediyor.
Bu açıdan bazen tek bir cümle, uzun uzun anlatılan bir haberden daha fazla merak uyandırıyor haliyle…
Gülben Ergen’in Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelik son paylaşımı da tam olarak böyle oldu.
Ergen, 19 Ağustos’ta yaptığı paylaşımda Gürlek’e, “Adalete duyulan güveni güçlendiren, hukukun üstünlüğünü ve adaletin tesisi ilkesini esas alan değerli çalışmaları” nedeniyle teşekkür etti ve görevinde başarılarının devamını diledi.
İlk bakışta bunda olağanüstü bir şey yok.
Bir sanatçı, bir siyasetçinin ya da devlet görevlisinin çalışmalarını beğenebilir, teşekkür edebilir. Üstelik bir Adalet Bakanı’na “hukukun üstünlüğü” ve “adalete güven” üzerinden teşekkür edilmesi, tek başına herhangi bir hukuki anlam taşımaz.
Ama mesele tam da burada başlıyor:
Neden şimdi?
Çünkü Gülben Ergen’in bu paylaşımı, AHBAP soruşturması kapsamında “bilgi sahibi” sıfatıyla ifade vermesinin üzerinden çok kısa bir süre geçtikten sonra geldi.
Ergen, 28 Temmuz’da İstanbul Adliyesi’ne giderek soruşturma kapsamında ifade vermişti. İfadesinde AHBAP’a yaptığı bağışlardan söz ederken kendisini vicdanen rahatsız ve mağdur hissettiğini dile getirdiği de kamuoyuna yansıdı.
İşte sosyal medyanın dikkatini çeken bağlantı bu.
Bir tarafta henüz hafızalardaki tazeliğini koruyan bir soruşturma ve ifade süreci…
Diğer tarafta, Adalet Bakanı’na yönelik alışılmışın oldukça dışında, doğrudan ve övgü dolu bir teşekkür mesajı…
Hal böyle olunca insanların “Bir şey mi oluyor?” diye sorması şaşırtıcı değil.
Nitekim sosyal medyada yapılan yorumların önemli bir bölümü de bu zamanlamaya odaklandı. Gazeteci Bahar Feyzan da Ergen’in paylaşımını değerlendirirken “Bayram değil, seyran değil” diyerek bunun altında bir mesele olup olmadığını sorguladı.
Fakat burada önemli bir çizgi var.
Şüphe başka, bilgi başka.
Bugün itibarıyla Ergen’in teşekkür paylaşımının AHBAP soruşturmasıyla bağlantılı olduğuna, hakkında yeni bir işlem başlatıldığına ya da herhangi bir “yeni gelişme” yaşandığına ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.
Dolayısıyla sosyal medyada ortaya atılan “Sıra Gülben Ergen’e mi geliyor?” türünden yorumları gerçekmiş gibi sunmak doğru olmaz. Nitekim mevcut haberlerde de bu iddialar, doğrulanmış bir gelişmeden ziyade paylaşımın yarattığı soru işaretleri üzerinden aktarılıyor.
Dolaysıyla Ergen’in paylaşımını bir noktaya bağlamamız mümkün değil.
Ama burası Türkiye…
Her şeyde insanın aklına bir hinlik geliyor elbette.
Ama şu da bir gerçek:
Siyasette ve yargı gündeminde zamanlama önemlidir.
Özellikle bir kişinin adı kısa süre önce bir soruşturmayla birlikte gündeme gelmişse, aynı kişinin Adalet Bakanı’na yönelik dikkat çekici bir teşekkür paylaşımı yapması ister istemez merak uyandırıyor.
Üstelik Ergen’in mesajı sıradan bir “teşekkür ederim” cümlesinden de ibaret değil.
“Adalete duyulan güven”, “hukukun üstünlüğü” ve “adaletin tesisi” gibi son derece güçlü ifadeler kullanılıyor.
Bu kelimeler, paylaşımı basit bir nezaket mesajından biraz daha dikkat çekici hale getiriyor.
Öte yandan bunun anlamını Ergen’den başka kimsenin kesin olarak bilebilmesi mümkün değil.
Belki gerçekten yalnızca Adalet Bakanı’nın bazı çalışmalarını takdir etti.
Belki kamuoyuna yansıyan hukuki süreç nedeniyle adalet mekanizmasına duyduğu güveni ifade etmek istedi.
Belki de paylaşımın arkasında kamuoyunun henüz bilmediği başka bir gelişme var.
Ancak üçüncü ihtimali doğrulayacak bir veri şu an ortada yok.
İşte bu nedenle asıl soru, “Gülben Ergen hakkında ne olacak?” değil.
Asıl soru şu:
Gülben Ergen neden tam da şimdi, tam da bu ifadelerle Adalet Bakanı Akın Gürlek’e teşekkür etme ihtiyacı duydu?
Bu sorunun cevabını şimdilik yalnızca Ergen biliyor.
Kamuoyunun elinde ise bir paylaşım, yakın geçmişte yaşanmış bir ifade süreci ve doğal olarak oluşan soru işaretleri var.
Gerisini zaman gösterecek.
Şimdilik yapılabilecek en doğru şey ise sosyal medyanın merakını “kesin bilgi”ye çevirmemek.
Çünkü bazen bir teşekkür gerçekten sadece bir teşekkürdür.
Bazen de bir cümlenin arkasındaki hikâyeyi öğrenmek için birkaç gün daha beklemek gerekir.























