Cumartesi, Ekim 3, 2026
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Anasayfa Köşe Yazarı

Bünyamin Ünal yazdı I Özür dilemek, özür beklemek: İki yas, tek ev

Özür beklemek her zaman karşıdakini suçlu ilan etmek değildir. Bazen insan yalnızca şunu duymak ister: “Evet. Orada canını yaktım. Şimdi görüyorum.”

03/10/2026 12:10
Okuma süresi: 6 dk. okuma
A A
Bünyamin Ünal yazdı I Özür dilemek, özür beklemek: İki yas, tek ev

ozur dilemek

Facebook'ta PaylaşX'de PaylaşBlueskyWhatsapp

(The Turkish Post) – BÜNYAMİN ÜNAL  

Aşkın Gücü ve Rabbit Hole filmlerinden iki sahne, acıyı farklı taşıyan insanlar hakkında

Bir kayıp yaşıyorsunuz.

Ağır bir kayıp.

Yanınızda aynı kaybı yaşayan biri var.

Eşiniz.

İkiniz de üzgünsünüz.

İkiniz de yoruldunuz.

Ama bir süre sonra yalnızca kaybettiğiniz şeye üzülmüyorsunuz.

Birbirinize de kırılmaya başlıyorsunuz.

Çünkü içinizden aynı soru geçiyor:

“Sen neden benim gibi acı çekmiyorsun?”

Daha doğrusu:

“Ben bu haldeyken sen nasıl böyle davranabiliyorsun?”

Mesele burada başlıyor.

İKİ FİLM, AYNI SORU

1998 yapımı What Dreams May Come, Türkiye’de bilinen adıyla Aşkın Gücü, Chris ve Annie’nin büyük kaybını anlatan bir film.

Çocuklarını kaybederler.

Annie çöker.

Chris ayakta kalmaya çalışır.

Annie bir noktada Chris’in hâlâ ayakta olmasına bile öfkelenir.

Sanki yeterince yıkılmamak, yeterince sevmemekmiş gibi.

2010 yapımı Rabbit Hole da çocuğunu kaybetmiş bir çiftin yasını anlatan bir film.

Becca ve Howie dört yaşındaki oğulları Danny’yi kaybetmiştir.

Howie oğlunun görüntülerine tutunur.

Becca hatırlatıcılardan uzaklaşmak ister.

Biri hatırlayarak yaşamaya çalışır.

Diğeri hatırlamayı azaltarak.

Howie için uzaklaştırmak, oğullarını silmektir.

Becca için sürekli tutmak, yaranın hiç kapanmamasıdır.

İkisi de acı çeker.

Ama birbirlerinin acısını yanlış okurlar.

Karşımızdakinin davranışını görürüz.

Davranışın içindeki acıyı göremeyiz.

BİRİ AĞLAR, DİĞERİ İŞ YAPAR

Kenneth Doka ve Terry Martin yasın farklı yaşanabildiğini anlatırken iki eğilimden söz eder.

Bir tarafta acısını konuşarak, ağlayarak, paylaşarak yaşayanlar vardır.

Diğer tarafta ise çalışarak, düzenleyerek, çözerek, bir şey yaparak taşıyanlar.

Bunlar kesin kutular değildir.

Hepimiz zaman zaman ikisini de yaparız.

Sorun farklı yas tutmamız değil.

Sorun, kendi yas biçimimizi sevginin ölçüsü sanmamız.

“Ben bu kadar üzülüyorsam sen neden böyle sakinsin?”

“Ben her şeyi toparlamaya çalışıyorsam sen neden hiçbir şey yapmıyorsun?”

İşte o zaman yasın yanına başka bir şey eklenir:

Kırgınlık.

BU SATIRLARDAN SONRASINI EŞİME YAZIYORUM

Sevgili eşim,

Bu iki filmi izlerken kendimi düşündüm.

Ben geçmişe tutunmadım.

Durmadım da.

Koştum.

Hallettim.

En azından halletmeye çalıştım.

Çözdüm.

En azından çözmeye çalıştım.

Ailemizi ayakta tuttum.

Ya da tuttuğumu sandım.

İçimde sürekli aynı cümle vardı:

“Ben durursam, her şey dağılır.”

Bugün geriye baktığımda başka bir ihtimali de görüyorum.

Bazı şeyler tam da ben hiç durmadığım için dağılmış olabilir.

BİR AKŞAM

Bir akşam eve geç geldim.

Yine elimde telefon vardı.

Aklım bir sonraki işteydi.

Sen salondaydın.

Çay soğumuştu.

Ben ayakkabılarımı çıkarırken konuşmaya başladım.

“Yarın şunu hallederiz.”

“Şu işi de bu hafta bitiririm.”

“Onu da merak etme, ben bakarım.”

Sen bana baktın.

Bir şey söyleyecekmiş gibi oldun.

Söylemedin.

Ben o bakışı “peki” diye okudum.

Belki “beni gör” diyordu.

Bilmiyorum.

Ama bildiğim bir şey var:

Ben sormadım.

“Bugün nasılsın?” demedim.

“Sen neyin içindesin?” demedim.

Sen de bana sormadın.

Sonra ben balkona çıktım.

Ellerim titriyordu.

İçeri girip sana:

“Ben de çok yoruldum.”

diyemedim.

Çünkü güçlü olmam gerektiğini düşünüyordum.

Sanki ben çökersem her şey gerçekten dağılacaktı.

İkimiz de aynı evdeydik.

İkimiz de yorgunduk.

İkimiz de diğerinin bir şey söylemesini bekliyorduk.

Ve bekleyerek yalnız kaldık.

ÖZÜR DİLİYORUM

O akşam seni dinlemediğim için özür dilerim.

Sorularına cevap verip asıl soruyu duymadığım için özür dilerim.

Sana çözüm sunmanın, seni duymakla aynı şey olduğunu sandığım için özür dilerim.

Yorgunluğumu saklamayı güç sandığım için özür dilerim.

Ve kendi taşıma biçimimi doğru, seninkini eksik gördüğüm zamanlar için.

Koşmak bir kaçış mıydı?

Tam bilmiyorum.

Bir kısmı kaçış olabilir.

Bir kısmı gerçekten gerekliydi.

Ama artık şunu biliyorum:

Bir şeyi yapmak zorunda olmak, onu seni dışarıda bırakarak yapmak zorunda olduğum anlamına gelmiyordu.

Bunu daha önce görmeliydim.

AMA BEN DE YARALANDIM

Bunu söylemek daha zor.

Çünkü özür diledikten sonra insanın kendi yarasından söz etmesi, özrünü geri alıyormuş gibi görünebilir.

Ama ilişkiler bu kadar temiz değil.

Bir insana haksızlık etmiş olabilirsiniz.

Ve aynı insan size de haksızlık etmiş olabilir.

Seni görmediğim zamanlar oldu.

Senin de beni görmediğin zamanlar oldu.

Ben sana bir özür borçluyum.

Bu, senden hiçbir şey bekleyemeyeceğim anlamına gelmiyor.

Benim yanlışım seninkini silmez.

Seninki de benimkini.

İlişki mahkeme değil.

Birimiz kusurluysa diğeri otomatik olarak masum olmuyor.

Bazen aynı olayın içinde iki insan da yaralanıyor.

Bazen ikisi de birbirinden aynı şeyi bekliyor:

“Beni gör.”

O akşam benim de ihtiyacım vardı.

Birinin bana:

“Sen nasılsın?”

demesine.

Bunu senden bekledim.

Ama söylemedim.

Sen de benden bir şey beklemiş olabilirsin.

Sen de söylemedin.

Sonra ikimiz de kendi sessizliğimizi diğerinin ilgisizliği sandık.

Ve insan bazen en çok, hiç söylemediği ihtiyacın karşılanmamasına kırılıyor.

ÖZÜR BEKLEMEK

Senden hâlâ bazı cümleler duymak istiyorum.

Ama artık senin bunları kendiliğinden anlamanı beklemenin adil olmadığını da biliyorum.

Benim de söylemem gerekiyor:

Şuna kırıldım.

Burada yalnız kaldım.

O gün senden bunu bekledim.

Bunu duymaya ihtiyacım var.

Çünkü özür beklemek her zaman karşıdakini suçlu ilan etmek değildir.

Bazen insan yalnızca şunu duymak ister:

“Evet. Orada canını yaktım. Şimdi görüyorum.”

Özür geçmişi değiştirmez.

Olanı geri almaz.

Ama yaşanan şeyi ortak bir gerçekliğe dönüştürür.

Biri artık:

“Öyle bir şey olmadı.”

diğeri:

“Oldu ve hâlâ içimde.”

diye yaşamaz.

İkisi de aynı yere bakabilir.

SENDEN İSTEDİĞİM

Senden hemen bir özür istemiyorum.

Kendime de beraat istemiyorum.

Bir akşam oturalım istiyorum.

Ben sana ne kadar yorulduğumu anlatayım.

Sen bana neyi görmediğimi anlat.

Ben seni dinlerken kendimi savunmamaya çalışayım.

Sen de beni dinlerken kendi acının benimkini geçersiz kılmadığını hatırla.

Kimin haklı olduğuna karar vermeden önce,

birbirimize ne yaptığımızı anlayalım.

Çünkü haklı olmak, karşıdakinin yarasını ortadan kaldırmıyor.

Ben koşmayı tamamen bırakmayacağım.

Bu benim bir parçam.

Ama eve girdiğimde telefonu cebime koyabilirim.

“Yarın ne yapacağız?” demeden önce:

“Bugün nasıldın?”

diyebilirim.

Cevabın uzun sürerse bekleyebilirim.

Seni düzeltmeden dinleyebilirim.

Ve sana şunu sorabilirim:

“Şu anda neyin içindesin?”

Ben de bazen aynı soruyu duymaya ihtiyaç duyuyorum.

AYNI EVDE İKİ YALNIZLIK

İlişkilerde tuhaf bir şey var.

Karşımızdakinin bize yaptığını ayrıntısıyla hatırlıyoruz.

Bizim ona yaptığımızı ise daha kolay açıklıyoruz.

“Çok yorgundum.”

“Başka çarem yoktu.”

“Öyle demek istemedim.”

“Ben de kötü durumdaydım.”

Sonra iki insan karşı karşıya geliyor.

İkisinin de elinde kendi yarası.

İkisi de aynı şeyi bekliyor:

“Önce sen gör.”

Ve bazen yıllar böyle geçiyor.

Oysa iyileşme belki başka bir cümleyle başlıyor:

“Benim canım yandı.”

Ardından daha zor olan geliyor:

“Ama senin canını nasıl yaktığımı da görüyorum.”

Mesele kimin daha çok acı çektiği değil.

Mesele, iki insanın aynı evde acı çekerken birbirini yalnız bırakıp bırakmadığı.

Ve bazen bir ilişkiyi değiştiren cümle:

“Seni seviyorum.”

değildir.

Daha zor bir cümledir:

“Şimdi görüyorum. O gün sen de yalnızdın.”

Kaynak:
Martin TL, Doka KJ. Men Don’t Cry… Women Do: Transcending Gender Stereotypes of Grief. Brunner/Mazel, 2000.

 

Etiketler: beklemekBünyamindilemekEVikiözürtekÜnalÜst Manşetyaş
PaylaşTweetPaylaşGönderTara
The Turkish Post

The Turkish Post

Önerilen Haberler

Sosyal medyaya sınırlama getiren düzenleme TBMM Genel Kurulunda
Köşe Yazarı

Kemal Albayrak yazdı | Kurdun elinden kuzuyu kurtarmak için siyaset yolu, kendin yemeyi gerektirmez

Suna Yaman yazdı I Fransa’da liseli protestoları büyüyor: Eğitim krizinin ötesine geçen gerilim
Köşe Yazarı

Suna Yaman yazdı I Fransa’da liseli protestoları büyüyor: Eğitim krizinin ötesine geçen gerilim

Fon soruşturmasında 42 kişi, 46 şirket ve 18 fon hakkındaki mal varlığı tedbirleri kaldırıldı
Köşe Yazarı

Kemal Albayrak yazdı | Yağma sofrası düzeni mi?

“Testere Necmi” ve “Ünal Bey” karakterleriyle geniş kitlelere ulaşan: Tarık Ünlüoğlu
Kültür-Sanat

“Testere Necmi” ve “Ünal Bey” karakterleriyle geniş kitlelere ulaşan: Tarık Ünlüoğlu

Popüler Haberler

‘Yolyemezler’ suç örgütüne operasyon: 38 gözaltı

Kahvaltılık çalarken yakalanan 49 yaşındaki baba kelepçeyle gözaltına alındı

“Oğlumu istiyorum, suçunu söyleyin ya da özgürlüğünü verin”

“Oğlumu istiyorum, suçunu söyleyin ya da özgürlüğünü verin”

Fatma Sayan’ın kardeşi, ikinci kez büyükelçi yapıldı

Fatma Sayan’ın kardeşi, ikinci kez büyükelçi yapıldı

Fenerbahçe’nin N’Golo Kanté’ye ödeyeceği maaş belli oldu

Fenerbahçe’nin N’Golo Kanté’ye ödeyeceği maaş belli oldu

Hakim çiftler arasındaki ‘zehirleme’ iddiası yargıya taşındı

Savcıdan dikkat çeken yakalama notu: Dosyanın müştekisi Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı, ivedi acil

Fon soruşturmasında Bulls Yatırım’a da tedbir: Eski bakan yardımcısının eşi ortaklar arasında

Fon soruşturmasında Bulls Yatırım’a da tedbir: Eski bakan yardımcısının eşi ortaklar arasında

Öne Çıkan Haberler (Son 24 Saat)

Sosyal medyaya sınırlama getiren düzenleme TBMM Genel Kurulunda

Kemal Albayrak yazdı | Kurdun elinden kuzuyu kurtarmak için siyaset yolu, kendin yemeyi gerektirmez

Bünyamin Ünal yazdı I Özür dilemek, özür beklemek: İki yas, tek ev

Bünyamin Ünal yazdı I Özür dilemek, özür beklemek: İki yas, tek ev

Eski İsrail Başbakanı Barak: Netanyahu seçimleri erteleyebilecek bir savaşa zemin hazırlıyor

Eski İsrail Başbakanı Barak: Netanyahu seçimleri erteleyebilecek bir savaşa zemin hazırlıyor

TFF, Süper Lig’den 6 kulübü PFDK’ye sevk etti

Hacıosmanoğlu’nun istifası bekleniyor: TFF olağanüstü toplantı kararı aldı

Avrupa vatandaşlarından 2 kat daha fazla cep telefonu kullanıyoruz

Kredi kartında asgari ödeme sınırı 100 bin TL’ye çıktı

Hatice Yıldız yazdı | Yüce Divan yok – İstifa kültürü yok- “Görevden af” yalvarışı var

Hatice Yıldız yazdı | Yüce Divan yok – İstifa kültürü yok- “Görevden af” yalvarışı var

‘Yolyemezler’ suç örgütüne operasyon: 38 gözaltı

Kahvaltılık çalarken yakalanan 49 yaşındaki baba kelepçeyle gözaltına alındı

‘Kredi Kartı Vergisi’ için yeni teklif: 1 milyon limiti olandan 10 bin TL kesilsin

Kredi kart limitini düşürten geri yükseltemiyor

Erdoğan’dan Bahçeli’ye Öcalan desteği

Erdoğan’dan Bahçeli’ye Öcalan desteği

TFF’de istifa iddiası: Hacıosmanoğlu görevi bırakıyor

TFF’de istifa iddiası: Hacıosmanoğlu görevi bırakıyor

Cinsel saldırıya uğradığını söyleyen üniversiteli genç kız ile ilgili şok gerçek

Cinsel saldırıya uğradığını söyleyen üniversiteli genç kız ile ilgili şok gerçek

Vecdi Gönül’ün oğluna SPK’dan sonra yeni bir görev verilmiş

Vecdi Gönül’ün oğluna SPK’dan sonra yeni bir görev verilmiş

Spiker Erhan Çelik’in boşanma aşamasındaki eşi Özlem Gültekin hayatını kaybetti

Erhan Çelik’in eşi Özlem Gültekin Çelik’in ölümünde yeni gelişme

Hakkında

Amacımız, haberlerde tarafsızlık, bağımsızlık ve doğruluk ilkelerine bağlı kalarak, okuyucularımıza en güvenilir ve en nitelikli haberi sunmaktır. Türkiye'de ve dünyada sağlık, ekonomi, siyaset, yaşam, spor, teknoloji, tarih ve gündeme ait gibi birçok alanda geniş bir haber yelpazesi sunarak, okuyucularımıza çeşitli konularda farklı bir bakış açısı kazandırmayı, Türkiye'de, dünyada neler oluyor, Dünyada da Türkiye'de neler oluyor diye merak eden insanların doğru habere zamanında, yazılı ve görsel olarak ulaşacağı büyük bir medya grubu olmayı hedefliyoruz.

false

Bizi takip edin

Kategoriler

  • Bilim-Teknoloji
  • Çalışma Hayatı
  • Çevre
  • Dünya
  • Edebiyat Deneme
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Foto Galeri
  • Gezi İzlenim
  • Gündem
  • Günün Yazarı
  • Güvenlik
  • Haber Analiz
  • Haber İzlenim
  • Haber Kulis
  • Haber Portre
  • Haber Yorum
  • Köşe Yazarı
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Medya
  • Özel Haber
  • Özel Röportaj
  • Politika
  • Portre
  • Sağlık
  • Son Haberler
  • Spor
  • Tarım-Hayvancılık
  • Türkiye
  • Yaşam
  • Yorum

Son Haberler

  • Kemal Albayrak yazdı | Kurdun elinden kuzuyu kurtarmak için siyaset yolu, kendin yemeyi gerektirmez
  • Bünyamin Ünal yazdı I Özür dilemek, özür beklemek: İki yas, tek ev
  • Eski İsrail Başbakanı Barak: Netanyahu seçimleri erteleyebilecek bir savaşa zemin hazırlıyor
  • Hacıosmanoğlu’nun istifası bekleniyor: TFF olağanüstü toplantı kararı aldı

Gizlilik ve Güvenlik

  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Künye

 


 

İletişim
[email protected]
Whatsapp
+1 (224) 817-1794

Tekrar hoş geldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Parolanızı mı unuttunuz?

Parolanızı alın

Parolanızı sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap

Yeni çalma listesi ekle

Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية

© 2023 Turkish Post Haber - Tüm hakları saklıdır.

Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Gizlilik Politikası & Çerez Politikası.