(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Dünya yeniden iki liderin konuşmasını izliyor.
Vladimir Putin ve Donald Trump, 16 Ekim akşamı gerçekleştirdikleri uzun telefon görüşmesinde, Ukrayna savaşından Budapeşte’de yapılması planlanan zirveye kadar uzanan geniş bir gündemi ele aldı.
Ancak görüşmenin merkezinde “barış”tan çok, çıkar dengeleri ve güç gösterileri vardı.
SEMBOLİK BİR MEYDAN OKUMA
Kremlin, iki liderin birkaç hafta içinde Budapeşte’de yüz yüze görüşeceğini doğruladı. Macaristan Başbakanı Viktor Orbán’ın ev sahipliği yapacağı bu buluşma, Avrupa Birliği ve NATO içinde rahatsızlık yarattı. Çünkü Budapeşte, hem Putin’in Uluslararası Ceza Mahkemesi kararlarını tanımayan bir ülke olması hem de Trump’ın Avrupa karşıtı söylemlerine yakın durmasıyla, diplomatik olarak bir “sembolik meydan okuma”ya dönüştü. Zirvenin Avrupa yerine “Avrupa sınırında” yapılması hem Rusya’ya hem Trump’a manevra alanı sağlıyor. Putin açısından bu, UCM baskısına rağmen yeniden sahneye çıkmak anlamına gelirken; Trump için de Avrupa’nın Ukrayna ısrarına karşı “alternatif barış kanalı” oluşturma fırsatı yaratıyor.
TOMAHAWK KRİZİ: BARIŞ MI, PAZARLIK MI?
Görüşmede en dikkat çeken başlık, ABD’nin Ukrayna’ya Tomahawk füzesi gönderme planı oldu. Putin, bu adımın “ilişkileri geri döndürülemez biçimde zedeleyeceğini” söylerken; Trump, kamuoyuna yaptığı açıklamada “barışı önceleyen ama caydırıcılıktan vazgeçmeyen” bir tutumdan söz etti. Ancak Washington kulislerine göre Trump’ın açıklamaları diplomatik olmaktan çok ikili: Bir yandan Kiev’e destek sözleri verirken, diğer yandan Putin’le “ateşkes koşulları” üzerine müzakere sinyalleri gönderiyor. Bu da “barışçıl bir duruş”tan çok, çıkar odaklı bir pazarlık süreci görüntüsü veriyor.
PUTİN’İN STRATEJİSİ: TRUMP’I YALNIZLAŞTIRMAK
Moskova, Budapeşte buluşmasıyla hem Avrupa’nın hem de NATO’nun birlik görüntüsünü sarsmayı hedefliyor. Putin’in asıl hesabı, Trump’ı yeniden “Washington’ın değil, Trump’ın Amerika’sı” çizgisine çekmek. Yani Rus diplomasisi, 2018 Helsinki Zirvesi’ndeki tabloyu tekrarlamak istiyor: İki lider, kameralar karşısında el sıkışıyor; ancak masada Batı ittifakının zayıf halkaları konuşuluyor. Trump’ın bu stratejiye direnip direnemeyeceği belirsiz. Kimi ABD’li diplomatlara göre Trump, yeniden seçilme ihtimaline yatırım yapıyor ve Putin’le “barış yapan lider” imajı peşinde.
ZELENSKİ DENKLEM DIŞINA MI İTİLİYOR?
Görüşmenin zamanlaması da manidar. Trump’ın Putin’le telefon görüşmesini, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile Beyaz Saray’daki toplantısından hemen önce yapması dikkat çekti. Bu durum, Kiev açısından diplomatik bir soğuk duş etkisi yarattı. Ukrayna basını, Washington’ın “öncelik sırasının değiştiğini” ve Trump’ın artık Kiev’i değil Moskova’yı dinlediğini iddia ediyor. ABD’nin Tomahawk tedarik sürecini yavaşlatması da bu şüpheleri güçlendiriyor.
BUDAPEŞTE’DE YENİ BİR DENGE Mİ, YENİ BİR BELİRSİZLİK Mİ?
Budapeşte zirvesi henüz yapılmadan bile büyük sorular yaratıyor: Bu görüşme gerçekten bir “barış masası” mı olacak, yoksa iki liderin birbirine üstünlük kurma oyunu mu? Trump, Avrupa’yı bypass edip Putin’le doğrudan pazarlık masasına oturursa, bu sadece Ukrayna için değil, tüm Batı düzeni için bir kırılma noktası olabilir. Putin’in “diplomatik sahneye dönüşü”, Rusya’nın uluslararası izolasyonunu hafifletirken, ABD’nin küresel liderlik iddiasına gölge düşürebilir. Barış görüntüsü altında jeopolitik bir satranç oyunu oynanıyor. Ve bu oyunda kazananın kim olacağı kadar, masada kimlerin kalacağı da artık belirsiz.
























