Cuma, Temmuz 24, 2026
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Anasayfa Köşe Yazarı

Bizi kim (mi) kurtaracak? I Fatma Zehra Fidan yazdı

İnsanı, her ne şekilde olursa olsun, düşüncenin sancılı iklimine çeken her şey hayırlıdır. Bu bağlamda, hakları çiğnenen muhafazakâr kişi, birey olma güzergâhına girer, kendi mücadelesini verme sorumluluğuna ulaşırsa ülkenin en önemli sorunlarından biri çözülmüş olacaktır. Fakat kendi sorununu başkalarının çözmesini bekler, oturduğu yerde ağıt yakmaya devam ederse, verili durum devam edecektir. Çünkü Sartre’ın dediği gibi “insan, seçimleridir.”

17/09/2025 09:09
Okuma süresi: 6 dk. okuma
A A
Bizi kim (mi) kurtaracak? I Fatma Zehra Fidan yazdı
Facebook'ta PaylaşX'de PaylaşBlueskyWhatsapp
Fatma Zehra Fidan

Fatma Zehra Fidan

46 köşe yazısı

(The Turkish Post) – FATMA ZEHRA FİDAN 

Ülkemiz, tarihinde hiç görülmeyen bir dönemeçte. Ülkeyi bu hâle getiren olayları tekrar etmeye hem yazarda hem okuyanda yeni bir bulantıya sebep olmaya gerek yok. Zaten bunu yapan çok; ortalık pusudaki yeni kaos projelerinden ve bunların sonuçlarından bahseden müzakerelerle dolu. Bu yoldan ayrılacağım. Malûm, hep söylenilenin aksine, sıklıkla yoldan çıkmak gerekir yeni keşifler veya iç aydınlığı için.

Sokrates geride kendi eliyle yazılmış tek cümle bırakmadığı halde, felsefe dünyasını kendisinden önce ve sonra diye anılan iki kısma ayırdı. Bunu, düşüncenin odağına insanı koyarak yaptı. Varoluşçu felsefenin dünü ve bugünüyle ilgili ahkâm kesemem, ancak insanın düşünce oklarını kendi varlığı üzerine çevirmesi insanlık tarihinde önemli bir başlangıç noktası olmalıdır.

Kendi üstüne düşünmek, insanın kendisini gerçekleştirme yoluna girmesi demek. Bu yolun Kierkegaard gibi tanrıya mutlak inançtan geçtiğini iddia edenler de oldu, Nietzsche ve Heidegger gibi tanrısal inançtan özgürleşmekten geçtiğini de. Bu iki uç noktanın birleştiği yer ise, insanın, kendinde varlıkların aksine, kendi için varlıklar olarak kendilerini dönüştürebilecekleriydi. Kendisini dönüştüren insanın içinde bulunduğu toplumu dönüştürmesi ise doğal sonuçtu.

Bu uzun girişi neden yaptım? İçimizde hafakanlar yaratan toplumsal durumun temel sorumlusu olarak iktidar erkine atılıp tutulsa da -bunun bile ne derece yapılabildiği tartışmalıdır- mevcut ürün hepimizindir. Tohumların ekiminden dikiminden, sulanıp beslenmesine, semirip gelişmesine kadar her aşamada bilinç sahibi yurttaşlar olarak bu sürece dahlimiz var. Amacım yeni bir suçluluk duygusu yaratmak veya bilhassa muhalifleri şedit savunma mekanizmalarına sevk etmek değil, sadece kendi varlığımızın gücüne ve etkisine temas etmek.

Kierkegaard “Tanrı benimle ne kast etmiş olabilir?” sorusundan hareketle yaşıyor, bunun kendisini hem özgürleştirdiğini hem de kaygılandırdığını söylüyordu. Tanrının mutlak gücü ve ihatası ona özgürlük duygusu verirken, bireysel kararlarında ve eylemlerinde yanlış yapma ihtimali onu kaygılandırıyordu.

Nietzsche ise tanrıyı öldürmekle dogmalardan kurtulduğunu ve özgürlüğüne kavuştuğunu söylüyordu. Bu özgürlük ona hayatın anlam ve değerini yaratma sorumluluğunun yanında üst insan olma fırsatını vermişti. Nietzsche kaynağından beslenerek varoluşçu dizgeye katılan Sartre “insan seçimleridir” derken, insani özün inşasının tanrısal güçlerden bağımsız, doğrudan insanın kendiliğine bağlı olduğuna işaret ediyordu.

Batı düşüncesinin hamurunu tanrısal olanın karanlık ikliminde çekilen çileler yoğurdu. Batılı birey bu düşünce sancısıyla kâh tanrısal inancı merkeze koyarak, kâh tanrıyı kendi eliyle öldürerek yeni bir varoluş güzergâhı çizdi. Asırlarca süren bu sancılı yürüyüş, batılı bireyi iddiaları bakımından ütopik, sonuçları bakımından ise distopik olan modern topluma ulaştırdı1. Aklın bütün sorunları çözeceği iddiası ne kadar güçlü görünürse görünsün, modern bireye sunulan yepyeni bir kaostu. Modern argümanlarla yoluna devam eden insan, dağın tepesine çıkarmak zorunda kaldığı taşın son anda başlangıç noktasına geri döndüğünü gördü2. Ne ki, bu uğraş alanı onu solduran ve tüketen bir çark olmaktan öte, yeni çözümler ve kendisini tepeye ulaştıracak yeni yollar bulmak bakımından geliştirici bir süreçti. Kutsal dogmaların terkiyle özgürleşmiş bireye kendisini dayatan sorumluluk, böylesine zorlu bir süreci verimli ve meyvedar kılıyordu.

***

Amacım eşsiz kibriyle kendisini dünyaya dayatan batı ile ona maruz kalan doğuyu karşılaştırmak değil. Ancak sosyal problemleri karşılama ve çözme bakımından tarihsel hafızadan beslenen bir insanlık durumuna işaret etmek istiyorum.

Dinsel düşünceyi felsefi düşünceden ayıran temel etken, itaat ve itiraz kavramlarıyla özetlenebilir. Din akla rağmen itaati emrederken, felsefe, akıl temelli bir itirazı varlık nedeni sayar. Bu bağlamda ikisinin bir arada olması pek mümkün görünmez. Tarihsel kodlarındaki din temelli muhafazakârlık, AKP iktidarının başarısındaki temel unsur oldu. Özellikle ilk on yıldan sonra, başlangıçta başarıyla angaje olmuş göründüğü batılı argümanlardan koparak demokrasiden uzaklaştı. Demokrasiden uzaklaşmanın anlamı, hukukun rafa kaldırılması ve muhalif seçmen kitlesinin cezalandırılması, hatta yok edilmesiydi. Hukukun hukuksuzluk zeminine çekilerek bir kanun devletine dönüşme, sadece dinsel hülyalarla yaşayanlarda değil, çıkar musluğu başındakilerde de kabul gördü.

Son tahlilde ülke, hayalini bile kuramayacağı bir zenginlik ve itibara (!) kavuşanlarla, yasal yollardan edindiği neredeyse bütün yurttaşlık hakları gasp edilen yurttaşlar olmak üzere ikiye bölündü. Bu keskin ayırımın özneleri başlangıçta sadece Kürtler ve KHK mağdurlarıyken, şimdilerde CHP ve bütün muhalifler totaliter radara takıldı.

KHK’lı kitle dinsel muhafazakâr bir çizgide yer almak bakımından, yüksek eğitim ve uzmanlık kalitesine rağmen, sistem eleştirisine uzaktır. Bu bağlamda kitlede gasp edilen hakları için mücadele pratiği gelişmemiştir. Aslında mevcut iktidarın en önemli başarılarından biri, kime ne yapacağını, kimden neyi, nasıl talep edeceğini çok iyi bilmesidir. Sessizliğinden ve itirazsızlığından emin olduğu bir kitleyi soykırıma uğratarak varlığını güçlendirme yönelimi, totaliter rejimlerin uygulamalarından hepimize tanıdıktır.

Buradaki mesele, KHK’lı olsun olmasın, hakları iktidar erki tarafından gasp edilen bireylerin buna gösteremediği tepki ve itirazdır. Sanırım bu durumda öne çıkan temel sorun, kendisi için anlam yaratma özgürlük ve sorumluluğundan uzak olmaktır. Dinsel muhafazakâr iklimde sorgulamak, irdelemek ve kendisine dayatılanın daha iyisi için alternatif geliştirmek gibi refleksler dinsel ideoloji adına tırpanlanmış veya yok edilmiştir.

Muhafazakâr kişi, anlamsızlık içinden anlam yaratma sancılarından mahrumdur, çünkü zaten dinsel inanç ve cemaatsel ideoloji yoluyla en yüksek anlama ulaştığını ve üst insan hâline geldiğini düşünmektedir. KHK’lı kitlenin travması, tam olarak ne finansal ne de sosyaldir. O, bugüne kadar kendisini üst insan seviyesine çıkaran bir ideolojinin onu nasıl olup da paryadan bile aşağıya -esfel-i sâfilin mi desek- attığını anlayamamış, henüz şoktan çıkamamıştır.

Her şeyde bir hayır vardır.

İnsanı, her ne şekilde olursa olsun, düşüncenin sancılı iklimine çeken her şey hayırlıdır. Bu bağlamda, hakları çiğnenen muhafazakâr kişi, birey olma güzergâhına girer, kendi mücadelesini verme sorumluluğuna ulaşırsa ülkenin en önemli sorunlarından biri çözülmüş olacaktır. Fakat kendi sorununu başkalarının çözmesini bekler, oturduğu yerde ağıt yakmaya devam ederse, verili durum devam edecektir. Çünkü Sartre’ın dediği gibi “insan, seçimleridir.”

***

Meramımı somutlaştıracak birkaç örnek vereyim.

Julia Butterfly Hill, 23 yaşında, çevreye duyarlı bir kadındı. Ormandaki bir kısım ağaçların mobilya yapımında -dev bir proje için toplu bir ağaç kıyımı söz konusuydu- kesileceğini öğrendiğinde elinden gelen her şeyi yapmak istedi. 60 metre yüksekliğindeki bir ağacın tepesine çıktı ve iki yıl boyunca ağaçtan inmedi. Kendisini destekleyenlerin katkılarıyla ağacın başındaki siperinde hayata tutundu. Direnişine engel olmak isteyen bütün baskılara karşı çıktı ve sonunda başardı: Mobilya şirketi projesinden vazgeçmek zorunda kaldı.

Rosa Parks, 1 Aralık 1955’te halk otobüsünde kendi yerini beyazlara vermeyi reddettiğinde 42 yaşındaydı. Artık bu denli aşağılanmaktan çok yorulduğunu söylüyor ve tutuklanarak cezalandırılmasına rağmen itirazcı tavrını sürdürüyordu. Bu basit görünümlü tavır Amerika’daki zencilerin özgürlük mücadelesinin mihenk taşlarından biri oldu.

Zencilerin özgürlük mücadelesinin başka bir kadın kahramanı Harriet Tubman ise bedeninde köleleştirildiği bir hayatın izlerini taşıyordu. Köleliğe karşı ilk isyanı 13 yaşındayken oldu ve ölünceye kadar özgürlük için mücadeleye devam etti. Bu süreçte kendisini zorlayan en önemli konunun ne olduğu sorulduğunda ise şu cevabı verdi: Köleleri köle olmadıklarına inandırmak.

Harriet Tubman bütün laf kalabalığımı bir cümlede özetlemiş.

Bu süreçte aşmakta zorlandığımız en büyük dağ, yurttaşları yurttaş olduklarına inandırmaktır.

Etiketler: Fatma Zehra FidanÜst Manşet
Paylaş3Tweet2PaylaşGönderTara
Fatma Zehra Fidan

Fatma Zehra Fidan

Önerilen Haberler

Esat Aytan yazdı I Bir Çocuğun Sessiz Çığlığı
Köşe Yazarı

Esat Aytan yazdı I Bir Çocuğun Sessiz Çığlığı

Kemal Albayrak yazdı I Sorumlulara Çağrımdır
Köşe Yazarı

Kemal Albayrak yazdı I Asıl gündem kapatılıyor

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Narin Güran cinayetinde tutuklu aile bireylerinin masum olduğuna inanıyorum
Özel Röportaj

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Narin Güran cinayetinde tutuklu aile bireylerinin masum olduğuna inanıyorum

Ayşem Narlı yazdı I Teknoloji çağında öğrenci olmak!
Köşe Yazarı

Ayşem Narlı yazdı I Teknoloji çağında öğrenci olmak!

Popüler Haberler

Didem Arslan Show TV’den kovuldu 

Didem Arslan Show TV’den kovuldu 

Röportaj I Avukat Hatice Yıldız: CHP, hukuk ve adalet talebinde yetersiz kaldı, mahalleye göre hukuk talep etti

Röportaj I Avukat Hatice Yıldız: CHP, hukuk ve adalet talebinde yetersiz kaldı, mahalleye göre hukuk talep etti

Didem Arslan’ın kovulmasının ardından gözler Müge Anlı ve Esra Erol’da

Didem Arslan’ın kovulmasının ardından gözler Müge Anlı ve Esra Erol’da

Kovulan Didem Arslan Yılmaz Sessizliğini Koruyor

Kovulan Didem Arslan Yılmaz Sessizliğini Koruyor

İspanya Milli Takımı’nın genç yıldızı Yamal Müslüman mı?

İspanya Milli Takımı’nın genç yıldızı Yamal Müslüman mı?

Müge Anlı ekranlara dönebilecek mi?

Müge Anlı ekranlara dönebilecek mi?

Öne Çıkan Haberler (Son 24 Saat)

Halk affetmedi, Uğur Arslan’ın Sakarya’daki imza günü iptal edildi

Halk affetmedi, Uğur Arslan’ın Sakarya’daki imza günü iptal edildi

Show TV’den kovulan Didem Arslan’ın yeni adresi belli oldu

Show TV’den kovulan Didem Arslan’ın yeni adresi belli oldu

Esat Aytan yazdı I Bir Çocuğun Sessiz Çığlığı

Esat Aytan yazdı I Bir Çocuğun Sessiz Çığlığı

Özgür Özel Yeni Parti’nin kurulduğunu duyurdu

Özgür Özel Yeni Parti’nin kurulduğunu duyurdu

Türkiye genelinde 115 maden sahası yatırımcılara açılıyor

Türkiye genelinde 115 maden sahası yatırımcılara açılıyor

PKK, nerede ve nasıl silah bırakacak?

Çerçeve yasa cezaevindeki PKK mensuplarını kapsayacak

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Narin Güran cinayetinde tutuklu aile bireylerinin masum olduğuna inanıyorum

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Narin Güran cinayetinde tutuklu aile bireylerinin masum olduğuna inanıyorum

‘Kredi Kartı Vergisi’ için yeni teklif: 1 milyon limiti olandan 10 bin TL kesilsin

Kredi kart limitini düşürten geri yükseltemiyor

Erdoğan’dan Bahçeli’ye Öcalan desteği

Erdoğan’dan Bahçeli’ye Öcalan desteği

Amedsporlular’dan Fatih Tekke’nin oğlu hakkında suç duyurusu

Amedsporlular’dan Fatih Tekke’nin oğlu hakkında suç duyurusu

Fatma Soydaş’ın tutuklanması sonrası Nihat Hatipoğlu ve oğlundan sessizlik

Fatma Soydaş’ın tutuklanması sonrası Nihat Hatipoğlu ve oğlundan sessizlik

Cinsel saldırıya uğradığını söyleyen üniversiteli genç kız ile ilgili şok gerçek

Cinsel saldırıya uğradığını söyleyen üniversiteli genç kız ile ilgili şok gerçek

Show TV’den kovulan Didem Arslan’ın yeni adresi belli oldu

Show TV’den kovulan Didem Arslan’ın yeni adresi belli oldu

Hakkında

Amacımız, haberlerde tarafsızlık, bağımsızlık ve doğruluk ilkelerine bağlı kalarak, okuyucularımıza en güvenilir ve en nitelikli haberi sunmaktır. Türkiye'de ve dünyada sağlık, ekonomi, siyaset, yaşam, spor, teknoloji, tarih ve gündeme ait gibi birçok alanda geniş bir haber yelpazesi sunarak, okuyucularımıza çeşitli konularda farklı bir bakış açısı kazandırmayı, Türkiye'de, dünyada neler oluyor, Dünyada da Türkiye'de neler oluyor diye merak eden insanların doğru habere zamanında, yazılı ve görsel olarak ulaşacağı büyük bir medya grubu olmayı hedefliyoruz.

false

Bizi takip edin

Kategoriler

  • Bilim-Teknoloji
  • Çalışma Hayatı
  • Çevre
  • Dünya
  • Edebiyat Deneme
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Foto Galeri
  • Gezi İzlenim
  • Gündem
  • Günün Yazarı
  • Güvenlik
  • Haber Analiz
  • Haber İzlenim
  • Haber Kulis
  • Haber Portre
  • Haber Yorum
  • Köşe Yazarı
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Medya
  • Özel Haber
  • Özel Röportaj
  • Politika
  • Portre
  • Sağlık
  • Son Haberler
  • Spor
  • Tarım-Hayvancılık
  • Türkiye
  • Yaşam
  • Yorum

Son Haberler

  • Halk affetmedi, Uğur Arslan’ın Sakarya’daki imza günü iptal edildi
  • Show TV’den kovulan Didem Arslan’ın yeni adresi belli oldu
  • Esat Aytan yazdı I Bir Çocuğun Sessiz Çığlığı
  • Özgür Özel Yeni Parti’nin kurulduğunu duyurdu

Gizlilik ve Güvenlik

  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Künye

 


 

İletişim
[email protected]
Whatsapp
+1 (224) 817-1794

Tekrar hoş geldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Parolanızı mı unuttunuz?

Parolanızı alın

Parolanızı sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap

Yeni çalma listesi ekle

Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية

© 2023 Turkish Post Haber - Tüm hakları saklıdır.

Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Gizlilik Politikası & Çerez Politikası.