(The Turkish Post) – Beynimizi sağlıklı tutmak, Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıkları önlemek için mühim. Peki bütün gün bilişsel yükümüzü kaldıran beynimizin sağlığı için ne yapabiliriz?
Nörobilim alanında doktora öğrencisi olan Emily McDonald, 10 milyondan fazla izlenen viral bir TikTok videosunda, beynini korumak için her gün yaptığı üç şeyi anlatıyor. Sabahları telefonunu kapalı tutmak, olumlu şeyler düşünmek ve işlenmiş gıdalardan kaçınmak.
Öte yandan Utah Üniversitesi’nin nörobiyoloji bölümünden Jason Shepherd ve Northwestern Üniversitesi’nde nörobilim bölümünden Talia Lerner ise McDonald’a ek olarak yapabileceklerimizi şöyle sıralıyor:
1. Öncelikle iyi bir uyku çekin
Uyku sırasında ideal oda sıcaklığı 18 ila 21 derece arasında olmalı. Shepherd iyi bir uyku düzeninin ve her gece altı ila sekiz saat uyumanın beyin sağlığınız için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri olduğunu söylüyor. Kendisi gecede yaklaşık altı ila yedi saat uyumaya gayret ediyor.
Uyku, beynin yeni bilgileri işlemesine, anılar oluşturmasına, yeni kavram ve fikirleri pekiştirmesine yardımcı oluyor. Bununla birlikte alzheimer hastalarının beyinlerinde görülen ve amiloid plakları olarak bilinen proteinlerin toksik birikimini engelliyor.
Ayrıca uyku beynin yeni durumlara ve deneyimlere uyum sağlama yeteneği olan beyin plastisitesini güçlendiriyor. Araştırmalar, beyniniz karşılaştığı zorluklara ne kadar kolay uyum sağlayabilirse, yaşlılık döneminde bilişsel işlevlerinizi o kadar iyi koruyabileceğinizi gösteriyor.
Ancak uzmanlar uyarıyor: Kolaylıkla uykuya dalmak için yatmadan hemen önce ekrana dayalı faaliyetlerden uzak durun.
2. Kalbinizi çalıştırın
Shepherd beynini sağlıklı tutmak için her gün egzersiz yaptığını, çünkü düzenli egzersizin beyne giden kan akışını artırdığını söylüyor.
Araştırmalar düzenli egzersiz yapan kişilerin Alzheimer’a yakalanma riskinin daha düşük olduğunu ve egzersizin yaşlandıkça ortaya çıkan bilişsel gerilemeyi de geciktirdiğini gösteriyor.
Shepherd, resmi önerilerin haftada 150 dakika orta düzeyde egzersiz olduğunu belirtiyor. Ama en hafif aktiviteyi bile “Hiç yoktan iyidir” diye değerlendiriyor. Onun için bu, genellikle köpeklerini günde bir ya da iki kez birkaç km yürütmek veya hafta sonları futbol maçlarında hakemlik yapmak anlamına geliyor.
3. Arkadaşlarınıza vakit ayırın ve sosyalleşin
Lerner, yalnızlığın kişinin ruh sağlığına, duygusal esenliğine ve beyin sağlığına zarar verebileceğini, bu nedenle arkadaşlarımızla olan ilişkimizin önemli olduğunu ifade ediyor. “Genel olarak, güçlü sosyal çevreye sahip insanlar daha uzun yaşama eğiliminde. Diğer insanlarla vakit geçirmek duygusal yaşamınız için, dolayısıyla beyin sağlığı için olumlu” diyor.
Ancak Lerner, yaşlandıkça sosyal ilişkilerimizi sürdürmenin zor olabileceğini de kabul ediyor. Arkadaşları ülkenin dört bir yanına dağılmış olan Lerner, sevdikleriyle iletişimini sürdürmek için sosyal medya ve mesajlaşma uygulamalarını kullandığını söylüyor.
Ayrıca, diğer anne – babalarla tanışmanın bir yolu olarak çocuklarının okulunda düzenli bir şekilde gönüllü çalışıyor. Lerner, “Çocuğunuz olmasa bile, gönüllü çalışmak hem size hem de başkalarına faydası olan bir şey” diye ekliyor.
4. Yeni şeyler deneyin
Evet, alışkanlıklarımız biraz da bizi biz yapan şeyler ama onlara körü körüne bağlı kalmamak gerekiyor. Arada bir de olsa rutinlerinizi değiştirmeye çalışmakta fayda var.
Shepherd yeni insanlara, yerlere ve zorluklara maruz kalmanın zihninizi formda tutabileceğini, beyin plastisitesini geliştirebileceğini ve beyninizi güçlendirebileceğini ifade ediyor. Ayrıca araştırmacı ve akademisyen olarak yaptığı işlerin dışında fotoğrafçılıktan ve müzik dinlemekten hoşlanıyor.
Ancak yeni şeyler denemek illaki seyahat etmeniz ya da yeni bir hobi edinmeniz gerektiği anlamına gelmiyor. Bu daha önce hiç çözmediğiniz zor bir bulmacaya girişmek ya da beyninizin farklı insanlara uyum sağlamayı öğrenebileceği yeni sosyal ortamlara girmek basit gibi basit şeyler de olabilir.
Yeni şeyler öğrenmek beyin plastisitesine destek oluyor. Beyninizi yeni ve farklı şekillerde kullanmak daha güçlü bir zihni beraberinde getiriyor.
5. Sağlıklı ve çok yönlü beslenin
Araştırmalar taze sebzelerle dolu ve işlenmiş gıdaların az olduğu bir beslenme düzeninin beyninizin biyolojik yaşı için adeta bir mucize olduğunu ortaya koyuyor.
Elinizden geldiğiniz kadar paketlenmiş ürünlerden ve yüksek oranda işlenmiş gıdalardan uzak durun.
Birçok çalışma paketlenmiş ürünlerin ve yüksek oranda işlenmiş gıdaların genel sağlığı olumsuz etkileyebileceğini; diyabet, yüksek kolesterol veya yüksek tansiyon gibi sağlık sorunları riskini artırabileceğini gösteriyor.
Bu hastalıklar farklı organları farklı şekillerde etkiliyor ama genellikle beyniniz de dahil olmak üzere tüm vücudumuza zarar veriyor.
Lerner, “Örneğin yüksek tansiyonunuz varsa, felç veya vasküler demans gibi beyinle ilgili sorunlar için daha yüksek düzeyde risk altında olabilirsiniz. Yani yüksek oranda işlenmiş gıdaların kötü olmasının birçok nedeni var” diyor.
Yani beyninizi ve vücudunuzu sağlıklı tutmak için işlenmiş gıdaları sınırlandırın; meyve, sebze, yağsız et ve tam tahıllardan oluşan çok yönlü bir beslenme düzenini benimsemeye çalışın. Lerner, “Sonuçta beyniniz vücudunuzun bir parçası. Şayet beyninizi korumak istiyorsanız vücudunuzu sağlıklı tutmanız önemli” diyor.




















