(The Turkish Post) – ASLI GÜNEY
Türkiye gündemini takip etmek çok zor. Sürekli bir hareketlilik ortaya çıkıyor. Siyasetinden spor etkinliklerine kadar, her türlü alanda ciddi bir yıpranma söz konusu. Özellikle siyasetin intikal ettiği alanlarda kokuşma zirveye çıkmış durumda. Mart ayında yapılan yerel seçimler sonrasında ortaya çıkan görüntüler de bunun bir göstergesi. Kamu kaynaklarının pervasızca nasıl kullanıldığı aşikâr. Bunun da halkın ihtiyaçlarından ziyade, yöneticilerinin ve çevresindeki belirli gruplar için belirlenmesi ise ahlaki bir sorun olarak duruyor. Ayrıca belediyelerin milyarlarca liralık bir borç batağına sağlanmış olmasıysa, yöneticilerdeki beceriksizliğin bir göstergesi olarak ortaya çıkıyor. En önemli sorunsa, her yıl denetimi yapılan belediye kaynaklarında bu dengesizliğin tespit edilememesi. Burada da şu sorun ortaya çıkıyor. Belediyelerdeki cari zarardan sadece yöneticiler değil, denetimi yapıp, hiçbir kusur bulamayan kamu denetçileri de aslen sorunludur.
Bir hukukçu olarak Türkiye’de yıllarca görev yaptım. Bu süre zarfında Ankara ve İstanbul’da siyasetçisinden işadamına, gazetecisinden kamu görevlilerine kadar yüzlerce kişiyle oturup kalktım. Bugün Türkiye’de halen görevde olan kişilerle de, yakinen tanıdıklarım azımsanmayacak kadar çok. İşte bu kişilerden ikisinin dün sosyal medyada karşılıklı atışmalarına şahit oldum. Bunlardan birisi gazeteci yazar Deniz Zeyrek, diğeri de eski bakanlardan Mustafa Varank’tı. Zeyrek’i yakinen tanırım. Ahlaklı, dürüst ve karakterli bir gazetecidir. Yurtdışına çıktıktan sonra bir daha kendisiyle görüşme fırsatım olmadı. Ancak kendisini yıllardan beri takip etmeye devam ediyorum. Duruşundan hiçbir milim sapmadı. Doğru bildiklerine cesurca söylemeye devam ediyor.
Dün de bunun bir örneğine şahit oldum. Gazeteci Zeyrek, Mustafa Varank ile ilgili bazı iddialarda bulundu. Burada bir hukukçu olarak şunun altını çizmem gerekiyor. Müddei iddiasını ispatlamakla mükelleftir. Zeyrek, dün ağzından çıkan ifadeleri şayet, kamuoyu nezdinde ses getirsin diye söylemişse büyük bir skandal. Ancak iddialar doğru ise acilen bilgileri savcılıkla paylaşması gerekiyor. Kaldı ki, AK Parti milletvekili Mustafa Varank da Zeyrek’e hodri meydan dedi. Bakalım Zeyrek nasıl bir adım atacak. Benim ilmine ve bilgisine güvendiğim Zeyrek, elinde bilgi ve belge olmadan boşuna sallamaz.
Gelelim asıl meseleye. Gazeteci Zeyrek, eski bakan ve AK Parti milletvekili Mustafa Varank için “Devlet memuru maaşı alırken, İstanbul Zekeriyaköy’de 100 milyonluk havuzlu villayı nasıl alabilir?” diye sordu ve bu işlemlerin başkası üzerinden yapıldığını iddia etti. Zeyrek, Varank ile ilgili “Mustafa Varank, devlet memuru maaşı alırken Ankara Angora’da 2 dönüm arazi üzerine tripleks villayı nasıl yaptırabilir” dedi bir anda. Zeyrek sözlerine şöyle devam etti “Mustafa Varank, devlet memuru maaşı alırken Ankara Angora’da 2 dönüm arazi üzerine tripleks villayı nasıl yaptırabilir ya da İstanbul Zekeriyaköy’de 100 milyon küsurluk havuzlu villayı nasıl alabilir? Bu nasıl mümkün olabilir? Şimdi ‘Yok’ diyecek ama başka birinin üzerine alıp sonra sattılar. Belgeleri ve fotoğrafları bende mevcut. Bunları yaptıktan sonra da caminin önünde iki tane fotoğraf verip aklandığını düşünüyor.”
Bu sözlerin ardından Mustafa Varank’ta tepkisini sosyal medyadan paylaştı. AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank, Sözcü Gazetesi yazarı Deniz Zeyrek’in kendisi hakkındaki “havuzlu villa” iddialarına tepki gösterdi. Varank, “Azıcık haysiyetin varsa, o ‘elimde görüntüler var’ dediğin havuzdaki fotoğrafımı ortaya çıkart; yarın tüm görevlerimden istifa edeyim. Üniversitede kendi şirketimi kurdum. Amerika’da sadece okumakla kalmadım, yıllarca da orada çalıştım. Herkes senin kadar çapsız değil” dedi. Varank iddiaları tamamen yalanladı. Artık top iddia sahibinde. Mutlaka ağzından çıkan ifadelerin bir ete kemiğe bürünmesi gerekiyor. Aksi durumda hukuki bazı müeyyidelere maruz kalabilir. Bu açıdan önümüzdeki birkaç günde ciddi itiraflar ortaya çıkabilir. Bekleyip göreceğiz.
Burada beni ilgilendiren temel sorun Deniz Zeyrek’in iddiaları. Burada savcıların devreye girmesi gerekiyor. Söz konusu iddiaları resen incelemeli. İki tarafın da bilgisine başvurmalı. Bir kamu görevlisinin gerçekten de, söz konusu iddialarda geçtiği gibi 100 milyon liraya bulan mal varlığı söz konusu mu? Varank, iddia edildiği gibi Ankara’da Angora’da lüks villa inşa ettirdi mi? Savcılık bunları acilen incelemeli. En azından kamuoyunda oluşan intibalar aydınlığa kavuşmalı. Bakalım hukuk işleyecek mi, yoksa gerçekler örtbas edilecek mi?






















