(The Turkish Post) – ASLI GÜNEY
Cumhur İttifakı, her gün yeni bir bilgiyle Türkiye gündemini belirliyor. Aslında bu Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Başbakan iken en iyi yaptığı stratejilerden biriydi. Özellikle yurt dışı gezileri öncesinde havalimanında bazı mesajlar verir, Türkiye’ye dönene kadar bu sözlerini konuştururdu. Kamuoyunun havasına göre de, gerekli adımları atmaktan çekinmezdi.
Ancak Mart 2023 seçimleri sonrasında belediyelerde yaşanan travmatik kayıplar, Ak Parti’ye bir dönem düşünme fırsatı verdi. Ve son altı aydan beri Cumhur İttifakı, Türkiye gündemini yeniden belirlemeye başladı. Aslında bu adımlar, toplumun temel sorunlarından ziyade, yapay gündemlerin konuşulmasını sağlamak için atılan adımlardan ibaret olduğu herkesin malumu. Özellikle Türkiye’de enflasyonun söylenenden yüksek olması, ekonomin çarklarının iyi dönmemesi, kira bedellerinin yüksek olması ve asgari ücretle geçim şartlarının zor olmasından dolayı, vatandaşlarda ciddi tepkiler oluşuyor. Ancak iktidar bloku, yapay gündemlerle, sıkıntıları tamamen halının altına süpürüyor. Muhalefet blokunda bulunan siyasi partilerin de, toplumun temel sorunlarına hiçbir çözüm yolu gösterememesi, halkın iktidardan umudunu kesmemesine neden oluyor. Ana muhalefet partisi CHP’nin erken bir seçim için nabız yoklamasına karşın, iktidarın bu noktada zerre taviz vermemesi bazı kalıtsal sorunları da beraberinde getiriyor.
Türkiye’de erken seçimin olup olmayacağı, terör örgütü PKK’nın kurucusu Abdullah Öcalan’ın tahliyesi yönünde ciddi konular konuşuluyor. Bu söylemlerin gündeme geldiği dönemde, yaşadığım ülkede, Ak Parti’nin Hukuk İşleri’nde görevli eski bir arkadaşımla bir araya geldik. Ak Partili bürokrat dostum, son dönemlerde artan ekonomik ve siyasi baskılar altında, partinin bir erken seçimi değerlendirip değerlendirmediği, Öcalan’ın tahliye olacağı iddialarıyla ilgili önemli değerlendirmeler paylaştı. Ayrıca, çözüm süreci benzeri bir stratejinin tekrar gündeme gelip gelmeyeceğine ilişkin de bazı kulis bilgiler paylaştı. Baştan ifade etmem gerekir ki, bu söylemler partinin bir görüşünden ziyade, dostumun öngörüleri ve perspektiflerinden ibaret.
Türkiye kulislerine göre, Cumhur İttifakı’nın özellikle ekonomik kriz ve hayat pahalılığı gibi konular karşısında zemin kaybettiği yönünde bilgiler yer alıyor. Bundan dolayı da muhalefet partileri, erken seçim seçeneğini kaçınılmaz olarak görüyor. Kaynağıma göre; Ak Parti’nin erken seçim kararı alması, mevcut siyasi atmosferde oldukça riskli bir hamle olarak değerlendiriliyor. Muhalefetin son yerel seçimlerdeki başarısı ve ekonomik göstergelerin henüz halkta güven tazeleyecek seviyede olmaması, erken seçim tartışmalarının, Cumhur İttifakı kanadında temkinli bir şekilde yürütülmesine neden oluyor.
Elde edilen bilgilere göre; parti içinden gelen bilgiler, seçimlerin olağan takvimine sadık kalınacağı yönünde. Ancak bir erken seçim ihtimalinin tamamen göz ardı edilmediği de konuşulan bilgiler arasında yer alıyor. Bunun gerçekleşmesi için de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ya da TBMM’nin erken seçim kararı alması gerekiyor. Anayasal olarak Meclis’te Cumhur İttifakı’nın yeterli salt çoğunluğu bulunmuyor. Öcalan hamlesi ile aslında DEM Partisi’nin hukuksal desteği alınmak isteniyor. Diğer yandan Erdoğan’ın seçim kararı alması, bir sonraki dönem için ‘yeniden aday olamaz’ söylemlerinden dolayı hiç gündeme gelmiyor. Ancak partinin hukuk birimleri son dönemde iki tez için de ciddi bir çalışma yürütüyor. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2028 yılına kadar görev süresi bulunuyor. Ekonominin ve dış politikanın bu kadar belirsiz olduğu bir süreçte, partinin seçime gitmesini kimse istemiyor. Ancak ekonomik göstergelerin yeniden artıya geçmesi ve Suriye başta olmak üzere, dış politikada seçim meydanlarında kullanılabilecek argümanların oluşması halinde partinin süreci yeniden değerlendirebileceği ifade ediliyor.
Yine, Türkiye’de MHP lideri Devlet Bahçeli’nin gündeme getirdiği, PKK kurucusu Abdullah Öcalan’ın yeniden kamuoyu önüne çıkabileceği, hatta belirli şartlar altında tahliye edilebileceğine dair bilgiler de paylaşılıyor. Bu kapsamda DEM Partili bazı vekillerin Öcalan ile hafta içinde görüş yapabileceği dile getiriliyor. Kaynağa göre; bu iddialar çerçevesinde, Türkiye’nin Kürt meselesinde yeni bir açılım dönemi başlatacak. Ancak bu tür bir hamlenin, 2014 öncesi olduğu gibi, hem MHP tabanı hem de geniş milliyetçi seçmen üzerinde ciddi etkiler yaratabileceği endişesi taşınıyor. Ak Parti’nin böyle bir adımı atması halinde bu hamleyi nasıl bir politik söylemle sunacağı konusunda, ciddi fikir alışverişlerinin yapıldığı aktarılıyor. Bu noktada, Öcalan’ın avukatlarıyla görüşme taleplerinin sıklaşması ve bazı basın organlarında “çözüm süreci” benzeri mesajların dillendirilmesi, bu ihtimalleri kuvvetlendiriyor. Öcalan’ın tahliyesi gibi radikal bir adımın, bölgesel dengelerde ve Kürt seçmen üzerinde yaratabileceği etkiler de Cumhur İttifakı cephesinde ince ince hesaplanıyor. Bununla birlikte, böyle bir stratejinin milliyetçi seçmenle bağları koparabileceği riskinin de farkında olduklarını belirten kaynak, bu endişelerden dolayı da aceleci davranılmadığını dile geriyor. Ayrıca Öcalan’ın tahliye talebinin MHP lideri Bahçeli’den gelmesinden dolayı da Ak Parti’nin oylarında ciddi bir değişikliğe sebep olmayacağının altı çiziliyor.





















