(The Turkish Post) – ASLI GÜNEY
İstanbul, güne kaotik bir saldırı haberiyle uyandı. Sarıyer’deki Santa Maria Kilisesi’ne pazar ayini sırasında silahlı bir saldırı düzenlendi. Silahlı eylemin ardından bir kişi hayatını kaybetti. Saldırının ardından başta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan olmak üzere İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya olmak üzere bütün yetkililer tepkilerini ortaya koydu. Söz konusu saldırıda bir terör eylemi olup olmadığı üzerinde çalışma yapılıyor. Ancak eylemi basit bir silahlı saldırı olarak düşünmek, olayın perde arkasını gölgelemek anlamı gelir. Bundan dolayı silahlı saldırıyı gerçekleşen katilden ziyade, perde arkasında kim ya da kimlerin olduğu araştırılmalı. Hatta arkasına ülkede kaos eylemi yapmayı amaçlayan dış kaynaklı bir grubun olup olmadığı üzerinde de titiz bir çalışma yapılmalı.
Uzun yıllardan beri ülke dışında yaşıyorum. Ve ülkemde gerçekleşen herhangi bir terör eylemi karşısında tüylerim diken diken oluyor. Neticede ailem ve sevdiğim dostlarım bu ülkede yaşıyor. Olası bir saldırı anında hemen korkuyla önce ailemi, sonra da dostlarımı arıyorum. Dün de öyle oldu. Sarıyer’deki saldırı sonunda pek çok telefon görüşmesi gerçekleştirdim. Ve konuşmalarımın sonunda kiliseye yönelik gerçekleşen saldırının basit bir eylem olmadığını kanaatime vardım. İşte buradan hareketle aklıma hemen 2005 yılı geldi. AK Parti’nin yeni yeni palazlanmaya başladığı dönemde Türkiye’nin farklı şehirlerinden saldırı ve cinayet haberleri gelmeye başlamıştı. Önce Trabzon’daki Santa Maria Katolik Kilisesi rahibi Andrea Santoro ayin sırasında 17 yaşındaki bir genç tarafından infaz edildi. Ardından 19 Ocak 2007’de Türk halkına ve Türkiye’ye büyük aşkla bağlı olan Ermeni gazeteci- yazar Hrant Dink, 18 yaşındaki Ogün Samast adı verilen işsiz bir genç tarafından sokak ortasında öldürüldü. Bu olayın kanı kurumadan bu kez Nisan 2007’de Malatya’daki Zirve Yayınevi’ne yapılan baskında biri Alman ikisi Türk üç Hristiyan’ın boğazları kesilerek öldürüldü. Olayın ülkede kaotik bir süreç başlatan karanlık ellerin bir operasyonu olduğu ayan beyan ortadaydı. Bazı şüpheli ve tanık ifadeleri de cinayetin perde arkasına ışık tutuyordu. Ülkede varlığını sürdürmek isteyen derin ve karanlık yapılarla, dış bağlantılarının olduğu zaman içerisinde ortaya çıkarıldı. Bu bahsettiğim sadece birkaç eylem. Ve olayın anından ziyade sonrasını hesaplamak gerekiyor. O süreçte amacın Avrupa Birliği ile iyi ilişkiler içerisinde olan AK Parti iktidarını boşa düşürmek olduğu ayan ve beyandı. O dönemde gazeteci Hrant Dink’in katilinin de Trabzonlu olması ve 18 yaşından küçük olması gözleri Trabzon şehrine çevirdi o dönemde. Bazı kamu görevlileri ciddi soruşturmalar geçirdi. Ancak olayın perde arkasına bir adım kalmışken, kaotik ve derin yapılar soruşturmaları akamete uğratmayı yine başarmıştı.
İnternet sitelerine yansıyan bilgilere göre; İstanbul Latin Katolik Cemaati Episkoposu Massimiliano Palinuro, Sarıyer’deki Santa Maria Kilisesi’ne yapılan saldırıyla ilgili yazılı bir açıklama yayınladı. Palinuro, yapılan saldırı, “Yetkililerden adaleti yerine getirmelerini ve yapılan kötülüğün kökünden kesilebilmesi için olayla ilgili hakikati araştırıp ortaya çıkarmalarını istiyorum” açıklamasında bulundu. Bir hukukçu olarak söylemem gerekiyor. Savcılıklarca yayın yasağı koymak hiçbir zaman kesin çözüm olmaz. Bundan dolayı olayı ayan beyan açıkça konuşmak gerekiyor. Aksi durumda toplumun kafasının içerisinde farklı soru işaretleri oluşmaya başlar. Muhtemel zanlıların henüz bir grupla bağlantılı olup olmadığı araştırılıyor. Kesinlikle de araştırılmalı. Episkoposu Massimiliano Palinuro da Hrant Dink ve Andrea Santoro cinayetlerini yakinen bildiği için siyasi iktidarı dikkatli olmaları yönünde uyarıda bulunuyor. Bu açıdan Sarıyer’deki cinayet basite indirgenmemeli. Sanığın hem ülke içerisinde hem de dış kaynaklı bağlantıları titizlikle incelenmeli. Özellikle yaklaşan yerel seçimler öncesinde titizlik seviyesi artırılmalı.
Olayın en önemli noktası da aslında burada başlıyor. İstanbul özellikle son dönemde turizmin en önemli noktaları arasında yer alıyor. Avrupa vatandaşları başta olmak üzere kongre turizminin merkezi konumunda. Kilise saldırısı bu yönden çok önemli. Türkiye’ye gelecek yabancı turistlerde oluşacak etkileri minimuma indirmek için emniyet birimlerine büyük görev düşüyor. Hiç zaman kaybetmeden.






















