(The Turkish Post) – ASLI GÜNEY
Türkiye’deki yargının geldiği durumla ilgili analiz yapmayacağım. Bu konuda hukuk camiasına sözüm var! Çünkü yargı camiasının eleştirilecek bir durumu kalmadı maalesef. Artık yargı camiası gözünü ve kulağını kapatmış, dışarıdan gelen her aykırı sese, feveran ediyor. Kaldı ki, eleştirileri de dikkate aldığı yok zaten. Bundan dolayı ben de yargıyla ilgili kalem oynatmanın gereksiz olduğu görüşüne sahip oldum.
Ancak şu var ki, Türkiye’de yargı kurumları ile ilgili hem Avrupa’da hem de içeride çok sayıda anket yapıldı. Söz konusu raporlarda bu güvensizlik durumu, yüzde 10 ile 20 arasında kalmıştı. Bu başlı başına yargı mensupları için büyük bir ayıp. Ancak söz konusu yanlışı düzeltmek için de kimse elini taşın altına koymadı. Koyamadı dersek daha uygun olur kanımca. Aslında bu güvensizlik ortamı bazı çevreler için adeta bir rant ve gelir kapısına çevrilmiş. Aslında yargıya güvensizliğin düşmesinin nedeni de burada yatıyor…
Malumunuz ben uzaklardan okuyorum. Türkiye’de yaşayan vatandaşlarımızın da haberi olmuştur umarım. Adana’da bayan bir hakim… Evli ve çocuğu var. İddialara göre; hakime hanım, Edirne’de görevdeyken iyi bir gelir kapısı kurmuş kendince. Dost edinme, iş adamlarını ayartma, siyasilerle irtibat kurma ve onlar üzerinden para karşılığı dosya kapattırma. Ohh ne ala iş… Devlet bu hanımefendiye on binlerce lira maaş veriyor. Yetmiyor, kendisi de gelirine yeni gelirler ekliyor. Hem de ne gelir. Milyonlarla ifade edilen bir rakam. Dediğim gibi şu anda bir iddiadan ibaret. HSK, önümüzdeki günlerde rantın boyutunu gözler önüne serecek. Umarım diyerek de not düşüyorum.
RÜŞVETLE DOSYA KAPATAN HAKİM VE SAVCI SKANDALI
Söz konusu hakime hanım ne yapmış biliyor musunuz? Adana’ya tayin olur olmaz, önce zengin bir dost edinmiş! Önce onun maddi gücünü kullanmış. Ardından iş adamı dostunun siyasi bağlantılarını fark edip, ona bazı dosyaları para karşılığı kapattırmış. Bu dosyaların büyük çoğunluğu “FETÖ” dosyası muhtemelen. Sonra buradan da ciddi paralar kazanmış. Yetmemiş kocası hakkında FETÖ soruşturması olduğu için onu da itinayla kapattırmış. Yetmemiş hızlı hakime hanıma. Adana Adliyesi’nde uyuşturucu ve alkol alemiyle zevki doruğuna kadar yaşamış. Bittiğini düşüneceksiniz ama üzgünüm. Hakime hanım, Adanalı işadamı ile 5 yıllık dost hayatında, onun da bir dosyasını savcı bir arkadaşına 500 bin liraya kapattırmış. Anlayacağınız savcı bey 500 bin liralık rüşvet alınca, hakime hanımın sevgilisinin soruşturmasına takipsizlik kararı vermiş. Ve geçen yıllar içerisinde ne Edirne ne de Adana’da hakkında bir soruşturma açılmamış. Hakime hanım gemiyi çok iyi yürütmüş. Öyle ki sevgilisinden ricacı olmuş! Sevgili oğluna bir fabrika bile kurdurmuş! Ayrıca yine kaymakam olan eşi de bu ilişkiden haberdar olmasına rağmen, sesini bile çıkarmamış. Helal olsun kocasına! Bu kadar rahatlık vallahi bana çok geldi. Gerçi onların özel hayatı. Yorum yapmak bana düşmez.
AYŞE ATEŞ’İN EN ZOR BİR HAFTASI
İşte anlattığım yargı camiasının geldiği son nokta. Bu sadece spesifik bir örnek. Bu kararı siz verin. Artık yargıya güvenmek ya da güvenmemek sizlerin elinde. Tabii ki yine de yargıya işiniz düşmesin. Benden söylemesi. Tanıdığınız yoksa Allah yardımcınız olsun. İşte bu kapsamda yazıyı özel bir davayla noktalayacağım. 1 Temmuz’da Ülkü Ocakları eski Başkanı Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin dava Ankara’da başlıyor. Ben de sosyal medya üzerinden Türkiye’deki dosyası yakinen takip edeceğim.
Daha önce yazdım. Sinan Ateş ile aynı dünya görüşüne sahip olmasak da, birbirimizi tanırdık. En azından görüşülebilecek seviyede entelektüel bir akademisyendi. Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş, aylardır Ankara’nın göbeğine adeta kamp kurdu. MHP lideri Devlet Bahçeli haricinde bütün siyasi partilerin genel başkanları ile görüştü. 1 Temmuz’daki dava için yanında olmalarını istedi. Ateş, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı bile Saray’da ziyaret ederek davanın meçhul bir dosya olarak kalmamasını istedi. Çünkü Ateş, iddianame aşamasında delillerin yargı mensuplarınca nasıl ortadan kaldırıldığını gördüğü için yeni bir şok daha yaşamak istemiyor. Ondan dolayı barajını çok geniş alanda kurdu. Şu aşamaya kadar da istediği sonuca ulaştı bana göre. Bir eşin, bir annenin neler yapabileceğini bir kez daha gösterdi. Bu noktada gayretini kutluyorum.
TÜRK YARGISININ ATEŞLE DANSI
Buradan yargı camiasına seslenmek istiyorum. Bürokrasi rüzgarlı bir havada yürümek gibidir. Kimseyi memnun edemezsiniz. Hele ki siyasileri. Siz sadece deliller kapsamında görevinizi yerine getirin. Mahkeme aşamasında hiçbir siyasi parti ya da onunla bağlantılı örgütleri terörize edemezsiniz. Yargılamanın son aşamasında yargı nihai kararı verdiğinde suçlu ya da masum diyebilirsiniz. Şu aşamada davada yargılanan herkes birer şüpheliden ibaret. Ondan dolayı yargı mensupları şunu çok iyi görmeliler. İddianameyi kuş eden savcı da, delilleri dosyadan kaçırmak isteyen savcı da hazan yeli yemiş gibi, sürgün edildiler. Artık onların esamesini kimseler okumaz. Hazırladıkları iddianamenin yetersizliği onlara yeter de artar.
Artık Türk yargısı ateşle dans edecek. Yargılama aşaması tamamlandığında rüştünü Türk milletine ispat edecek. Aksi durumda, yargının üzerindeki güvensizlik iklimi hep sürüp gidecek. Bizden uyarması.






















