(The Turkish Post) – ALPER YILDIZ
Gladyatör gibi efsane filmlerin devamının çekilmesi her zaman tartışma konusu olmuştur. Büyük film stüdyoları, bu tür projelere yatırımlar yaparken, hikayenin devamını üretmenin zorluklarıyla karşılaşıyorlar.
Titanic ve Gladyatör gibi dev yapımlar, izleyicilere unutulmaz deneyimler sunmuş olsa da bu filmlerin devamlarının yapılması imkansız gibi görünüyordu. Ana kahramanların ölmüş olması, devam filmlerinin önündeki büyük engellerden biriydi. Belki de ilk film olmasa, kimse yeni bir Gladyatör filmi izlemezdi.
Efsanenin devam filmi, beklendiği gibi orta düzeyde bir deneyim sunuyor. Bu, son yılların sinema dünyasında oldukça yaygın olan bir durum.
250 milyon dolarlık bütçesinin de sağladığı avantajla yola çıkan Gladyatör-2
Film 250 milyon dolarlık bütçesine rağmen tam bir post prodüksiyon olmuş. Yeşil perde, görsel efekt teknolojileriyle ve başarılı makyaj teknikleriyle dikkat çekerken, zorlu dövüş sahneleri de dublörlerin performanslarına dayandırılmış.
Ancak film bariz bir özgün olmama sorunu yaşıyor ve ne yazık ki ilk filmdeki heyecan ve sürükleyicilikten çok uzak.
Hikaye, Marcus Aurelius’un ölümünden on altı yıl sonra Roma İmparatorluğu’nun yozlaşmış yönetimi ve şiddetli dehşeti arasında geçiyor.
Maximus’un ölümünün ardından Roma’dan kaçırılan oğlu Lucius Verus, büyüyüp Kuzey Afrika’daki Numidia krallığında huzurlu bir yaşam sürmektedir. İşte tam da bu noktadan sonra filmde bir şeyler oluyor; hikaye yüzeysel ve hızlı geçişlerle ilerliyor. Buna rağmen toplamda 148 dakika gibi uzun bir film izlemiş oluyorsunuz.
Seyirciyi bir anda hayrete düşüren sahne ise Colosseum’un suyla doldurulup deniz savaşları tarzı bir kapışma yapılmasıydı. Köpek balıklarının etrafta dolaşıp av beklemesi fazla fantastik gelse de uzman tarihçilere göre bu durum gerçek. Ancak bu historik sahne -genel kanaate göre- bir filmde ilk kez canlandırılıyordu.
Gladyatör 2’nin senaryo yazarı David Scarpa’nın büyük bir “Baba 2” (The Godfather Part II) işi çıkaramadığı açıkça görülüyor. Sadece ana karakterin değiştiği ve ilk filme göre farklı bir “Gladyatör” sunuluyor.
Yeni filmin hikâyesi, arenanın doğasına aykırı olan şiddet karşıtı kritik anlar da dahil olmak üzere, bazı parlak yanlar taşıyor. Ancak, ilk filmi iyi bilenler için pek yeni bir şey sunulmadığı açıkça ortada. Sonuç olarak, karşımızda sadece ana karakterin değiştiği ve orijinalin izinden giden bir “Gladyatör” filmi var.
Keyifli seyirler…






















