Cumartesi, Temmuz 25, 2026
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Anasayfa Köşe Yazarı

Vahap Aktaş yazdı I 27 Mayıs 1960’tan Bugüne: Kendi Çocuklarını Yiyen Anlayış

Türkiye, 27 Mayıs’tan bugüne kendi çocuklarını yiyen bir anlayışın gölgesinde yol aldı. Ancak bu gölge, kader değil. Toplumsal barış, adalet ve özgürlük için, kendi evlatlarını kucaklayan bir anlayışa ihtiyacımız var. Bu, sadece tarihsel bir muhasebe değil, aynı zamanda sosyolojik bir dönüşüm gerektiriyor.

29/05/2026 09:05
Okuma süresi: 3 dk. okuma
A A
Vahap Aktaş yazdı I 27 Mayıs 1960’tan Bugüne: Kendi Çocuklarını Yiyen Anlayış
Facebook'ta PaylaşX'de PaylaşBlueskyWhatsapp
Vahap Aktaş

Vahap Aktaş

65 köşe yazısı

(The Turkish Post) – VAHAP AKTAŞ 

27 Mayıs 1960, Türkiye’nin modern tarihinde bir kırılma noktasıdır. Demokrat Parti’nin (DP) on yıllık iktidarını sona erdiren askeri darbe, sadece bir hükümeti devirmekle kalmadı; aynı zamanda toplumun devletle, siyasetle ve kendiyle ilişkisini derinden sarsan bir sürecin fitilini ateşledi. Bu olay, mitolojik tanrı Kronos’un kendi çocuklarını yemesi gibi, Türkiye’de devletin ve toplumun kendi evlatlarını yok eden bir anlayışın sembolü haline geldi.

Bu çerçevede Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Türkiye evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olmak imkânını vermiyor” sözü, Türkiye’nin toplumsal ve bireysel dinamiklerini anlamak için çarpıcı bir çerçeve sunar.

27 Mayıs 1960 darbesi, yalnızca bir siyasi partiyi hedef almıyordu; aynı zamanda halkın iradesine karşı bir başkaldırıydı.

DP, 1950’de halkın ezici desteğiyle iktidara gelmiş, köylüsüyle, işçisiyle, esnafıyla geniş bir toplumsal tabana hitap etmişti. Ancak, elitler arasındaki gerilim, bürokrasinin ve ordunun “devleti koruma” adına müdahale alışkanlığı, halkın seçtiği liderleri alaşağı etti. Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın idamları, sadece üç insanın trajedisi değil, aynı zamanda bir milletin kendi iradesine vurduğu bir darbeydi.

Bu olay, sosyolojik olarak “devletin kutsallığı” anlayışının toplumun iradesinin önüne geçtiği bir momentti. Osmanlı’dan miras kalan “devlet baba” kavramı, Cumhuriyet döneminde modern bir kılığa bürünerek, askeri ve sivil bürokrasinin halkı “cahil” görerek onun adına karar verme hakkını kendinde bulduğu bir ideolojiye dönüştü. 27 Mayıs, bu anlayışın ilk büyük tezahürüydü. Ancak, bu yalnızca bir başlangıçtı; sonraki yıllarda bu anlayış, farklı biçimlerde kendini yeniden üretti.

27 Mayıs, Türkiye’nin “kendi çocuklarını yeme” ritüelinin yalnızca ilk sahnesiydi. 12 Mart 1971 muhtırası, 12 Eylül 1980 darbesi, 28 Şubat 1997 postmodern darbesi bu anlayışın farklı yüzlerini ortaya koydu. Her bir müdahale, “devleti koruma” gerekçesiyle yapıldı; ancak her biri, toplumun bir kesimini ötekileştirdi, yok etti ya da susturdu. 12 Eylül’de sağcılar ve solcular, 28 Şubat’ta dindarlar hedef alındı. Ancak asıl mağdur, her zaman toplumun kendisi oldu.

Sosyolojik açıdan bu süreç, toplumun farklı kesimlerinin “öteki” olarak damgalanarak devletin hedef tahtasına oturtulmasını içeriyor. Pierre Bourdieu’nün sembolik şiddet kavramı burada anlam kazanıyor: Devlet, kendi meşruiyetini korumak için belirli grupları “tehlike” olarak kodlayarak, onlara karşı fiziksel ve sembolik şiddet uyguladı. Bu, sadece bireylerin değil, toplumun kolektif hafızasının ve güveninin de yok edilmesi anlamına geldi.

Kendi çocuklarını yiyen anlayış, sadece devletle sınırlı kalmadı; toplumun kendisi de bu döngüye katıldı. 27 Mayıs’tan sonra oluşan kutuplaşmalar, sağ-sol, dindar-laik, Türk-Kürt gibi kimlik çatışmalarını körükledi. Her darbe, bir kesimi “vatan haini” ilan ederken, diğerini geçici olarak “makbul” kıldı. Ancak bu makbullük, hiçbir zaman kalıcı olmadı. Bugün bir kesim alkışlanırken, yarın aynı kesim “tehlike” olarak görüldü.

Bu süreç, sosyolog Zygmunt Bauman’ın “akışkan modernite” kavramıyla açıklanabilir. Türkiye’de modernite, sabit bir kimlik ya da ortak bir değerler sistemi üretemedi. Bunun yerine, sürekli değişen “düşman” tanımları ve geçici ittifaklarla şekillenen bir toplumsal yapı ortaya çıktı. Bu akışkanlık, toplumun kendi evlatlarını yemesini kolaylaştırdı; çünkü kimse kalıcı bir güven ya da aidiyet duygusu geliştiremedi.

Bugün, 27 Mayıs’ın üzerinden 65 yıl geçmiş olsa da “kendi çocuklarını yeme” anlayışı farklı biçimlerde devam ediyor. Siyasi kutuplaşma, sosyal medya linçine dönüşen “öteki” damgalamaları, toplumsal barışın önündeki en büyük engellerden biri.

Herkesin “vatanseverlik” adına diğerini suçladığı bir ortamda, ortak bir gelecek inşa etmek zorlaşıyor.

Bu anlayışın kırılması, ancak tarihle yüzleşmekle mümkün. 27 Mayıs’tan günümüze kadar her bir travmatik olay, toplumun kolektif bilincinde bir yara açtı. Bu yaraları sarmak için, devletin “kutsal” statüsünü sorgulamak, halkın iradesini merkeze almak ve farklı kimliklerin bir arada yaşama iradesini güçlendirmek gerekiyor.

Gabriel García Márquez’in dediği gibi, “İnsanlar kendi tarihlerini yazmaz, ama yazılmış tarihlerini değiştirebilir.”

Türkiye, 27 Mayıs’tan bugüne kendi çocuklarını yiyen bir anlayışın gölgesinde yol aldı. Ancak bu gölge, kader değil. Toplumsal barış, adalet ve özgürlük için, kendi evlatlarını kucaklayan bir anlayışa ihtiyacımız var. Bu, sadece tarihsel bir muhasebe değil, aynı zamanda sosyolojik bir dönüşüm gerektiriyor. Kendi çocuklarını yiyen Kronos’un lanetinden kurtulmak, ancak birbirimize sarılarak mümkün olacak.

Etiketler: 27 Mayıs 1960BugüneÇocuklarınıkendislider-mansetVahap AktaşyazdıYiyen Anlayış
Paylaş8Tweet5PaylaşGönderTara
Vahap Aktaş

Vahap Aktaş

Önerilen Haberler

Aile hekimleri üçüncü kez iş bıraktı; sağlık ocakları 5 gün kapalı!
Gündem

Mobbing ve ağır çalışma koşulları: 15 yılda 70 hekim intihar etti

Hazal Kaya: Ahbap’a 120 bin lira bağış yaptım, mağdurum
Magazin

Hazal Kaya: Ahbap’a 120 bin lira bağış yaptım, mağdurum

Halk affetmedi, Uğur Arslan’ın Sakarya’daki imza günü iptal edildi
Magazin

Halk affetmedi, Uğur Arslan’ın Sakarya’daki imza günü iptal edildi

Show TV’den kovulan Didem Arslan’ın yeni adresi belli oldu
Magazin

Show TV’den kovulan Didem Arslan’ın yeni adresi belli oldu

Popüler Haberler

Röportaj I Avukat Hatice Yıldız: CHP, hukuk ve adalet talebinde yetersiz kaldı, mahalleye göre hukuk talep etti

Röportaj I Avukat Hatice Yıldız: CHP, hukuk ve adalet talebinde yetersiz kaldı, mahalleye göre hukuk talep etti

Kovulan Didem Arslan Yılmaz Sessizliğini Koruyor

Kovulan Didem Arslan Yılmaz Sessizliğini Koruyor

Didem Arslan’ın kovulmasının ardından gözler Müge Anlı ve Esra Erol’da

Didem Arslan’ın kovulmasının ardından gözler Müge Anlı ve Esra Erol’da

Fatma Soydaş’ın tutuklanması sonrası Nihat Hatipoğlu ve oğlundan sessizlik

Fatma Soydaş’ın tutuklanması sonrası Nihat Hatipoğlu ve oğlundan sessizlik

İspanya Milli Takımı’nın genç yıldızı Yamal Müslüman mı?

İspanya Milli Takımı’nın genç yıldızı Yamal Müslüman mı?

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Narin Güran cinayetinde tutuklu aile bireylerinin masum olduğuna inanıyorum

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Narin Güran cinayetinde tutuklu aile bireylerinin masum olduğuna inanıyorum

Öne Çıkan Haberler (Son 24 Saat)

Suna Yaman yazdı I Hindistan’da sınav krizi gençlik isyanına dönüştü

Suna Yaman yazdı I Hindistan’da sınav krizi gençlik isyanına dönüştü

Aile hekimleri üçüncü kez iş bıraktı; sağlık ocakları 5 gün kapalı!

Mobbing ve ağır çalışma koşulları: 15 yılda 70 hekim intihar etti

Hazal Kaya: Ahbap’a 120 bin lira bağış yaptım, mağdurum

Hazal Kaya: Ahbap’a 120 bin lira bağış yaptım, mağdurum

Halk affetmedi, Uğur Arslan’ın Sakarya’daki imza günü iptal edildi

Halk affetmedi, Uğur Arslan’ın Sakarya’daki imza günü iptal edildi

Show TV’den kovulan Didem Arslan’ın yeni adresi belli oldu

Show TV’den kovulan Didem Arslan’ın yeni adresi belli oldu

Esat Aytan yazdı I Bir Çocuğun Sessiz Çığlığı

Esat Aytan yazdı I Bir Çocuğun Sessiz Çığlığı

Fatma Soydaş’ın tutuklanması sonrası Nihat Hatipoğlu ve oğlundan sessizlik

Fatma Soydaş’ın tutuklanması sonrası Nihat Hatipoğlu ve oğlundan sessizlik

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Narin Güran cinayetinde tutuklu aile bireylerinin masum olduğuna inanıyorum

Röportaj I Avukat Dr. Levent Mazılıgüney: Narin Güran cinayetinde tutuklu aile bireylerinin masum olduğuna inanıyorum

Show TV’den kovulan Didem Arslan’ın yeni adresi belli oldu

Show TV’den kovulan Didem Arslan’ın yeni adresi belli oldu

‘Kredi Kartı Vergisi’ için yeni teklif: 1 milyon limiti olandan 10 bin TL kesilsin

Kredi kart limitini düşürten geri yükseltemiyor

Erdoğan’dan Bahçeli’ye Öcalan desteği

Erdoğan’dan Bahçeli’ye Öcalan desteği

Cinsel saldırıya uğradığını söyleyen üniversiteli genç kız ile ilgili şok gerçek

Cinsel saldırıya uğradığını söyleyen üniversiteli genç kız ile ilgili şok gerçek

Çektirdiği fotoğraflarla doktor eşini bile “hakimim” diye kandırmış

Çektirdiği fotoğraflarla doktor eşini bile “hakimim” diye kandırmış

Hakkında

Amacımız, haberlerde tarafsızlık, bağımsızlık ve doğruluk ilkelerine bağlı kalarak, okuyucularımıza en güvenilir ve en nitelikli haberi sunmaktır. Türkiye'de ve dünyada sağlık, ekonomi, siyaset, yaşam, spor, teknoloji, tarih ve gündeme ait gibi birçok alanda geniş bir haber yelpazesi sunarak, okuyucularımıza çeşitli konularda farklı bir bakış açısı kazandırmayı, Türkiye'de, dünyada neler oluyor, Dünyada da Türkiye'de neler oluyor diye merak eden insanların doğru habere zamanında, yazılı ve görsel olarak ulaşacağı büyük bir medya grubu olmayı hedefliyoruz.

false

Bizi takip edin

Kategoriler

  • Bilim-Teknoloji
  • Çalışma Hayatı
  • Çevre
  • Dünya
  • Edebiyat Deneme
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Foto Galeri
  • Gezi İzlenim
  • Gündem
  • Günün Yazarı
  • Güvenlik
  • Haber Analiz
  • Haber İzlenim
  • Haber Kulis
  • Haber Portre
  • Haber Yorum
  • Köşe Yazarı
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Medya
  • Özel Haber
  • Özel Röportaj
  • Politika
  • Portre
  • Sağlık
  • Son Haberler
  • Spor
  • Tarım-Hayvancılık
  • Türkiye
  • Yaşam
  • Yorum

Son Haberler

  • Suna Yaman yazdı I Hindistan’da sınav krizi gençlik isyanına dönüştü
  • Mobbing ve ağır çalışma koşulları: 15 yılda 70 hekim intihar etti
  • Hazal Kaya: Ahbap’a 120 bin lira bağış yaptım, mağdurum
  • Halk affetmedi, Uğur Arslan’ın Sakarya’daki imza günü iptal edildi

Gizlilik ve Güvenlik

  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Künye

 


 

İletişim
[email protected]
Whatsapp
+1 (224) 817-1794

Tekrar hoş geldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Parolanızı mı unuttunuz?

Parolanızı alın

Parolanızı sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap

Yeni çalma listesi ekle

Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية

© 2023 Turkish Post Haber - Tüm hakları saklıdır.

Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Gizlilik Politikası & Çerez Politikası.