(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
Türkiye, internet hızında uzun süredir sınıfta kalan ülkelerden biri. Speedtest Global Index 2025 verilerine göre, Türkiye sabit internet hızında yaklaşık 49 Mbps ortalama ile 101. sırada, mobil internette ise 66 Mbps ile 58. sırada yer alıyor. Dünyada lider konumdaki Singapur’da sabit internet ortalama 336 Mbps, mobilde ise BAE yaklaşık 313 Mbps hız sunuyor. Türkiye hem Avrupa hem de dünya ortalamasının oldukça gerisinde.
HEP BAHANE, HİÇ ÇÖZÜM YOK
Yetkililer yıllardır “altyapı yatırımları devam ediyor” açıklamalarını yineliyor. Ancak gelinen noktada, fiber altyapı hâlâ şehir merkezlerinin ötesine yeterince ulaşamıyor. Üstelik internet altyapısının paylaşımı da büyük bir sorun. Operatörler birbirlerinin altyapısından yararlanmakta zorlanıyor. Bu durum, özellikle küçük operatörlerin bölgesel rekabetini engelliyor ve tekelleşme riskini artırıyor. Tüm bu teknik yetersizliklere rağmen Türkiye’de internet fiyatları Avrupa ülkelerine göre oldukça yüksek. Vatandaşlar, sürekli yükselen fiyatlara karşılık aynı kalitede (hatta bazen daha da düşen) hizmet almaktan şikayetçi.
DÜNYAYLA YARIŞMAKTAN ÇOK UZAK
Gazeteci Deniz Zeyrek, geçtiğimiz günlerde katıldığı bir yayında Türkiye’deki internet sorununu çarpıcı bir örnekle gündeme getirdi. Atina’da 30 dakikalık bir videoyu dört dakikada gönderdiğini, aynı videoyu Ankara’dan göndermesinin ise bir buçuk saat sürdüğünü belirtmişti. Bu fark, sadece bir teknik aksaklık değil; Türkiye’nin dijitalleşme kapasitesindeki ciddi geriliğin göstergesi.
“BİLEREK YAVAŞ MI TUTULUYOR?” TARTIŞMASI
İnternet hızının “bilerek yavaş tutulduğu” iddiası Türkiye’de sık sık gündeme geliyor. Özellikle sosyal olaylarda, kritik siyasi gelişmelerde ya da protestolarda bağlantı sorunlarının artması, bu şüpheleri besliyor. Her ne kadar resmi kaynaklar bu iddiaları reddetse de, son yıllarda ifade özgürlüğü ve iletişim hakkı üzerindeki baskılar göz önüne alındığında, vatandaşın kuşkuları destekleniyor.
REKABET VE ŞEFFAFLIK EKSİKLİĞİ
Türkiye’de internetin gelişememesinin temel nedenlerinden biri de rekabet eksikliği. Dev altyapı şirketleri uzun yıllardır piyasayı domine ediyor ve küçük oyuncular için alan bırakmıyor. BTK’nın altyapı paylaşımına yönelik düzenlemelerinin yetersiz kalması, hız artışının önündeki bir başka engel.
Şeffaflık eksikliği, vatandaşın ödediği fatura karşılığında ne aldığını sorgulamasını zorlaştırıyor. Çoğu kullanıcı, paketin vaat edilen hızına hiçbir zaman tam olarak ulaşamadığını dile getiriyor. Öte yandan denetim mekanizmalarının etkisizliği, firmaların fatura kalemlerini şişirmesine ve kalitesiz hizmet sunmasına zemin hazırlıyor.
ÇÖZÜM MÜMKÜN MÜ?
Sorunun çözümü için öncelikli olarak altyapı yatırımlarının hızlandırılması, devlet teşviklerinin şeffaflaştırılması ve regülasyonların güçlendirilmesi gerekiyor. Ayrıca bağımsız denetim mekanizmalarının kurulması, operatörlerin hizmet kalitesini artırmaya zorlanmaları ve fiyatlandırmada daha adil bir modelin benimsenmesi şart.
Türkiye’de internet hızının düşük kalması yalnızca teknik bir aksaklık değil; aynı zamanda kötü yönetilen yatırımların, rekabetsiz piyasanın ve şeffaf olmayan regülasyonların bir sonucu. Vatandaş her ay yüksek fatura öderken, “yükleniyor” ekranına mahkûm edilmeye devam ediyor. Bu durum, dijitalleşmenin önünü kesmekle kalmıyor, aynı zamanda gençlerin ve girişimcilerin küresel rekabette geride kalmasına da yol açıyor.























