(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
6 Şubat 2023’te Türkiye’nin güneyinde meydana gelen 7.8 büyüklüğündeki deprem, Cumhuriyet tarihinin en yıkıcı felaketlerinden biri olarak hafızalara kazındı. Aradan geçen iki yıla rağmen, yaralar tam anlamıyla sarılmış değil. Yüzbinlerce kişi hâlâ konteyner kentlerde yaşam mücadelesi verirken, altyapıdan istihdama, ruh sağlığından konut krizine kadar birçok alanda sorunlar devam ediyor.
Rusya’nın Kamçatka Yarımadası’nda meydana gelen 8.8 büyüklüğündeki deprem ise, benzer bir yıkım beklentisine rağmen çok daha sınırlı bir etkiyle atlatıldı. Bu deprem Türkiye’de yaşanan 7.8 büyüklüğündeki Şubat 2023 depremini yeniden gündeme getirdi. Türkiye’de binlerce insanın hayatını kaybettiği, yüz binlercesinin evsiz kaldığı bu afetle kıyaslandığında, Rusya’daki sonuçlar düşündürücü. Aradaki fark sadece şiddette değil; hazırlık, denetim, müdahale kapasitesi ve uzun vadeli planlamada da ortaya çıkıyor.
KÂĞIT ÜZERİNDEKİ HEDEFLER, GERÇEKLERİN GERİSİNDE
Deprem sonrası hükümetin ilan ettiği 650 bin konut hedefinin sadece %30’u tamamlanabildi. Hatay gibi ağır yıkıma uğrayan illerde bu oran %20’nin bile altında. Kalıcı konutların teslimi sürekli erteleniyor. Bu da vatandaşa verilen sözlerin gerçeğe dönüşmediğini gösteriyor. Geçici barınma çözümleri ise artık “geçici” olmaktan çıkmış durumda. 400 binden fazla kişi hâlâ konteynerlerde, yazın sıcağıyla, kışın soğuğuyla mücadele ediyor.
DEVASA HARCAMALAR, YAVAŞ İLERLEYEN YENİDEN YAPILANMA
Depremin Türkiye’ye maliyeti uzmanlara göre en az 150 milyar dolar. UNDP uluslararası bağışçılardan yaklaşık 60 milyon USD fon sağladı. Ancak bu devasa bütçeye rağmen altyapı çalışmaları, sosyal hizmetler ve yerel ekonomilerin canlandırılması yetersiz kaldı. Özellikle kırsal alanlardaki küçük işletmeler ve çiftçiler destek alamadıklarını belirtiyor. Sadece bina yapmakla toparlanmanın mümkün olmadığını göremeyen bir yaklaşım hâkim.
PSİKOSOSYAL DESTEK GÖZ ARDI EDİLDİ
On binlerce çocuğun ebeveynsiz kaldığı, binlerce insanın yakınlarını ve evlerini yitirdiği bir felaketin ardından psikolojik destek temel ihtiyaç olmalıydı. Ancak kamu hizmetlerinde bu konuya dair ciddi bir planlama yapılmadı. İnsanlar sadece konut değil, güvenlik duygusunu da kaybetti.
RUSYA NEYİ DOĞRU YAPTI?
30 Temmuz 2025’te Rusya’nın doğusunda meydana gelen 8.8 büyüklüğündeki deprem, Japonya’dan Hawaii’ye kadar tsunami alarmına neden oldu. Ancak Rusya’da ciddi yapısal hasar oluşmadı. Uzmanlara göre bunun en önemli nedeni, etkili erken uyarı sistemleri, tahliye planlarının hızlı devreye alınması ve bölgedeki yapıların sismik standartlara uygun olması.
Türkiye’de ise bu üç başlıkta da sınıfta kalındı. 2023 depremlerinde çöken binaların büyük kısmı eskiydi ya da denetimsizdi. Erken uyarı sistemi ise halkın neredeyse hiç haberdar olmadığı bir detay olarak kaldı.
AYNI ACIYI BİR DAHA YAŞAMAMAK İÇİN
Türkiye bir deprem ülkesi. Bunu sadece bilim insanları değil, sokaktaki herkes biliyor. Ancak bildiklerimizle hareket etmiyoruz. Depremden sonra alınan kararların çoğu, kâğıt üzerinde kalan taahhütler olmaktan öteye gitmiyor.
Siyasi irade, inşaat sektörüne dayalı “göstermelik projeler” yerine, yerel halkın ihtiyaçlarını önceleyen, şeffaf ve katılımcı bir afet politikası geliştirmedikçe bir sonraki büyük felakette de tablo pek farklı olmayacak.























