(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
Türk sinema ve tiyatrosunun usta ismi Şener Şen, 61 yıllık sanat hayatına Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahnelenen son oyunla veda etti. Usta oyuncu, sahne sonrası gazetecilere yaptığı kısa açıklamada, “Hayır, bitti” diyerek aktif sanat yaşamını noktaladığını duyurdu.
Şener Şen’in adı sadece bir sanatçının değil, bir dönemin, bir duruşun ve bir halkın ortak hafızasının karşılığı oldu. “Züğürt Ağa”da ağalık düzenine içten bir isyanı oynadı, “Eşkıya”da kaybedenlerin bile onurla direndiğini hatırlattı. “Hababam Sınıfı”nın Badi Ekrem’iyle çocukluğumuzu süsledi, “Gönül Yarası”nda toplumun yaralı vicdanı oldu.
AĞALARDAN GARİBANLARA, HEP HALKIN YANINDA
Sinemada canlandırdığı karakterler çoğunlukla sistemin ezdiği, aldatılmış, yoksul ama onurlu insanlardı. “Züğürt Ağa”da sadece bir karakter değil, değişen Türkiye’nin de aynasıydı. O, roller aracılığıyla sınıfsal adaletsizlikleri, yozlaşmayı, saf iyiliğin zor karşılık bulduğu hayatları anlattı. Sadece gülmek için değil, düşündürmek için oynadı – ağalığı mizahi bir dille vuran karakterler aracılığıyla sınırları aşan performanslar ortaya koydu.
TİYATROYU BIRAKMAMAK BİR DİRENİŞTİ
Adana’da marangoz çocuğu olarak dünyaya geldi. İlk olarak öğretmenlik yaptı, figüranlık yaptı, dublaj yaptı; ama bir gün bile pes etmedi. Şöhret adına değil, sanat adına rol seçti; bu seçicilik, onu sıradan bir oyuncudan usta bir aktöre dönüştürdü.

83 yaşında bile, tiyatroya olan bağlılığından vazgeçmedi. Zorlu turnelere çıktı, sahneye her çıktığında genç oyunculara örnek oldu, halka dokunmaya devam etti. Kararlarında hep tiyatro öncelikliydi, para ya da şöhret değil. Sadece tiyatro yapmakla kalmadı, tiyatroya yeniden değer kazandırdı.
BİR NESLİN DEĞİL, NESİLLERİN SANATÇISI
Şener Şen, sadece bir kuşağı değil, birkaç nesli birden güldürdü, düşündürdü. “Züğürt Ağa”, “Eşkıya”, “Çıplak Vatandaş”, “Gönül Yarası”, “Muhsin Bey” gibi sinema tarihine damga vuran yapımlarda rol aldı. Gerek mizahi gerek dramatik rollerdeki ustalığıyla geniş bir izleyici kitlesinin gönlünde taht kurdu. Topluma bir ders verir gibi değil, hayatı gösterir gibi oynadı. İnsanların içine işleyen şey onun sadece rolü değil; inandırıcılığıydı.
HERKESİN SANATÇISI OLDU
Şener Şen, sansasyonlardan uzak durarak, halkın her kesiminden insanın gönlünde yer edindi. Ne siyasi tartışmaların içinde yer aldı ne de magazin dünyasının gözdesi oldu. Sadece işini yaptı ve bunu da en iyi şekilde gerçekleştirdi. “Eşkıya” filmindeki Baran, “Çıplak Vatandaş”taki İbrahim ve “Gönül Yarası”ndaki Nazım gibi karakterleriyle, izleyicinin gözünde hep ‘bizden biri’ olmayı başardı.
SESSİZ BİR ALKIŞ
Şener Şen’in vedası sessiz oldu: “Hayır, bitti.” Bu sessiz veda, arkasında çığlık gibi bir boşluk bıraktı. Onun sahneden çekilişi, sanatın içtenliğine inananların yüreğine kazındı.
Geride onlarca film, binlerce sahne ve unutulmaz bir iz kaldı.





















