(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
Bir dönem yatırım aracı olarak görülen ikinci el otomobil, bugün satıcının da alıcının da beklemeyi tercih ettiği bir piyasaya dönüştü. Pandemi sonrası yaşanan tedarik krizinin etkisiyle hızla yükselen fiyatlar ve yoğun talep, yerini uzun süredir devam eden bir durgunluğa bıraktı. Galerilerde araçlar haftalarca, hatta aylarca alıcı beklerken, bireysel satıcılar da ilanlarını sık sık güncellemek zorunda kalıyor. Sektör temsilcileri, “telefonlar eskisi kadar çalmıyor” derken, piyasanın temel sorununun artık araç eksikliği değil, alıcı eksikliği olduğuna dikkat çekiyor.
PANDEMİNİN YARATTIĞI BALON SÖNÜYOR
2020-2023 döneminde otomotiv sektöründe küresel çip krizi ve üretim aksaklıkları nedeniyle sıfır araç arzı ciddi biçimde daralmıştı. Yeni araç bulamayan tüketiciler ikinci ele yönelmiş, bu durum da fiyatların rekor seviyelere ulaşmasına neden olmuştu.
Otomobil, yalnızca ulaşım aracı olmaktan çıkıp yatırım enstrümanına dönüşmüştü. Bazı modeller birkaç ay içerisinde değer kazanıyor, ikinci el araçlar sıfır araçlardan bile daha yüksek fiyatlara satılabiliyordu. Ancak bugün tablo tamamen değişmiş durumda. Üretim kapasitesinin artmasıyla sıfır araç tedarikinde yaşanan sıkıntılar büyük ölçüde giderildi. Bayilerin düzenlediği kampanyalar ve indirimler de ikinci el piyasasının cazibesini önemli ölçüde azalttı.
ASIL SORUN FİNANSMANA ERİŞİM
Sektörün ortak görüşüne göre piyasanın en büyük sorunu fiyatlardan ziyade finansman. Taşıt kredilerindeki yüksek faiz oranları, tüketicilerin araç satın alma kararlarını ertelemelerine neden oluyor. Bir otomobili peşin satın alabilecek tüketici sayısı oldukça sınırlı. Kredili alımlarda ise aylık taksitler birçok hane için karşılanması güç seviyelere ulaşmış durumda. Bu nedenle piyasada “beğenmeme” değil, “alamama” sorunu yaşanıyor. Galericiler de son dönemde en çok karşılaştıkları durumun, aracı inceleyen ancak kredi maliyetini görünce satın almaktan vazgeçen müşteriler olduğunu ifade ediyor.
ALICI VE SATICI AYNI BEKLENTİDE DEĞİL
Piyasadaki durgunluğun önemli nedenlerinden biri de beklenti farklılığı. Alıcılar, fiyatların önümüzdeki aylarda daha da düşeceğini düşünerek beklemeyi tercih ediyor. Satıcılar ise geçmiş dönemde oluşan yüksek fiyat algısından vazgeçmek istemiyor. Araçlarını düşük fiyattan satmanın zarar anlamına geleceğini düşünüyorlar. Bu psikolojik eşik, pazarlıkları sonuçsuz bırakıyor. Ekonomide buna “bekleme dengesi” deniliyor. Ne alıcı fiyatı yeterince cazip buluyor ne de satıcı istediği seviyenin altına inmeye razı oluyor. Sonuç olarak ilanlar artıyor ancak satışlar aynı hızda gerçekleşmiyor.
ENFLASYON ORTAMINDA OTOMOBİL ARTIK GÜVENLİ LİMAN DEĞİL
Türkiye’de uzun yıllar otomobil, yalnızca ulaşım ihtiyacını karşılayan bir ürün değil aynı zamanda enflasyona karşı değerini koruyan bir yatırım aracı olarak görüldü. Ancak son dönemde bu algı değişmeye başladı. Sıfır araç kampanyalarının artması, ikinci el fiyatlarının reel olarak gerilemesi ve satış sürelerinin uzaması, otomobilin kısa vadede kazandıran yatırım özelliğini zayıflattı. Artık birçok yatırımcı farklı yatırım araçlarına yönelirken, otomobil satın alma kararını yalnızca ihtiyaç halinde veriyor. Bu değişim de spekülatif talebin önemli ölçüde azalmasına neden oluyor.
GALERİCİLER İÇİN MALİYET BASKISI ARTIYOR
Satışların yavaşlaması yalnızca bireysel satıcıları değil, galerileri de doğrudan etkiliyor. Bir aracın uzun süre stokta kalması sermayenin bağlanmasına, finansman maliyetinin yükselmesine, işletme giderlerinin artmasına neden oluyor. Özellikle küçük ölçekli galeriler açısından bu durum ciddi bir nakit akışı problemine dönüşebiliyor. Eskiden birkaç hafta içinde satılan araçların bugün aylarca beklemesi sektörün kârlılığını önemli ölçüde azaltıyor.
SIFIR ARAÇ KAMPANYALARI İKİNCİ ELİ BASKILIYOR
Otomotiv üreticileri ve distribütörler son aylarda satışları artırmak amacıyla çeşitli kampanyalar düzenliyor. Faiz destekleri, takas avantajları ve indirimler sayesinde sıfır otomobiller birçok tüketici açısından daha ulaşılabilir hale geliyor. Fiyat farkının daralması ise tüketicinin tercihini ikinci el yerine sıfır araçtan yana kullanmasına yol açıyor. Bu durum ikinci el piyasasında fiyatların yukarı yönlü hareket etmesini zorlaştırıyor.
ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE NE BEKLENİYOR?
Uzmanlara göre ikinci el piyasasının yeniden canlanması büyük ölçüde makroekonomik gelişmelere bağlı. Özellikle kredi faizlerinde gerileme, tüketici güveninin artması, enflasyonun düşmesi, finansmana erişimin kolaylaşması, gibi gelişmeler satış hacmini yeniden artırabilir. Ancak mevcut ekonomik koşullar devam ettiği sürece ikinci el piyasasında hızlı bir toparlanma beklenmiyor. Bununla birlikte, fiyatlarda geçmiş yıllardaki sert yükselişlerin yeniden yaşanması da kısa vadede olası görünmüyor.
SORUN ARAÇ DEĞİL, EKONOMİK GÜVEN
İkinci el otomobil piyasasında yaşanan durgunluk, yalnızca otomotiv sektörünün değil, Türkiye ekonomisindeki genel tabloya ilişkin önemli sinyaller veriyor. Geçmişte arz sıkıntısı nedeniyle yükselen fiyatlar bugün yerini talep eksikliğine bırakmış durumda. Finansman maliyetleri, alım gücündeki zayıflama ve tüketicilerin geleceğe yönelik belirsizlik algısı, piyasanın en belirleyici unsurları haline geldi.
İkinci el piyasasında bugün yaşanan sessizlik, otomobilden çok ekonominin mevcut ritmini yansıtıyor. Bu nedenle sektörün geleceğini belirleyecek temel unsur, galerilerdeki araç sayısından ziyade tüketicinin yeniden harcama yapabilecek güveni ve finansal imkana kavuşması olacak.





















