(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
Türkiye’nin adalet sisteminde kritik bir rol üstlenen adli emanet depoları, son günlerde ardı ardına yaşanan skandallarla toplumun güvenini derinden sarsıyor.
Büyükçekmece ve Adalar adliyelerinde ortaya çıkan vakalar, yalnızca münferit olaylar olmadığını, yapısal bir denetim sorunu bulunduğunu gösteriyor.
MİLYONLUK ALTIN VE GÜMÜŞ SOYGUNU
Büyükçekmece Adliyesi’nde görevli zimmet memurunun, yaklaşık 25 kilogram altın ve 50 kilogram gümüşü adli emanet kasasından çalarak market arabasıyla adliyeden çıkardığı tespit edildi. Altınların değerinin 147–154 milyon TL arasında olduğu belirtiliyor. Şüphelinin kaçması üzerine hakkında kırmızı bülten çıkarılması talep edildi.
SİLAHLAR KAYBOLDU: ADALAR ADLİYESİ
Bir başka skandal da Adalar Adliyesi’nde patladı. Burada emanet depolarında bulunan 12 adet silahın kaybolduğu ortaya çıktı. Bazılarının dışarı çıkarıldığı anlaşılırken, üç silahın bulunmasına rağmen geri kalanının akıbeti belirsizliğini koruyor. Bir zabıt katibi de bu soruşturmada tutuklandı.
DİYARBAKIR’DA KELEŞ MERMİLERİ, KARS’TA ASKERİ MALZEME…
Türkiye adliyelerdeki skandalları tartışırken bir haber de Diyarbakır’dan geldi. Diyarbakır Adliyesi’nde görevli zabıt kâtibi M.Y., mesai saati dışında yanında bulunan anahtarla adli emanet deposuna girdi. Depoda bulunan 793 adet kalaşnikof mermisini alan M.Y’nin, bu mermileri bulduğu bir müşteriye belli aralıklarla sattığı tespit edildi.
Öte yandan Kars Sarıkamış’ta ise askeriyenin deposundaki hurda malzemelerin çalındığı ortaya çıktı.
SADECE ÇALINANLAR DEĞİL: ZARAR GÖREN VE KAYIP EŞYALAR
Bu olayların ardından sosyal medyada benzer şikâyetler hızla çoğaldı. Bir vatandaş şu sözlerle isyan etti:
“8 yıl önce el konulan ve dün adli emanetten aldığım laptopumun ekranını kırmışlar. Telefonum ise hiç açılmıyor.”
Bu tür kişisel deneyimler, kamunun gözünde adli emanet depolarının delil korumak şöyle dursun, eşyaların zarar gördüğü bir noktaya dönüştüğü yönünde kaygıları artırıyor.
ADALET BAKANLIĞI HAREKETE GEÇTİ AMA…
Skandalların ardından Adalet Bakanlığı, 81 ildeki tüm adli emanet birimlerinin denetlenmesi için talimat verdi ve müfettiş görevlendirildi. Hem idari hem adli soruşturmaların başlatıldığı duyuruldu.
Ancak kamuoyundaki baskı sürüyor. Çünkü problem, yalnızca birkaç personelin kötü niyetinden ibaret değil. Delil ve emanet yönetiminin şeffaf olmaması ve teknolojik güvenlik önlemlerinin yetersizliği, sistemin kendisinin sorgulanmasına yol açmış durumda.
“YAPTIRIMI YOK MU?” SORUSU BÜYÜYOR
Yetkililer sorumluların yargılanacağını belirtiyor. Fakat çalınan altınlar, piyasaya sürülmüş silahlar ya da zarar gören cihazlar… Olayın boyutu büyüdükçe şu soru kaçınılmaz biçimde gündeme yerleşiyor: Hesap nasıl sorulacak ve yeni vakalar nasıl engellenecek?
Hukukçular, adli emanet sisteminin baştan aşağı yenilenmesi, bağımsız ve düzenli denetim şartlarının oluşturulması gerektiğini söylüyor. Aksi halde, “adalet”in en somut kanıtlarının saklandığı yerlerdeki her zafiyet, sadece tekil mağduriyet değil, yargının bütünü için bir güven kaybı anlamına geliyor.























