(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
Türkiye’nin farklı şehirlerinden peş peşe gelen haberler, çocukların giderek artan bir biçimde suç ve şiddet döngüsünün içine çekildiğini gözler önüne seriyor. 15–16 yaşındaki gençlerin suç örgütleri tarafından siyasî amaçlarla kullanılması, yoksulluk ve sosyal medya etkisiyle çocukların suça sürüklenmesi ve Boğaziçi Üniversitesi’nde bir kız çocuğunun kadın cinayetinin kurbanı olması… Her olay, çocukların kırılganlığını ve devletin koruyucu mekanizmalarındaki büyük boşluğu bir kez daha ortaya koyuyor.
SİYASİ AMAÇLI ŞİDDET VE KÜÇÜK YAŞTA GÖZALTILAR
Muğla’da CHP’li Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras’ın büyükbaba ve anneannesinin evine molotofkokteyl atılmasıyla sonuçlanan saldırıda 15 ve 16 yaşındaki iki çocuk gözaltına alındı. Olay yerine itfaiye, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yanıcı madde nedeniyle çıkan yangın komşuların müdahalesiyle söndürüldü. Güvenlik kameraları, şüphelilerin olay yerine gelişlerini kaydetti.
Bu olay, çocukların siyasî hedefler uğruna araçsallaştırılmasının çarpıcı bir örneği. Henüz ergenlik çağındaki çocukların suç örgütleri veya siyasi manipülasyonla karşı karşıya kalması, yalnızca aile ve çevre yetersizliği ile açıklanamayacak kadar sistemik bir sorun.
SOSYAL MEDYA VE ÇETELERİN GÜCÜ
İstanbul başta olmak üzere birçok ilde yaşları küçük çocukların silahlı saldırılara karışması artık sıradan bir tabloya dönüştü. Küçükçekmece, Esenyurt, Bağcılar gibi yoksul semtlerde çocuklar, TikTok gibi platformlarda silah ve çete propagandasıyla özendiriliyor. Çocuklar, sosyal medyada paylaştıkları videolarla adeta kahraman muamelesi görüyor, silaha ulaşmanın kolay olduğunu, suça bulaşmanın ise sadece bir telefona bakmak kadar basit olduğunu anlatıyor.
Yoksulluk, aile içi şiddet ve eğitimden kopuş, çocukları çetelerin kucağına itiyor. Sokaklar, oyun alanı olmaktan çıkarak şiddet ve suçun sahnesi hâline geliyor. Çocuklar, cezaevinden çıktıklarında bile aynı döngüye geri dönüyor; hızlı para ve geçim kaygısı onları suç işlemeye zorluyor.
GÜVENSİZ KAMPÜSLER
Boğaziçi Üniversitesi kampüsünde yaşanan 15 yaşındaki Hilal Özdemir cinayeti, gençlerin sadece sokaklarda değil, eğitim kurumlarında da güvensiz bir ortamda yetiştiğini gösterdi. 20 yaşındaki Ayberk Kurtuluş’un cinayeti işlemeden önceki çok sayıda suç kaydı, gençlerin şiddet döngüsünden ne kadar erken etkilendiğini ortaya koyuyor. Kampüsteki güvenlik zaafları, kayyum politikaları ve ücret karşılığı üniversite alanlarının açılması, güvenliği sağlama bahanesi altında öğrencilerin ve genç işçilerin riske atıldığını gösteriyor.
ÇOCUKLAR ÇETELERİN ARAÇLARI
Daltonlar ve benzeri suç örgütleri, maddi durumu kötü olan çocukları özellikle seçip sosyal medya üzerinden etkiliyor. Lüks yaşam tarzı, silah ve pahalı eşyalarla özendirilerek, gençlerin bağlılığı sağlanıyor. Çocuklar adeta “kamikaze dron” gibi kullanılıyor; rastgele silahlı eylemler ve örgüt propagandası yaptırılıyor. Yurt dışı hayalleri, örgütler için bir araç; hızlı para ve statü vaadiyle çocuklar suç döngüsüne çekiliyor.
ARTAN ORGANİZE SUÇ VE ÇÖZÜM EKSİKLİĞİ
Türkiye, devletle bağlantılı organize suç aktörleri alanında Avrupa’nın birincisi konumunda. Yargı ve kolluk güçlerinin etkisizliği, suçun ve çete faaliyetlerinin önünü açıyor. Suça sürüklenen çocukların adli psikiyatrik raporları, hırsızlık, yaralama ve madde kullanımının yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Ancak devlet politikaları ve toplumsal önlemler bu tabloyu değiştirmiyor; çözüm önerisi sunulmadığı gibi, mevcut politikalar çocukları hızla suça yönlendiriyor.
SESSİZLİK VE GELECEKSİZLİK
Çocuklar, suç işlemeye itildiklerini ve geleceksiz bir ortamda büyüdüklerini söylüyor. “Ya ölüm, ya hapis, ya da zirveye çıkacağız” diyorlar. Bu çarpıcı ifade, çocukların karşı karşıya kaldığı çaresizliği özetliyor. Artan yoksulluk, yetersiz denetim ve güvensiz eğitim kurumları, iktidarın sorumluluk almak yerine sessiz kalmasının ağır bedelini çocuklara ödettiriyor.
Türkiye’nin çocukları, şiddetin, yoksulluğun ve suçun içinde yalnız bırakılmış durumda. Siyasi manipülasyonlar, çete propagandası ve güvenlik zaafları, geleceğin nesillerini sistematik olarak hedef alıyor. Çocukların suç döngüsünden çıkarılabilmesi için kapsamlı ve etkili bir yaklaşım şart. Bu tablo her geçen gün derinleşmeye devam ediyor.






















