(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
Türkiye’de hane halkının borç yükü günden güne ağırlaşıyor. Artan faizler, yüksek enflasyon ve gelirlerin erimesi, milyonlarca vatandaşı borç batağına sürüklüyor. Son veriler, tabloyu her zamankinden daha karanlık hale getiriyor.
BİR YILDA 1 MİLYON YENİ BORÇLU
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) yeni düzenlemelerinin arka planında işte bu dramatik artış yatıyor. Mayıs 2025 itibarıyla, borcunu ödeyemediği için takibe düşen kişi sayısı bir yılda yüzde 38 artarak 1 milyon 38 bine yükseldi. Böylece toplamda takipteki borçlu sayısı 4 milyon sınırını da aşmış oldu.
Bir başka ifadeyle, her ay binlerce kişi borcunu çeviremiyor ve icra tehdidiyle yüz yüze geliyor. Özellikle dar ve orta gelirli kesimler için borç artık sadece bir finansal araç değil, bir hayatta kalma meselesine dönüştü.
BATIK KREDİLERDE REKOR ARTIŞ
Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi verilerine göre, batık (tasfiye olunacak) kredi tutarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 88 arttı. Mayıs 2024’te 273 milyar lira olan batık kredi hacmi, bu yıl 513 milyar liraya fırladı. Toplam krediler içindeki batık payı da yüzde 1,9’dan yüzde 2,5’e çıktı.
Bireysel kredilerdeki durum ise daha vahim. Batık kredi tutarı 186,2 milyar liraya ulaştı. Kredi kartı borçları 95,6 milyar lirayı bulurken, ihtiyaç kredilerinde 65,7 milyar lira, kredili mevduat hesaplarında (KMH) ise 24,1 milyar lira batık borç oluştu. İhtiyaç kredilerinde batık oranı yüzde 5,4’e kadar yükselmiş durumda.
BORCUNU ÖDEYEMEYEN NESİLLER
Son iki yılda borcunu ödeyemeyen kişi sayısı neredeyse iki katına çıktı. 2023’ün ilk beş ayında 539 bin kişi borcunu ödeyemezken, bu sayı 2025’te 1 milyon 38 bine ulaştı.
Birçok vatandaş borç batağından çıkmak için son umut olarak kredi kartına ya da ek hesaplara başvuruyor. Ancak faiz yükü ve yaşam pahalılığı birleşince, bu çıkış yolu kısa sürede yeni bir çıkmaza dönüşüyor.
Üstelik borç sadece bireyin değil, ailesinin de kaderini belirliyor. Pek çok borçlunun çocukları, miras yoluyla borç yüklenmemek için “reddi miras” başvurusunda bulunuyor. Bu durum, borcun yalnızca ekonomik değil, toplumsal ve psikolojik bir yara haline geldiğini gösteriyor.
SİSTEMSEL SORUNLARA YÜZEYSEL ÇÖZÜMLER
BDDK’nın son düzenlemeleri, kredi geri ödemelerini kolaylaştırmayı ve batık kredilerin büyümesini engellemeyi amaçlıyor. Fakat uzmanlara göre bu adımlar, derinleşen yapısal sorunlara yüzeysel çözümler sunmaktan öteye gitmiyor.
Gelir dağılımındaki bozukluk, düşük maaş artışları ve sürekli yükselen temel ihtiyaç fiyatları düzeltilmedikçe, borç sarmalından çıkmak mümkün görünmüyor.
BORÇLA YAŞAYAN BİR TOPLUM
Türkiye ekonomisi uzun süredir kredi ve tüketim odaklı bir büyüme modeline dayanıyor. Ancak gelinen noktada, borcun “günlük yaşamın bir parçası” haline gelmesi hem vatandaşın refahını hem de ülkenin finansal istikrarını tehlikeye atıyor.
Artan borç yükü, toplumda umutsuzluk ve gelecek kaygısını körüklüyor. Kredi borcu yüzünden intihar eden ya da psikolojik destek almak zorunda kalan kişi sayısındaki artış, artık borç sorunlarının psikolojik bir kriz boyutuna ulaştığını gösteriyor.
Bugün borcunu ödeyemeyen 4 milyondan fazla kişi, yalnızca bir sayı değil. Her biri, sistemin derin yaralarına işaret eden bir insan hikayesi. Ve ne yazık ki bu hikayelerin sayısı her geçen gün artıyor.























