(The Turkish Post) – TOLGA YAVAŞ
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan beklenen ülkeyi adil yönetmesi. Aynı zamanda ekonomik refahı tüm halkı kapsayacak şekilde artırması. Cumhurbaşkanı bunu yapıyor mu? Son yıllarda ekonominin geldiği nokta ortada. Adalet desen, yerlerde. Sürekli muhalefeti hedef alan davalar, iktidarın yanlışlarını dile getirenleri yıldırmak için kullanılıyor. Yargının baskı ve sindirme aracı olarak kullanılması, demokrasiyi az çok tatmış bir ülke için kabul edilemez.
Bu duruma son olarak CHP’li belediye başkanlarına yönelik operasyonlar eklendi. En son İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu yolsuzluk suçlaması ile tutuklandı.
Yüzbinlerce insanın protestolarına neden olan bu adım, Türkiye’nin itibarını daha da düşürdü. Muhalefeti uyandırdı. Halkın çoğunluğu kararın siyasi olduğu görüşünde birleşti, itiraz etti.
Bir de ekonomiye vurduğu darbeler var. Merkez Bankası eski Başekonomisti, Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kara, Ekrem İmamoğlu’na operasyon yapılan son 5 günde Merkez Bankası’nın analitik bilançosu üzerinden döviz piyasasına yapılan müdahalenin 30 milyar dolara yaklaştığını vurguladı.
Öte yandan Borsa İstanbul’daki düşüşü durdurmak için Türkiye Varlık Fonu devreye girdi. Fon, son birkaç günde Ziraat Bankası aracılığıyla büyük çaplı alımlarla düşüşe engel oldu.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in göreve gelmesiyle ekonomide sağlanan kısmi toparlanma Saray’ın bu müdahaleleri ile boşa çıktı. Şimşek’in programı aksadı, hedefleri şaştı. Dövizi sabit tutmak için harcanan milyar dolarla, borsadaki düşüşü durdurmak için harcanan milyar dolarlar, kimin cebinden çıkıyor? Elbette çoğunluğu açlık sınırında yaşayan halkın cebinden.
BİTMEYEN TURPLAR…
Şimdi Cumhurbaşkanı, hala heybesindeki turplardan bahsediyor. Partisinin grup toplantısında, “Büyük turplar ortaya saçıldığında bunların bırakın milleti, kendi yakınlarının suratlarına bakacak yüzleri kalmayacak” diyebiliyor. Grup toplantısı çıkışında gazeteciler Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Turpun büyüğü CHP kayyum mu” sorusunu soruyor. O da Meclis’teki başka bir gazeteciye yönelerek, “Sen anlatıver” yanıtını veriyor.
Bundan sonra Saray’ın heybesinden çıkaracağı her turp, ülkeyi daha da perişan eder. Zaten siyasi olduğu herkesçe bilinen davalar, mahkemelere güveni sıfırlar. Ekonomik kırılganlık, önü alınamayacak çöküşe dönüşür. Erdoğan’ın bunları görüp, artık turp çıkarma işini bir kenara bırakması lazım. Aksi halde ekarte etmeye çalıştığı siyasi rakiplerini daha da büyütür, ülke ekonomisini ise küçültür.























