(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Ukrayna savaşı üçüncü yılını geride bırakırken çatışmaların etkisi yalnızca cephede hissedilmiyor. Savaşın en önemli jeopolitik sonuçlarından biri, Rusya’nın uzun yıllardır nüfuz alanı olarak gördüğü Güney Kafkasya’da etkisinin giderek zayıflaması oldu. Son dönemde Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın Rusya’nın ülkedeki stratejik varlıklarına yönelik çıkışları da bu değişimin en somut göstergeleri arasında yer alıyor. Özellikle Rus Demiryolları’nın işlettiği Ermenistan demiryolu ağının devlet kontrolüne alınabileceği yönündeki açıklamalar, Moskova ile Erivan arasındaki gerilimin yeni bir aşamaya geçtiğine işaret ediyor.
Krizin merkezinde, Rusya’nın 2008 yılında 30 yıllığına işletme hakkını aldığı Ermenistan demiryolları bulunuyor. Paşinyan yönetimi, Rus tarafının yatırım yükümlülüklerini yerine getirmediğini savunurken, sözleşmenin iptal edilmesi veya milyarlarca dolarlık tazminat talep edilmesi seçeneğini gündeme taşıyor. Demiryolları yalnızca bir ulaşım altyapısı değil, aynı zamanda Rusya’nın Güney Kafkasya’daki ekonomik ve siyasi nüfuzunun temel araçlarından biri olarak görülüyor. Bu nedenle tartışma, ticari bir anlaşmazlığın çok ötesinde stratejik anlam taşıyor.
Bu gelişmeler, Ermenistan’ın son yıllarda izlediği dış politika değişiminin devamı niteliğinde. Paşinyan yönetimi, Avrupa Birliği ile ilişkileri güçlendirirken ABD ile enerji ve güvenlik alanlarında yeni iş birlikleri kurmaya çalışıyor. Aynı zamanda Türkiye ve Azerbaycan ile normalleşme sürecinin ilerlemesi, Ermenistan’ın dış dünyaya açılan alternatif ulaşım koridorlarına sahip olabileceği beklentisini artırıyor. Böyle bir tablo oluştuğunda Rusya’nın ulaştırma ve lojistik üzerindeki etkisi de doğal olarak azalacak.
Ukrayna savaşının Moskova açısından yarattığı en büyük sorunlardan biri de tam bu noktada ortaya çıkıyor. Rusya askeri, ekonomik ve diplomatik kaynaklarının önemli bölümünü savaş nedeniyle Ukrayna cephesine yöneltirken, eski Sovyet coğrafyasındaki nüfuzunu korumakta giderek daha fazla zorlanıyor. Güney Kafkasya’da oluşan bu boşluk ise Batılı aktörlerin bölgedeki etkinliğini artırmasına imkan sağlıyor. Ermenistan da bu değişen dengeleri kendi lehine kullanmaya çalışıyor.
Ancak Moskova’nın elindeki en güçlü baskı araçlarından biri enerji olmaya devam ediyor. Ermenistan doğalgaz ihtiyacının büyük bölümünü Rusya’dan karşılıyor ve mevcut gaz anlaşmasının sona erecek olması iki ülke arasındaki pazarlıkları daha da kritik hale getiriyor. Rusya’nın gaz fiyatlarını artırması veya ticari yaptırımları genişletmesi Erivan ekonomisi üzerinde ciddi baskı oluşturabilir. Buna karşılık Paşinyan yönetimi, enerji kaynaklarını çeşitlendirerek bu bağımlılığı azaltmayı hedefliyor.
Demiryollarıyla başlayan tartışmanın gelecekte elektrik altyapısı ve nükleer enerji alanına da yayılması ihtimali bulunuyor. Rusya’nın işlettiği Metsamor Nükleer Santrali’nin modernizasyonunda ABD ile iş birliği yapılması yönündeki girişimler de bu stratejinin parçası olarak değerlendiriliyor. Benzer şekilde Rus sermayesinin kontrolündeki elektrik dağıtım altyapısının devlet denetimine alınması da Erivan’da tartışılan başlıklar arasında yer alıyor. Bu adımların hayata geçirilmesi halinde Rusya’nın Ermenistan’daki ekonomik etkisi önemli ölçüde gerileyebilir.
Ekonomik göstergeler de bu dönüşümü destekliyor. Son yıllarda Rusya’nın Ermenistan dış ticaretindeki payı azalırken Avrupa Birliği ile ticaret hacmi kademeli olarak artıyor. Bu eğilim sürerse Ermenistan’ın ekonomik ağırlık merkezi de doğudan batıya doğru kayabilir. Özellikle Türkiye ve Azerbaycan üzerinden açılması planlanan yeni ulaştırma hatları, Ermenistan’ın onlarca yıldır büyük ölçüde Gürcistan üzerinden yürüttüğü dış ticareti çeşitlendirme fırsatı sunabilir.
Bununla birlikte Ermenistan’ın Rusya’dan tamamen kopması kısa vadede kolay görünmüyor. Güvenlik, enerji ve ekonomi alanlarında yıllar içinde oluşan karşılıklı bağımlılık halen güçlü şekilde devam ediyor. Ayrıca Erivan’ın Avrupa Birliği üyeliği de kısa vadede gerçekçi bir hedef olarak görülmüyor. Bu nedenle Paşinyan yönetimi, bir yandan Batı ile entegrasyonu hızlandırırken diğer yandan Moskova ile ilişkileri tamamen koparmamaya çalışan dengeli bir politika izlemeye çalışıyor.
Yaşanan gelişmeler, Ukrayna savaşının etkilerinin yalnızca cephede yaşanmadığını, Rusya’nın geleneksel etki alanlarında da önemli kırılmalar yarattığını gösteriyor. Ermenistan’ın demiryollarından enerji sektörüne kadar uzanan stratejik alanlarda Rus nüfuzunu azaltma girişimleri başarılı olursa, bu durum yalnızca iki ülke arasındaki ilişkileri değil, Güney Kafkasya’nın gelecekteki jeopolitik dengesini de yeniden şekillendirebilir. Bu nedenle Erivan ile Moskova arasında yaşanan gerilim, bölgesel güç mücadelesinin en kritik başlıklarından biri haline gelmiş durumda.























