(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Türkiye, yıllardır ülkede bulunan milyonlarca Suriyeli mülteciyi geri göndermek ve bu süreci kalıcı bir barış ile taçlandırmak istiyor. Bunun için Suriye lideri Beşar Esad ile diyalog kurma arayışına girdi. Ancak Esad’ın bazı ön şartları var. Anlaşılacağı üzere bu hedefe ulaşmak, bölgedeki karmaşık denklemleri de beraberinde getiriyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Rus mevkidaşı Sergey Lavrov arasında gerçekleştirilen görüşme, Türkiye’nin Suriye konusundaki stratejik hedefleri açısından kritik bir döneme işaret ediyor. Suriye lideri Beşar Esad’ın barış için Kürt devletinin ortadan kaldırılması ve bölgedeki petrol sahalarının kontrolünün Suriye rejimine teslim edilmesi şartları süreci zorlaştırıyor. Bu nedenle Türkiye, Rusya’nın arabuluculuğuna ihtiyaç duyuyor. Rusya, Suriye’deki iç savaşın başlangıcından bu yana Esad rejiminin en güçlü destekçilerinden biri olduğu için, Türkiye’nin Esad ile barışmak için Moskova’yı arabulucu olarak seçmesi mantıklı bir adım olarak değerlendiriliyor. Lavrov-Fidan görüşmesi, Türkiye’nin bu planlarını Rusya ile koordineli bir şekilde yürütme isteğinin bir göstergesi olabilir. Türkiye, mülteci sorununu çözme ve Suriye ile barışma hedefi doğrultusunda zorlu bir yolculuğun başlangıcında bulunuyor.
TÜRKİYE’NİN MÜLTECİ POLİTİKASI VE SURİYE’YE DÖNÜŞ PLANI
Suriye iç savaşının 2011 yılında başlamasının ardından, Türkiye hızla artan mülteci akını ile karşı karşıya kaldı. Başlangıçta sınırlı sayıda mülteci kabul edileceği düşünülse de, çatışmaların şiddetlenmesi ve sürecin uzamasıyla birlikte, Türkiye bugün yaklaşık 3.6 milyon Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyor. Bu durum uzun vadede ekonomik ve sosyal baskıları artırarak Türkiye’yi zor duruma sokuyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, defalarca Suriyeli mültecilerin güvenli bir şekilde ülkelerine dönmesini hedeflediklerini belirtti. Bu hedefin gerçekleştirilmesi için ise Suriye lideri Beşar Esad ile barış yapılması gerekiyor.
RUSYA’NIN ARABULUCULUK ROLÜ
Rusya, Suriye’deki iç savaşın başlangıcından itibaren Esad rejiminin en güçlü destekçilerinden biri oldu. Bu nedenle, Türkiye’nin Esad ile barışmak için Moskova’yı arabulucu olarak seçmesi mantıklı bir adım olarak görülüyor. Lavrov-Fidan görüşmesinin bu bağlamda ele alınması, Türkiye’nin mülteci politikasını hayata geçirmek için Rusya’nın desteğine ne kadar ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.
ESAD’IN TALEPLERİ VE KÜRT MESELESİ
Suriye lideri Beşar Esad, Türkiye ile barışma sürecinde bazı şartlar öne sürüyor. Bu şartların başında, Suriye’nin kuzeyinde varlık gösteren Kürt devletinin ortadan kaldırılması geliyor. Esad, PYD/YPG gibi grupların bölgedeki hakimiyetine son verilmesini istiyor. Ayrıca, Esad, bölgede bulunan petrol sahalarının kontrolünün Türk askerleri tarafından geri alınarak Suriye rejimine teslim edilmesini talep ediyor.
TÜRKİYE’NİN KUZEY SURİYE’YE ASKERİ HAREKAT PLANI
Bu şartların kabulü ve uygulanabilirliği, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yönelik kapsamlı bir askeri harekat gerçekleştirmesi anlamına gelebilir. Türk Silahlı Kuvvetleri, daha önce de bölgedeki terör unsurlarına karşı operasyonlar düzenlemişti. Ancak, bu kez daha geniş kapsamlı bir harekat söz konusu olabilir. Böyle bir harekat, Türkiye’nin hem mülteci sorununun çözümüne katkı sağlayabilir hem de bölgedeki istikrarı sağlama hedefini gerçekleştirebilir.
LAVROV-FİDAN GÖRÜŞMESİNİN ASIL NEDENİ
Lavrov ve Fidan arasındaki görüşmenin asıl nedenlerinden biri, Türkiye’nin bu planlarını Rusya ile koordineli bir şekilde yürütme isteği olabilir. Rusya’nın onayı ve desteği olmadan, Türkiye’nin Suriye’de kapsamlı bir harekat gerçekleştirmesi hem diplomatik hem de askeri açıdan zorluklar barındırıyor. Bu nedenle, Moskova’nın desteği, Ankara için hayati öneme sahip.
Türkiye, Rusya ve Suriye üçgeninde mülteci çıkmazı, çok katmanlı ve karmaşık bir sorunu yansıtıyor. Türkiye’nin mülteci sorununu çözme ve Suriye ile barışma hedefi, bölgedeki dengeleri yeniden şekillendirebilir. Ancak, bu süreçte Rusya’nın rolü ve Esad’ın talepleri dikkate alındığında, Türkiye’nin önünde zorlu bir yol olduğu aşikar. Lavrov-Fidan görüşmesi, bu zorlu yolculuğun ilk adımlarından biri olarak değerlendirilebilir.






















