(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Rusya-Ukrayna savaşı dördüncü yılını geride bırakırken savaşın karakteri de köklü biçimde değişiyor. Son olarak Ukrayna’nın Moskova’daki bir petrol rafinerisini birkaç gün içinde ikinci kez hedef alması, yalnızca askeri bir operasyon değil modern savaş anlayışının geldiği noktayı gösteren önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor.
Kremlin’e yaklaşık 16 kilometre uzaklıkta bulunan stratejik bir enerji tesisinin insansız hava araçlarıyla vurulabilmesi, artık savaşın yalnızca cephe hatlarında yaşanmadığını ortaya koyuyor. Günümüzde savaş enerji altyapısını, ekonomiyi, kamu düzenini ve toplum psikolojisini hedef alan çok katmanlı bir mücadeleye dönüşmüş durumda.
DRONLAR SAVAŞIN KURALLARINI YENİDEN YAZIYOR
Uzun yıllar boyunca düşman ülkenin iç kesimlerindeki stratejik hedefleri vurabilmek yalnızca gelişmiş hava kuvvetlerinin sahip olduğu bir kabiliyetti. Böyle operasyonlar savaş uçakları, seyir füzeleri veya uzun menzilli balistik sistemlerle gerçekleştiriliyordu. Ancak son yıllarda insansız hava araçlarının gelişmesi bu denklemi tamamen değiştirdi.
Bugün yüzlerce hatta binlerce kilometre menzile ulaşabilen kamikaze dronlar, düşük maliyetle yüksek etki oluşturabiliyor. Radar izlerinin küçük olması nedeniyle hava savunma sistemlerini zorlayan bu araçlar, klasik askeri dengeleri de değiştiriyor. Rusya’nın savaşın başından itibaren Ukrayna şehirlerine düzenlediği yoğun dron saldırıları bu dönüşümün ilk örneklerinden biri olmuştu. Bugün ise aynı yöntem Ukrayna tarafından Rusya’nın kalbine taşınıyor. Bu durum, savaş teknolojisindeki değişimin tek taraflı olmadığını gösteriyor.
ENERJİ ALTYAPISI NEDEN HEDEF ALINIYOR?
Ukrayna’nın son dönemde özellikle petrol rafinerilerini hedef alması tesadüf değil. Modern savaşlarda enerji sektörü yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir unsur olarak görülüyor. Rusya’nın petrol ihracatından elde ettiği gelirler, savaş ekonomisinin en önemli finans kaynaklarından biri olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle rafinerilere yönelik saldırılar üç farklı amaç taşıyor. Yakıt üretimini azaltmak, askeri lojistik zincirini aksatmak, ekonomik maliyet oluşturarak kamuoyu baskısını artırmak.
Son saldırı sonrasında Moskova’da hava trafiğinin durdurulması, çevre yollarının kapanması ve bazı bölgelerde yakıt fiyatlarının yükselmesi, bu saldırıların yalnızca askeri değil ekonomik sonuçlar da doğurduğunu gösteriyor.
PSİKOLOJİK SAVAŞ ARTIK BAŞKENTLERDE YAŞANIYOR
Dron saldırılarının en dikkat çekici yönlerinden biri de psikolojik etkileri. Savaşın ilk yıllarında çatışmalar büyük ölçüde Ukrayna topraklarında yaşanırken Rus vatandaşlarının önemli bir bölümü günlük hayatını normal şekilde sürdürebiliyordu. Ancak bugün Moskova semalarında görülen patlamalar, kapatılan havaalanları ve tahliye edilen bölgeler, savaşın toplum üzerindeki algısını değiştiriyor. Ukrayna’nın amacı yalnızca bir rafineriyi vurmak değil savaşın maliyetinin Rus halkı tarafından da hissedilmesini sağlamak.
Nitekim Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha’nın “Ülkeniz bizim ülkemize savaş açtı. Şimdi neler olduğunu siz de görüyorsunuz.” mesajı da bu psikolojik stratejinin açık bir ifadesi niteliğinde. Savaş artık yalnızca cephedeki askerlerin değil, şehirlerde yaşayan sivillerin gündelik hayatını da doğrudan etkileyen bir mücadeleye dönüşüyor.
İRAN-İSRAİL ÇATIŞMASI AYNI GERÇEĞİ GÖSTERDİ
Dron teknolojisinin yükselişi yalnızca Rusya-Ukrayna savaşıyla sınırlı değil. İran ile İsrail arasında yaşanan son gerilim de insansız hava araçlarının modern savaşların vazgeçilmez unsuru haline geldiğini gösterdi. İran, yüzlerce kamikaze dronu balistik füzelerle birlikte kullanarak İsrail hava savunmasını yormayı hedefledi. İsrail ise çok katmanlı hava savunma sistemleriyle bu saldırıları engellemeye çalışırken kendi insansız hava araçlarıyla karşı operasyonlar gerçekleştirdi.
Bu örnek, gelecekte devletlerin yalnızca güçlü hava kuvvetlerine değil, gelişmiş dron filolarına da ihtiyaç duyacağını ortaya koyuyor.
UCUZ TEKNOLOJİ, BÜYÜK STRATEJİK ETKİ
Dronların en önemli avantajı maliyet-etkin olmaları. Milyonlarca dolarlık savaş uçaklarının yerine, çok daha düşük maliyetle üretilebilen insansız hava araçları kullanılabiliyor. Üstelik bu sistemler pilot riski taşımıyor, seri üretilebiliyor, aynı anda yüzlercesi kullanılabiliyor, hava savunma sistemlerini doyurarak diğer silahların önünü açabiliyor. Bu nedenle birçok ülke artık savunma bütçelerinde insansız sistemlere daha fazla kaynak ayırıyor.
Askeri uzmanlara göre geleceğin savaşlarında başarı yalnızca tank, savaş uçağı veya füze sayısıyla değil yapay zekâ destekli insansız sistemlerin etkin kullanımıyla da belirlenecek.
SAVAŞIN DEMOKRATİKLEŞMESİ Mİ?
Dron teknolojisinin yaygınlaşması, savaşın maliyetini düşürürken saldırı kapasitesini daha fazla aktörün erişimine açıyor. Eskiden yalnızca büyük askeri güçlerin gerçekleştirebildiği derin operasyonlar, bugün daha sınırlı kaynaklara sahip devletler tarafından da yapılabiliyor. Bu durum uluslararası güvenlik açısından yeni riskler doğuruyor. Başkentler, enerji tesisleri, limanlar, havaalanları ve kritik altyapılar artık cephe hattından yüzlerce kilometre uzakta olsalar bile güvenli kabul edilmiyor. Bu nedenle birçok ülke yalnızca yeni dron sistemleri geliştirmeye değil, aynı zamanda anti-dron teknolojilerine de milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor.
GELECEĞİN SAVAŞLARI SESSİZ AMA YIKICI OLACAK
Moskova’daki petrol rafinerisine düzenlenen saldırı, modern savaşların yön değiştirdiğini açık biçimde ortaya koyuyor. Artık çatışmalar yalnızca askerlerin karşı karşıya geldiği cephelerde değil ekonomik merkezlerde, enerji altyapılarında ve toplumların psikolojisinde yaşanıyor.
Rusya-Ukrayna savaşı ile İran-İsrail gerilimi birlikte değerlendirildiğinde, insansız hava araçlarının savaşın tali bir unsuru olmaktan çıkarak stratejik belirleyici haline geldiği görülüyor. Düşük maliyetleri, uzun menzilleri ve yüksek operasyonel esneklikleri sayesinde dronlar, geleceğin savaş doktrinlerinin merkezine yerleşmiş durumda.
Önümüzdeki yıllarda devletlerin askeri gücü yalnızca sahip oldukları savaş uçakları veya füze envanteriyle değil insansız sistemleri üretme, koruma ve etkili biçimde kullanabilme kapasitesiyle de ölçülecek. Bu nedenle “dron savaşları” artık geleceğin değil, bugünün yeni savaş düzenini tanımlayan en önemli kavramlarından biri olarak değerlendiriliyor.






















