(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Macaristan siyasetinde 16 yıl süren Viktor Orbán döneminin ardından iktidara gelen Başbakan Péter Magyar, seçim kampanyasında verdiği en önemli vaatlerden birini hayata geçirmeye hazırlanıyor. “Temiz Ateş Operasyonu” adını verdiği kapsamlı reform paketiyle Magyar, yalnızca yolsuzluk iddialarını soruşturmayı değil, Orbán döneminde şekillenen devlet yapısını da köklü biçimde değiştirmeyi hedefliyor.
Ancak bu süreç, yalnızca bir yolsuzluk operasyonu olarak değerlendirilmiyor. Avrupa’da birçok hukukçu ve siyaset bilimci, Macaristan’ın önümüzdeki aylarda “hukuk devletini yeniden inşa etme” ile “siyasi rövanş” arasında hassas bir denge kurmak zorunda kalacağını vurguluyor.
ORBÁN’IN KURDUĞU SİSTEM HEDEFTE
Péter Magyar’ın kullandığı “Orbán mafyası” söylemi aslında sadece sert bir siyasi ifade değil. Yeni hükümetin bakışına göre, Viktor Orbán’ın 2010’dan itibaren oluşturduğu sistem; siyaset, yargı, medya ve ekonomi arasında birbirini koruyan kapalı bir güç ağına dönüştü. Bu nedenle operasyon sadece yolsuzluk dosyalarını açmayı değil kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığını araştırmayı, devlet ihalelerini incelemeyi, usulsüz edinildiği iddia edilen servetleri geri almayı, Orbán döneminde atanan üst düzey bürokratları yeniden değerlendirmeyi amaçlıyor. Bu yaklaşım, Doğu Avrupa’da iktidar değişimlerinden sonra görülen en kapsamlı “devleti yeniden yapılandırma” girişimlerinden biri olarak değerlendiriliyor.
EN KRİTİK BAŞLIK YARGI
En fazla tartışma yaratan konu ise Cumhurbaşkanı Tamás Sulyok’un görevden alınmasını sağlayacak anayasa değişikliği ile yüksek yargıda planlanan değişiklikler oldu. Magyar hükümeti, mevcut Cumhurbaşkanı ve bazı üst düzey yargı mensuplarının Orbán döneminin siyasi devamlılığını temsil ettiğini savunuyor. Muhalefet ise farklı düşünüyor.
Eleştiriler ise “Eğer eski iktidarın yargıyı siyasallaştırdığı iddia ediliyorsa, yeni hükümetin de anayasal çoğunluğunu kullanarak aynı yönteme başvurması hukuk devleti açısından risk oluşturabilir.” noktasında yoğunlaşıyor. Nitekim insan hakları kuruluşları ve bazı hukuk çevreleri, reformların amacı kadar uygulanış biçiminin de demokratik standartlara uygun olması gerektiği uyarısında bulunuyor.
AVRUPA BİRLİĞİ NEDEN SÜRECİ YAKINDAN İZLİYOR?
Brüksel açısından mesele yalnızca Macaristan’ın iç siyaseti değil. Orbán yönetimi döneminde Macaristan’ın milyarlarca euroluk AB fonları, hukukun üstünlüğü ve yolsuzluk endişeleri nedeniyle dondurulmuştu. Magyar hükümeti ise bağımsız yolsuzluk kurumları oluşturmayı, şeffaflığı artırmayı, yeni anayasa hazırlamayı, yargı bağımsızlığını güçlendirmeyi AB ile ilişkilerin normalleşmesi için temel adımlar olarak görüyor. Bu reformların başarıya ulaşması halinde Macaristan’ın dondurulan fonlara yeniden erişim sağlaması bekleniyor.
YENİ ANAYASA NEYİ DEĞİŞTİRECEK?
Eylül ayında başlaması planlanan anayasa hazırlık süreci, sadece teknik bir hukuk çalışması olmayacak. Yeni hükümet Başbakanlık görev süresine sınırlama getirmeyi, devlet kurumlarının bağımsızlığını yeniden tanımlamayı, seçim sistemini gözden geçirmeyi, denge ve denetleme mekanizmalarını güçlendirmeyi hedefliyor. Bu değişiklikler gerçekleşirse Macaristan, 2011’de Orbán tarafından şekillendirilen anayasal düzenin önemli ölçüde dışına çıkmış olacak.
ÖNE ÇIKAN NOKTA
Péter Magyar’ın başlattığı “Temiz Ateş Operasyonu”, yalnızca bir yolsuzluk soruşturması değil 16 yıllık Orbán döneminin siyasi mirasını tasfiye etmeyi amaçlayan kapsamlı bir dönüşüm projesi niteliği taşıyor. Ancak burada temel soru “Bir ülke, geçmişte hukukun siyasallaştırıldığını savunurken, aynı değişimi anayasal çoğunluğunu kullanarak gerçekleştirdiğinde gerçekten daha demokratik bir sisteme mi ulaşır, yoksa sadece yeni bir güç dengesi mi kurar?”
Bu sorunun yanıtı, önümüzdeki aylarda hazırlanacak anayasanın içeriği, yargı reformlarının uygulanış biçimi ve Avrupa Birliği’nin bu sürece vereceği tepkiyle netleşecek. Macaristan bugün, yalnızca eski bir iktidarla hesaplaşmıyor aynı zamanda demokratik kurumlarını yeniden tanımlayacağı tarihi bir sınavdan geçiyor.






















