(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Hürmüz Boğazı bugün klasik anlamda “açık” ya da “kapalı” şeklinde tanımlanabilecek bir su yolu olmaktan uzak. Fiziksel olarak gemi trafiği tamamen durmuş değil, ancak siyasi ve askeri gerilimler nedeniyle akış sürekli kesintiye uğrayan, öngörülemez ve kontrol altında tutulan bir yapıya dönüşmüş durumda. Bu nedenle en net tanım, boğazın fiilen açık ama stratejik olarak kısıtlı bir hatta dönüşmesi.
GRİ ALAN: SAVAŞ YOK, BARIŞ YOK
Son dönemde ortaya çıkan tablo, tam anlamıyla bir savaş ya da barış durumuna işaret etmiyor. Taraflar arasında resmi bir çatışma ilanı bulunmasa da kalıcı bir anlaşma ya da istikrarlı bir ateşkes düzeni de oluşmuş değil. Sahada yaşanan durum daha çok düşük yoğunluklu bir güç mücadelesi ve karşılıklı caydırıcılık üzerinden ilerliyor. Bu da Hürmüz’ü klasik bir ticaret koridoru olmaktan çıkarıp sürekli risk üreten bir jeopolitik bölgeye dönüştürüyor.
ABD VE İRAN ARASINDAKİ STRATEJİK GERİLİM
ABD tarafında yapılan açıklamalar ve sahadaki askeri varlık, aynı anda iki farklı mesaj içeriyor. Bir yandan boğazın açık olduğu ve küresel ticaretin sürdüğü vurgulanırken, diğer yandan bölgedeki deniz trafiğine yönelik müdahaleler ve askeri gözetim artırılıyor. Bu durum piyasaya istikrar mesajı vermeyi amaçlasa da güvenlik algısını daha da karmaşık hale getiriyor. İran tarafında ise Hürmüz Boğazı doğrudan bir baskı ve pazarlık aracı olarak kullanılıyor. Tam kapanma yerine seçici geçişler ve dönemsel kısıtlamalar, Tahran’ın elindeki en önemli stratejik kozlardan biri haline gelmiş durumda.
KÜRESEL EKONOMİ ÜZERİNDEKİ ZİNCİRLEME ETKİ
Boğazdaki bu belirsizlik yalnızca bölgesel bir mesele olarak kalmıyor, doğrudan küresel ekonomiye yansıyor. Dünya petrolünün önemli bir kısmının bu hattı kullanması nedeniyle en küçük aksama bile fiyatlamaları hızla etkiliyor. Ancak etkiler sadece enerji fiyatlarıyla sınırlı değil. Taşımacılık maliyetlerinden sigorta primlerine, enflasyon beklentilerinden merkez bankalarının faiz politikalarına kadar geniş bir alan bu belirsizlikten etkileniyor. Enerji fiyatlarındaki oynaklık, küresel finans sisteminde risk algısını doğrudan şekillendiriyor.
HENÜZ YAŞANMAMIŞ ŞOK VE KIRILGAN DENGE
Bugüne kadar piyasalar tam anlamıyla bir “boğaz kapanması şoku” yaşamadı. Mevcut durum daha çok kontrollü kriz yönetimi, sınırlı gerilimler ve geçici kesintiler üzerinden ilerliyor. Ancak bu durum kalıcı bir istikrar anlamına gelmiyor. Aksine, mevcut denge oldukça kırılgan ve küçük bir siyasi ya da askeri gelişme bile sistemi hızla sarsabilecek potansiyele sahip.
AÇIKLIK DEĞİL, KONTROL BELİRLEYİCİ
Hürmüz Boğazı bugün artık sadece bir ticaret hattı değil, küresel güç rekabetinin en hassas noktalarından biri haline gelmiş durumda. Asıl belirleyici olan şey boğazın açık ya da kapalı olması değil, hangi koşullarda, kim tarafından ve ne kadar süreyle kontrol edildiği. Bu belirsizlik devam ettikçe, enerji piyasalarındaki dalgalanmanın da kalıcı bir yapısal özellik haline gelmesi kaçınılmaz görünüyor.






















