(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Güney Kafkasya’da taşlar yeniden yerinden oynuyor. Uzun yıllar boyunca Rusya’nın en sadık müttefiklerinden biri olarak görülen Ermenistan, son dönemde attığı askeri, diplomatik ve stratejik adımlarla Moskova’dan uzaklaşıp Batı eksenine yaklaşan yeni bir rota çiziyor.
Başbakan Nikol Paşinyan yönetimindeki Erivan’ın özellikle NATO, ABD, İngiltere ve Avrupa ülkeleriyle geliştirdiği ilişkiler, Kremlin’de ciddi alarm zillerinin çalmasına neden olmuş durumda. Çünkü mesele artık yalnızca diplomatik temaslardan ibaret değil askeri eğitimlerden savunma anlaşmalarına, enerji projelerinden lojistik koridorlara kadar uzanan çok boyutlu bir dönüşüm yaşanıyor.
KGAÖ ÜYESİ AMA FİİLEN YOK
Ermenistan hâlen Rusya liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’nün (KGAÖ) resmi üyesi. Ancak pratikte örgütle bağları neredeyse kopmuş durumda. Erivan yönetimi uzun süredir KGAÖ zirvelerine katılmıyor, ortak askeri tatbikatlarda yer almıyor ve örgütün güvenlik mekanizmalarında aktif rol üstlenmiyor. Bu tablo, Moskova açısından “sessiz kopuş” olarak yorumlanıyor. Rusya için sorun yalnızca Ermenistan’ın mesafe koyması değil. Asıl mesele, bu boşluğun Batı tarafından hızla dolduruluyor olması.
NATO İLE YAKINLAŞMA ARTIYOR
Son yıllarda NATO ile Ermenistan arasındaki temasların dikkat çekici şekilde yoğunlaştığı görülüyor. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin Erivan ziyareti ve Paşinyan’la gerçekleştirdiği görüşme, Batı-Ermenistan hattındaki yeni dönemin sembolik adımlarından biri olarak değerlendirildi. Henüz NATO üyeliği gündemde olmasa da Kremlin’in kaygısı üyelikten çok yönelim meselesi. Çünkü Rus stratejik aklına göre Batı’yla derinleşen askeri ilişkiler zamanla güvenlik mimarisinin dönüşmesine yol açıyor. Bu nedenle Moskova, Ermenistan’ın NATO ile geliştirdiği ilişkileri “ölümcül flört” olarak değerlendiriyor.
ABD VE İNGİLTERE ORDUNUN İÇİNE GİRİYOR
Washington ve Londra’nın Ermenistan’daki etkisi sadece diplomatik düzeyde değil. Son dönemde ABD’nin Ermenistan Savunma Bakanlığı bünyesinde aktif rol aldığı, Batılı askeri danışmanların Ermeni ordusunun yeniden yapılandırılması sürecinde görev aldığı yönündeki iddialar dikkat çekiyor. İngiltere ve ABD’nin tarihte ilk kez Erivan’a askeri ataşe göndermesi de bu dönüşümün önemli işaretlerinden biri olarak görülüyor. Rusya yanlısı kadroların ordudan tasfiye edildiği iddiaları ise Kremlin’in endişelerini daha da artırıyor.
POLONYA DETAYI MOSKOVA’YI RAHATSIZ EDİYOR
Ermenistan’ın son dönemde özellikle Polonya ile geliştirdiği askeri ilişkiler dikkat çekiyor. İki ülke arasında ortak tatbikatlar, savunma işbirliği ve askeri eğitim programları gündemde. Ermeni askerlerin Polonya’daki askeri akademilerde eğitim görmeye başlaması, Moskova açısından yalnızca teknik bir işbirliği değil NATO standardına geçişin ilk adımları olarak okunuyor. Çünkü Polonya, Rusya’nın gözünde NATO’nun doğu kanadındaki en sert ve en agresif aktörlerden biri.
ZENGEZUR KORİDORU RUSYA’NIN STRATEJİK KAYBI MI?
Kremlin’i en fazla rahatsız eden başlıklardan biri ise Zengezur koridoru meselesi. 2020 Karabağ savaşından sonra yapılan anlaşmalarda Rusya’nın bölgede önemli denetim rolü üstlenmesi bekleniyordu. Ancak son süreçte koridor üzerindeki etkinin giderek Amerikan nüfuzuna açıldığı yorumları yapılıyor. Bazı çevrelerde “Trump rotası” olarak anılan yeni lojistik proje, yalnızca ticaret hattı değil aynı zamanda bölgedeki güç dengelerini değiştirebilecek stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor.
Amerikan şirketlerinin projeye dahil olacağı ve ortak yönetim modellerinin gündemde olduğu iddiaları, Moskova açısından büyük bir jeopolitik kayıp anlamına geliyor. Çünkü Güney Kafkasya’daki ulaşım koridorlarının kontrolü, Rusya’nın bölgesel nüfuzunun temel araçlarından biri olarak görülüyor.
ENERJİ ALANINDA DA BATI AÇILIMI
Ermenistan’ın Rusya’ya bağımlılığı azaltma arayışı enerji sektörüne de yansıyor. Özellikle yeni nükleer santral projelerinde ABD ile olası işbirliği senaryoları konuşuluyor. Bu durum, yıllardır Ermenistan enerji sektöründe dominant konumda bulunan Rus şirketleri açısından ciddi risk oluşturuyor. Kremlin açısından mesele yalnızca ekonomi değil enerji bağımlılığı aynı zamanda siyasi nüfuz anlamına geliyor.
RUBİO’NUN ERİVAN ZİYARETİ
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun seçimler öncesinde Erivan’a gerçekleştirdiği ziyaret de dikkat çekici gelişmelerden biri oldu. Ziyaretin son anda açıklanması ve seçim atmosferinde yapılması, Washington’un Paşinyan yönetimine açık destek verdiği yorumlarına yol açtı. Rubio’nun ziyareti sırasında stratejik ortaklık, savunma işbirliği ve askeri eğitim alanlarında çeşitli anlaşmaların gündeme geldiği belirtiliyor. Özellikle Ermeni askerlerin Amerikan askeri akademilerinde eğitim görmesi ihtimali, Ermenistan ordusunun uzun vadede Batı standardına dönüşebileceği tartışmalarını güçlendirdi.
MOSKOVA’NIN SABIR TAŞI ÇATLADI
Rusya’yı en fazla öfkelendiren gelişmelerden biri ise Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin Erivan’da ağırlanması oldu. Zelenski’nin Rusya’ya yönelik sert mesajlarını, içinde Rus askeri üssü bulunan bir ülkeden vermesi Kremlin’de büyük tepki yarattı. Moskova açısından bu durum, Ermenistan’ın artık yalnızca “denge siyaseti” izlemediğinin işareti olarak değerlendiriliyor.
DEMİRYOLLARI DA MI GİDİYOR?
Rusya’nın Ermenistan üzerindeki ekonomik nüfuz araçlarından biri olan demiryolu işletmeleri konusunda da yeni tartışmalar yaşanıyor. Uzun yıllardır Rus Demiryolları’nın kontrolünde bulunan sistemin geleceği sorgulanıyor. Anlaşmaların iptal edilmesi veya devletleştirme ihtimali Moskova’da yakından takip ediliyor. Çünkü demiryolları sadece ekonomik değil askeri ve jeopolitik açıdan da kritik önem taşıyor.
KREMLİN’İN BÜYÜK KORKUSU
Rusya’nın asıl korkusu yalnızca Ermenistan’ı kaybetmek değil. Kremlin, Erivan’daki dönüşümün Sovyet sonrası coğrafyada domino etkisi yaratmasından endişe ediyor. Çünkü Ukrayna savaşıyla birlikte zaten zayıflayan Rus nüfuzu, Güney Kafkasya’da da gerileme sinyalleri veriyor. Paşinyan yönetiminin Batı ile ilişkileri derinleştirmesi halinde Ermenistan’ın önümüzdeki yıllarda tamamen farklı bir güvenlik eksenine oturabileceği değerlendiriliyor. Bugün ortaya çıkan tablo, Güney Kafkasya’nın artık yalnızca bölgesel bir rekabet alanı olmadığını ABD, Avrupa ve Rusya arasında büyüyen küresel güç mücadelesinin yeni cephelerinden biri haline geldiğini gösteriyor.























