(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Türk Devletleri Teşkilatı’nın giderek daha görünür bir platforma dönüşmesi, yeni bir liderlik tartışmasını da beraberinde getiriyor. İlham Aliyev, son konuşmasında Teşkilat’ı “jeopolitik güç merkezi” olarak tanımlarken yalnızca iyi dilek sunmadı; Türk dünyasının geleceğini kimin şekillendireceğine dair iddialı bir irade ortaya koydu. Azerbaycan artık yalnızca kardeşlik söylemleriyle yetinen bir ülke değil. Savaş kazanmış, özgüveni artmış ve uluslararası arenada kendisine güvenen bir aktör. Bakü’nün attığı adımlar, Türk dünyasının geleceğinde merkez rolün Azerbaycan’da olabileceğine dair işaretler taşıyor.
TÜRKİYE’NİN BÖLGESEL YORGUNLUĞU: İÇ ÇALKANTILAR DIŞ POLİTİKAYI GÖLGELİYOR
Türkiye uzun yıllar “Türk dünyasının doğal lideri” iddiasını taşıyordu. Ancak bugün manzara farklı. Ekonomik darboğaz, sert siyasi kutuplaşma ve kurumsal erozyon; dış politikayı geri plana itmiş durumda. Bakanlıklar ve devlet kurumları, vizyon üretmek yerine iç iktidar mücadelesine endekslenmiş, diplomatik refleksler zayıflamış bir görüntü veriyor. Bu tablo, dışarıdan bakıldığında Ankara’nın kendi evinde bile istikrar sağlamakta zorlanan bir ülke olarak görülmesine yol açıyor.
GÜVEN ARTIŞI VE BÖLGESEL PRESTİJ
Azerbaycan’ın Karabağ zaferi yalnızca bir toprak kazanımı değil; ulus inşası ve jeopolitik pozisyonlanmanın yeniden tanımlandığı bir dönüm noktasıydı. Bakü artık başarıdan doğan özgüvenini Türk dünyasına yönlendiriyor. Enerji diplomasisindeki avantajı, Türk devletleri arasındaki ekonomik bağlarda koordinasyon rolünü üstlenme isteği, onu doğal bir yön verici konuma taşıyor.
KARDEŞLİK SÖYLEMİ ALTINDA BÜYÜYEN GÜÇ MÜCADELESİ
Türk dünyasında dayanışma söylemleri elbette değerli. Fakat gerçekçi olmak gerekirse, her kardeşlik söylemi kendi içinde bir iktidar mücadelesini saklar. Bu durum bugün daha görünür. Ankara’nın her fırsatta “birlik ve beraberlik” vurgusu yapmasına karşın, Bakü sahada daha hızlı, daha net ve daha iddialı ilerliyor. Türkiye’nin dış politika reflekslerindeki yavaşlama, Azerbaycan’ın sözünü daha yüksek duyulur hale getiriyor.
TÜRKİYE LİDERLİK GÖREVİNİ AKSATIRSA BOŞLUK HIZLA DOLAR
Tarihte hiçbir güç boşta kalmaz. Türkiye kendini iç meselelerin içinde tüketmeye devam ederse, Türk dünyasındaki liderlik pozisyonu fiilen Bakü’ye kayabilir. Üstelik bu kayış şimdiden başladı diyebiliriz. Türkiye’nin geri çekilişi yalnızca Ankara açısından değil, Türk dünyası projesi açısından da riskli. Azerbaycan bu noktada kendisine güveniyor, Türkiye ise bugün boşalan koltuğu hâlâ sahiplenmesi gerektiğini hatırlamak zorunda.
YENİ BİR GÜÇ DENGESİ DOĞUYOR
Türk dünyasında kartlar yeniden karılırken, giderek daha net bir soru ortaya çıkıyor: Bu coğrafyanın geleceğini kim şekillendirecek? İç siyasetin esiri hâline gelmiş, enerjisini tüketmiş bir Türkiye mi; yoksa iddiasını açıkça ortaya koyan, diplomatik ve ekonomik gücünü aktif şekilde devreye sokan Azerbaycan mı? Bu soruya verilecek yanıt yalnızca Ankara’nın değil, tüm Türk devletlerinin yarınlarını belirleyecek. Türkiye’nin artık iç çekişmelerin dar koridorundan çıkıp yeniden bölgesel vizyonuna odaklanması gerekiyor.
























