Cuma, Eylül 4, 2026
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Anasayfa Köşe Yazarı

Suna Yaman yazdı I Ankara-Moskova Hattında Yeni Dönem

Ankara-Moskova hattında yeni dönem, ne tam bir yakınlaşma ne de kopuş dönemi. Daha çok pazarlıkların arttığı, karşılıklı bağımlılığın sürdüğü ve iki tarafın da diğerinin alternatiflerini hesapladığı bir dönem.

03/09/2026 10:09
Okuma süresi: 6 dk. okuma
A A
Suna Yaman yazdı I Ankara-Moskova Hattında Yeni Dönem
Facebook'ta PaylaşX'de PaylaşBlueskyWhatsapp
Suna Yaman

Suna Yaman

316 köşe yazısı

(The Turkish Post) – SUNA YAMAN 

Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler uzun süredir alışılmış ritminden uzak. Bir dönem birkaç ayda bir yüz yüze görüşen Recep Tayyip Erdoğan ile Vladimir Putin, son yıllarda daha çok uluslararası zirvelerin kenarında bir araya geliyor. Bişkek’teki Şanghay İş birliği Örgütü zirvesinde gerçekleşen son görüşme de bu açıdan dikkat çekici. İki lider yaklaşık 1,5 saat boyunca kapalı kapılar ardında görüştü. Görüşmenin kendisi kadar, iki liderin uzun bir aradan sonra yeniden aynı masaya oturması da Ankara-Moskova hattındaki ilişkinin geldiği noktayı gösteriyor.

İlk bakışta Erdoğan’ın “Türkiye ile Rusya ilişkileri gerçekten her döneme göre bugün çok daha ileri bir düzeyde” sözleri ile son dönemdeki seyrek temas trafiği arasında bir çelişki varmış gibi görünebilir. Ancak aslında iki durum aynı anda doğru olabilir. Türkiye ve Rusya birbirleriyle çok sayıda stratejik dosyada çalışmaya devam ediyor fakat bu, iki ülkenin bütün bölgesel meselelerde aynı çizgide olduğu anlamına gelmiyor.

Tam tersine, ilişkilerin bugün geldiği nokta sıcak bir siyasi ittifaktan çok, karşılıklı ihtiyaçların ayakta tuttuğu kontrollü bir ortaklığa benziyor.

Bunun en önemli nedeni Ukrayna savaşı. Savaşın uzaması Rusya’nın dış politika önceliklerini büyük ölçüde Ukrayna’ya yöneltirken, Moskova’nın Suriye’den Güney Kafkasya’ya, Karadeniz’den enerji piyasalarına kadar Türkiye ile karşı karşıya geldiği alanların sayısı da arttı. Türkiye ise bir yandan Rusya ile enerji ve ticaret ilişkilerini sürdürürken diğer yandan Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü destekleyen, NATO üyesi ve Batı sistemiyle bağlarını koruyan bir ülke olarak hareket ediyor.

Dolayısıyla Ankara’nın Moskova ile ilişkisi artık tek bir eksen üzerinden okunabilecek bir ilişki değil. Aynı masada enerji anlaşmaları yapılırken başka bir masada Ukrayna, Karadeniz güvenliği veya Suriye konuşulabiliyor.

Bişkek görüşmesinde dikkat çeken isimler de bu çok katmanlı ilişkinin niteliğini ortaya koyuyor. Erdoğan’ın yanında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın bulunması, görüşmenin yalnızca ekonomik başlıklara sıkışmadığını gösteriyor. Rusya tarafında da dış politika ve güvenlik mekanizmasının önemli isimlerinin sürece dahil olması, Ankara-Moskova hattında bölgesel güvenlik başlıklarının hâlâ merkezi bir ağırlığa sahip olduğunu ortaya koyuyor. Ancak ilişkinin en somut tarafı yine ekonomi ve enerji.

Türkiye açısından Rusya yalnızca önemli bir ticaret ortağı değil, aynı zamanda enerji güvenliğinin temel aktörlerinden biri. Doğal gazdan nükleer enerjiye kadar uzanan bu bağımlılık, Ankara’nın Moskova ile ilişkilerinde belirli bir dengeyi korumasını zorunlu kılıyor. Rusya açısından bakıldığında ise Türkiye, Avrupa pazarının daraldığı bir dönemde önemli bir enerji müşterisi, turizm destinasyonu ve bölgesel ekonomik ortak olmayı sürdürüyor. Bu nedenle iki tarafın da birbirini tamamen karşısına alma konusunda ciddi sınırları bulunuyor.

Akkuyu Nükleer Güç Santrali bu ilişkinin en görünür sembolü. Erdoğan, Bişkek’te Akkuyu’nun tamamlanma aşamasına geldiğini ve santral devreye girdikten sonra yeni nükleer santraller konusunda da Rusya ile adımlar atılacağını açıkladı. Putin de ilk ünitenin bu yıl devreye alınması hedefinin gerçekleşeceğini söyledi.

Burada önemli olan yalnızca Akkuyu’nun tamamlanması değil. Ankara’nın Rusya ile nükleer enerji alanındaki iş birliğini tek bir projeyle sınırlamak istemediği anlaşılıyor. Bu, Türkiye açısından enerji arzını çeşitlendirme ve nükleer kapasite oluşturma hedefinin bir parçası olarak okunabilirken, Moskova açısından Türkiye’deki uzun vadeli ekonomik ve stratejik varlığını güçlendiren bir model anlamına geliyor.

Fakat tam da burada ilişkinin kırılgan tarafı ortaya çıkıyor. Türkiye’nin Rusya ile enerji bağlarını artırması, Ankara’nın Batı ile ilişkilerinde yeni tartışmaları da beraberinde getiriyor. Özellikle NATO üyesi bir ülkenin Rusya ile nükleer enerji, doğal gaz ve savunma alanlarında geliştirdiği ilişkiler Washington ve Avrupa başkentlerinde yakından takip ediliyor. AP de Erdoğan’ın yeni nükleer projelerde Rusya ile iş birliği sinyalinin Batılı müttefiklerde endişe yaratabileceğine dikkat çekiyor.

Bu nedenle Erdoğan’ın Moskova’ya verdiği mesajı yalnızca Rusya’ya yönelik bir mesaj olarak okumak eksik kalır. Ankara aynı zamanda Batı’ya da “alternatiflerim var” mesajı veriyor. Fakat bu mesajın sınırları bulunuyor. Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerini geliştirmesi, Batı’dan kopmak istediği anlamına gelmiyor. Daha çok Türkiye’nin iki taraf arasındaki rekabeti kendi pazarlık gücünü artırmak için kullanmaya çalıştığı bir denge siyaseti ortaya çıkıyor.

S-400 meselesi de bu denklemin en hassas başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Türkiye’nin Rusya’dan aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin üçüncü bir ülkeye devredilmesi ihtimali zaman zaman gündeme gelse de Moskova’nın onayı olmadan böyle bir transferin gerçekleşmesi kolay değil. Ankara’nın aynı dönemde F-35 programına dönme ve ABD ile savunma ilişkilerini yeniden güçlendirme arayışı ise S-400 dosyasını yalnızca teknik bir savunma meselesi olmaktan çıkarıyor. Bu dosya, Türkiye’nin Rusya ve ABD arasında nasıl bir stratejik denge kuracağı sorusunun doğrudan bir parçası.

Doğal gaz tarafında da benzer bir pazarlık yürütülüyor. Türkiye son yıllarda enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye çalışırken Rus gazına bağımlılığını azaltacak alternatifleri de artırıyor. ABD’den LNG ithalatının yükselmesi bu politikanın en önemli göstergelerinden biri. Ancak Rusya’nın hâlâ Türkiye’nin enerji denklemindeki ağırlığı düşünüldüğünde Moskova’nın tamamen devre dışı bırakılması kısa vadede gerçekçi görünmüyor.

Burada Ankara’nın elindeki en önemli kozlardan biri, Rusya’nın Avrupa’da kaybettiği enerji pazarının Türkiye’yi daha değerli hale getirmesi. Moskova için Türkiye sadece mevcut bir müşteri değil, aynı zamanda Avrupa’ya açılabilecek potansiyel bir enerji kapısı. Ankara ise bu konumunu daha uygun fiyat ve daha avantajlı sözleşmeler elde etmek için kullanmaya çalışabilir.

Fakat Rusya’nın Çin ile enerji ilişkilerini ne ölçüde geliştireceği bu hesabı değiştirebilir. Eğer Moskova Asya pazarında, özellikle Çin’de uzun vadeli ve yüksek hacimli alternatifler yaratabilirse Türkiye’nin Rus gazı karşısındaki pazarlık gücü sınırlanabilir. Bu nedenle doğal gaz meselesi yalnızca Ankara ile Moskova arasındaki bir ticari pazarlık değil, Rusya-Çin ilişkilerinin geleceğiyle de bağlantılı.

Bütün bu tabloya bakıldığında Erdoğan ile Putin arasındaki ilişkinin neden eskisi kadar sık görüşmeye dayalı olmadığını anlamak mümkün. İki lider artık birbirlerine daha az ihtiyaç duydukları için değil, daha karmaşık bir denklem içerisinde hareket ettikleri için daha temkinli davranıyor.

Rusya Ukrayna savaşı nedeniyle ciddi kaynak ve dikkat kaybı yaşarken Türkiye’nin Karadeniz, Kafkasya, Suriye ve enerji alanlarında Moskova açısından önemi devam ediyor. Türkiye ise Rusya’yı tamamen karşısına alabilecek ekonomik ve jeopolitik rahatlığa sahip değil. Bu yüzden iki taraf arasındaki ilişki gerilse bile kopmuyor. Bişkek’teki görüşmenin asıl mesajı da burada yatıyor.

Erdoğan ile Putin’in ilişkisi artık geçmişteki gibi sürekli zirveler ve sıcak siyasi görüntüler üzerinden yürümeyebilir. Fakat enerji, ticaret, turizm, nükleer enerji, savunma ve bölgesel güvenlik gibi alanlar iki ülkeyi aynı masaya oturmaya devam ettiriyor. Putin’in Türkiye’yi “ayrıcalıklı ortak” olarak tanımlaması, Erdoğan’ın ise ilişkilerin geçmiş dönemlerden daha ileri olduğunu söylemesi bu karşılıklı zorunluluğun siyasi ifadesi.

Dolayısıyla Ankara-Moskova hattında yeni dönem, ne tam bir yakınlaşma ne de kopuş dönemi. Daha çok pazarlıkların arttığı, karşılıklı bağımlılığın sürdüğü ve iki tarafın da diğerinin alternatiflerini hesapladığı bir dönem.

Türkiye Rusya’ya bağımlılığını azaltmaya çalışıyor. Rusya ise Türkiye’yi kaybetmek istemiyor. Ankara Batı ile ilişkilerini korurken Moskova üzerinden elindeki seçenekleri genişletiyor. Moskova’da Ukrayna savaşı nedeniyle daralan hareket alanında Türkiye ile olan stratejik kanallarını açık tutmaya çalışıyor.

Bu nedenle Erdoğan-Putin ilişkilerindeki asıl değişim, görüşmelerin azalması değil, görüşmelerin niteliğinin değişmesi. Eskiden liderler arasındaki kişisel diplomasi ilişkinin motoru gibi görünürken bugün enerji, güvenlik ve jeopolitik zorunluluklar daha belirleyici hale gelmiş durumda. Bişkek görüşmesi de bu yeni gerçekliğin bir fotoğrafı. İki ülke birbirine eskisi kadar yakın olmayabilir. Ancak mevcut şartlarda birbirlerinden vazgeçmeleri de kolay değil.

Etiketler: ANKARAdönemHattındamoskovaslider-mansetSunaYamanyeni
Paylaş1Tweet1PaylaşGönderTara
Suna Yaman

Suna Yaman

Önerilen Haberler

Müge Anlı’nın eşi yasa dışı bahisten mi görevden alındı? 
Magazin

Müge Anlı’nın eşi yasa dışı bahisten mi görevden alındı? 

Melih Gökçek şüpheli sıfatıyla adliyede
Gündem

Melih Gökçek şüpheli sıfatıyla adliyede

Bülent Arınç, AK Parti’yi bu kez Berlin’den eleştirdi: En iyi anayasa uygulanan anayasadır
Gündem

Arınç’tan Gökçek soruşturması açıklaması: Savcı çağırırsa koşa koşa giderim

Tahliye olan Deniz Göktaş başka bir suçtan dolayı yeniden tutuklandı
Gündem

Deniz Göktaş hakkında 11 yıl 2 aya kadar hapis istemi

Hakkında

Amacımız, haberlerde tarafsızlık, bağımsızlık ve doğruluk ilkelerine bağlı kalarak, okuyucularımıza en güvenilir ve en nitelikli haberi sunmaktır. Türkiye'de ve dünyada sağlık, ekonomi, siyaset, yaşam, spor, teknoloji, tarih ve gündeme ait gibi birçok alanda geniş bir haber yelpazesi sunarak, okuyucularımıza çeşitli konularda farklı bir bakış açısı kazandırmayı, Türkiye'de, dünyada neler oluyor, Dünyada da Türkiye'de neler oluyor diye merak eden insanların doğru habere zamanında, yazılı ve görsel olarak ulaşacağı büyük bir medya grubu olmayı hedefliyoruz.

false

Bizi takip edin

Kategoriler

  • Bilim-Teknoloji
  • Çalışma Hayatı
  • Çevre
  • Dünya
  • Edebiyat Deneme
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Foto Galeri
  • Gezi İzlenim
  • Gündem
  • Günün Yazarı
  • Güvenlik
  • Haber Analiz
  • Haber İzlenim
  • Haber Kulis
  • Haber Portre
  • Haber Yorum
  • Köşe Yazarı
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Medya
  • Özel Haber
  • Özel Röportaj
  • Politika
  • Portre
  • Sağlık
  • Son Haberler
  • Spor
  • Tarım-Hayvancılık
  • Türkiye
  • Yaşam
  • Yorum

Son Haberler

  • Müge Anlı’nın eşi yasa dışı bahisten mi görevden alındı? 
  • Melih Gökçek şüpheli sıfatıyla adliyede
  • Arınç’tan Gökçek soruşturması açıklaması: Savcı çağırırsa koşa koşa giderim
  • Deniz Göktaş hakkında 11 yıl 2 aya kadar hapis istemi

Gizlilik ve Güvenlik

  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Künye

 


 

İletişim
[email protected]
Whatsapp
+1 (224) 817-1794

Tekrar hoş geldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Parolanızı mı unuttunuz?

Parolanızı alın

Parolanızı sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap

Yeni çalma listesi ekle

Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية

© 2023 Turkish Post Haber - Tüm hakları saklıdır.

Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Gizlilik Politikası & Çerez Politikası.