(The Turkish Post) – SAFA KAR
Eleme maçlarında ‘iki farklı skor’ avantaj kabul edilir. Turun kapısını ardına kadar açmasa da ‘aralar’.
Grup elemelerinde ‘liderliği’ son maçta kaybeden Türk Milli Takımı, Macaristan’la ‘play off’un ilk maçını kendi sahasında oynadı. Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümü nedeniyle de ‘milli hisler’ zirvedeydi. Tribünde ‘Geri dönmediler…’ pankartı dikkat çekiciydi. Maç biter bitmez de ‘Mehter Marşı’ çaldı.
Macaristan sıradan bir futbol takımı değil. Son zamanlarda özellikle de Avrupa Şampiyonası’nda büyük çıkış yakaladı. Oyuncuları başta İngiltere olmak üzere Avrupa’nın seçkin ve üst düzey liglerinde top koşturuyor. Macaristan ‘çantada keklik’ değil. Oldukça zorlu ve dişli bir rakip…
Milli Takım maça hızlı ve tempolu başladı. Orkun Kökçü ceza sahası dışından şık ve düzgün vuruşuyla köşeyi gördü ve Türkiye’yi 1-0 öne geçirdi. Defans çok aksadı. Samet Akaydın geriyi toparlamakta zorlandı. Samet yerine daha iyi bir tercih olamaz mıydı? Montella’nın tercihi bu yöndeydi.
Pasla çıkma her zaman riskilidir. Uğurcan gibi ayağını iyi kullanamayan bir kaleciye sahipseniz ‘risk’ iki kat artar.
Nitekim Uğurcan’ın riskli pasını kapan Macaristanlı oyuncular pozisyonu iyi değerlendirdi. Defans aksadı, topu uzaklaştıramadı. Ve beraberlik golü geldi. Böylesine kritik bir maçta bu kadar basit ve kolay gol yenmemeliydi. Her golün bir bedeli var. Telafisi mümkün olmayan ciddi sonuçlar doğurma potansiyeline sahip. Golden sonra Milli Takım oyunun başındaki ritmini yitirdi. İlk yarı beraberlikle sonuçlandı.
Türkiye ikinci devreye yine hızlı başladı. Ve oyunu Macaristan’ın sahasına yıktı. Sağlı sollu ataklarla Macar defansını bunalttı. 69. dakikada da galibiyet golü geldi. Kenardan gelen ortayı Kerem Aktürkoğlu çok iyi değerlendirdi, kafaya vurduğu top filelerle buluştu. Tribünlerin ‘Üç üç…’ tezahüratları Milli Takımı ateşledi. 5 dakika sonra Kerem bu kez göğsüyle asist yaptı, önüne bırakılan topu İrfan Can Kahveci bildiği en iyi şeyi yaptı, sol ayağıyla yerden düzgün vurdu, meşin yuvarlağı ağlara gönderdi.
Üçüncü gol skoru perçinledi. Farkı 2’ye çıkardı. Son bölümde Macarların atakları defansın da dikkatli ve dinamik oyunu nedeniyle sonuç vermedi. Milli Takım son düdüğe top çevirerek gitti. Macarlar da skoru kabullendi.
Şüphesiz 3-1’lik skor, pazar günü oynanacak rövanş maçı için ‘büyük avantaj’… Tabii bu işin bittiği anlamına gelmiyor. Macaristan’ın ‘tehlikeli takım’ olduğunu unutmamak lazım. Türkiye ‘avantajı kaptı’ fakat her şey bitmedi daha…
Denizleri, okyanusları aşan Milli Takım’ın ‘derede boğulduğu’ maçlar hâlâ hafızalarda taze…
Kasım ayında Karadağ tur için gitti. Karadağ’ın hiçbir iddiası yoktu. 6 maçlık grupta ‘galibiyet’ elde edememişti. Türkiye karşısında da ‘galibiyetle’ tanışamamıştı. Sonuç tam bir felaket oldu. Milli Takım yağmurlu ve ıslak zemine gömüldü. Kader ve final maçını 3-1 kaybetti. Ve Galler’e geçildi.
Rövanş maçına ‘tarihten dersler’ alarak çıkmak lazım. 2 farklı avantajı iyi korumak için ‘oyun planı ve stratejisini’ rakibi iyi analiz ederek oluşturmak gerekir.
Macaristan’ın ‘pes ettiğini veya havlu attığını’ düşünmek kesinlikle doğru değil. Turu geçmek için son dakikaya kadar ‘asılacaktır’. Pazar akşamı ikinci bir Karadağ ‘hezimeti’ yaşamak istemeyiz. Türkiye Uluslar Ligi’nde ‘A’ klasmanını hak etti. Son söz futbolcuların…




















