(The Turkish Post) – Safa Kar
Artık kolay maç yok… Rakip ne kadar zayıf olursa olsun farketmez. ‘Ummadık taş baş yarıverir.’ Cuma akşamı Kadıköy’de Rize’nin Fenerbahçe’ye yaptığı gibi… 10 kişi kalmasına rağmen son saniyede Fenerbahçe’nin 2 puanını aldı götürdü. Gençlerbirliği maçı Galatasaray için kağıt üzerinde kolaydı. Ankara ekibi 7 haftadır gol atamamıştı. Düşme hattının hemen üzerindeydi. Volkan Demirel bir varlık gösteremedi.
Fenerbahçe’nin kendi sahasında kaybettiği puanlardan sonra Galatasaray’ın morali yerine geldi. Takımın üzerindeki kara bulutlar dağıldı. Kocaeli yarasını rakibi Fenerbahçe sardı. İkramı geri çevirdi. Sarı Kırmızılı takım derbi öncesi aradaki farkı 4 puana çıkarma şansını yakaladı. Ama Galatasaray’ın ezip geçeceğini bekleyenler yanıldı. Oyuncular tutuk ve stresliydi. Oysa gergin maçlar oynamaya alışmış olmaları gerekiyordu.
Galatasaray öteden beri ‘turnuva takımı’ diye bilinir. Final maçlarını iyi oynar. Fenerbahçe gibi travmaları yok denecek kadar azdır. Trabzon, Göztepe, Kocaeli ve Gençlerbirliği… O eski Galatasaray’ı ara ki bulasın. Tamam Osimhen gibi bir yıldız sakat… Fakat kadro derinliği en iyi olan takım değil mi? Osimhen yoksa İcardı var. Sihirli ayak… Gol makinesi…
Galatasaray maça golle başladı. Yunus’un harika pası İcardi’yi kaleciyle karşı karşıya bıraktı. Ve İcardi haftalar sonra golü hatırladı. Takımının en çok ihtiyaç duyduğu zamanda sahneye çıktı. Ve ayaklarını konuşturdu. Daha maçın ikinci dakikası bile dolmamıştı. Böylesine kritik maçta atılan ilk gol her zaman büyük avantaj sağlar. Ama Galatasaray’ın o eski havası yoktu. Bir türlü oyunu domine edemedi.
İlk yarı topu ayağında tuttu tutmasına da tehlikeli pozisyon üretmekte zorlandı. Saha kenarından ceza sahasına iyi sarktı, içeriye al da at topu çıkardı, Yunus da meşin yuvarlağı boş kaleye gönderdi. Gol vardı ama oyun yoktu. Buna rağmen Sarı Kırmızılı takım ilk 45 dakikayı 2 farkla önde bitirdi. İkinci yarı kaldığı yerden sürdü. Galatasaray da ‘nafile paslaşmalar’ ve zayıf hücumlar… Ve takıma sinen panik atak havası…
Böyle kritik maçlarda oyundan ziyade skor önemli… O yüzden Okan Buruk’un öğrencilerini eleştirmek de pek doğru olmayabilir. Ben oturmuş bir takımda stres ve panik atağı anlakta zorlanıyorum. Düştüğü yerden kalkmasını bilen bir takım Galatasaray… Bunu kaç kez gösterdi. Sane ile 3. golü buldu. Fakat devreye VAR girdi. Hakemin yorumuna ihtiyaç vardı. Hakem ekranda izleri pasif ofsaytın golde etkili olduğuna karar verdi. Golü iptal etti. Yoksa maç orada bitecekti.
Ve Gençlerbirliği ceza sahası içinde paslaşarak gol atmayı başardı. Farkı 1’e indirdi. Maçın bitmesine daha yarım saat vardı. Stres ve gerilim daha da arttı. Fenerbahçe’nin de gözü bu maçtaydı. Sarı Lacivertli takım bir anda umutlandı. Heyecan zirve yaptı. Gençlerbirliği oyunun üstünlüğünü eline aldı. Galatasaray kalesi önünde daha fazla görülmeye başladı. Okan Buruk oyuncu değişiklikleriyle zaman kazanmaya çalıştı. Takım da bütün bütün skoru koruma çabasına girdi.
Yarım saat boyunca heyecan fırtınası yaşandı. Beklenen gol gelmedi. Galatasaray zorlansa da skoru korumasını bildi. Gençlerbirliği virajını kayıpsız geçti. Ankara ekibi 7 maç sonra gol attı ama puan alamadı. Bundan sonra gözler derbiye çevrildi. Son hafta gösterdi ki hiçbir maç çantada keklik değil. İki takım için de kolay maç yok. Her maç sürprize gebe… Galatasaray her ne kadar bir kaç adım önde olsa da rahat değil. Bu gergin ve panik atak halinin diğer maçlara da yansıyacağı açık…























