(The Turkish Post) – SAFA KAR
Uzatmaların son dakikası… Hakemin düdüğü ağzına götürmesine saniyeler var… Rize’nin tek yaptığı topu ileriye doğru şişirmek… Fofana kalesinden çıktı… Bir libero gibi… Orta sahaya yaklaştı. Oğuz faul yaptı. Tribünler saniyeleri sayıyor. Düdük hakemin ağzında… Fofana bir ‘son umut’ topu ceza sahasına doğru gönderdi. Meşin yuvarlak havada süzüldü, süzüldü…
Yılların tecrübesi Ederson havadan gelen topu karşılamak için ileriye çıktı. Kalesini boşalttı. Neredeyse bütün oyuncular ceza sahası yayında kümelendi. Rize’nin maç boyunca göze batmayan oyuncusu Sagnan herkesten fazla yükseldi. Ve topu kafayla geriye doğru aşırdı. Bilinçli bir vuruş değildi. Gol vuruşu hiç değildi. Top boş kaleye doğru giderken sadece tribünler değil bütün ülke nefesini tuttu.
Zaman durdu ve dondu adeta. İşte kader anı… Ve gol… Skor bir anda 2-2 oldu. 3 puanı cebine koyduğunu düşünen Fenerbahçe kendi sahasında seyircisinin önünde 2 puan kaybetti. Uçup giden sadece 2 puan değil, ‘şampiyonluk umutlarıydı’. Oysa bir rüyanın gerçekleşmesine ramak kalmıştı. Derbi ‘final ve şampiyonluk maçı’ olacaktı. Rüya kabusa döndü. Taraftarın yaşadığı bir travma daha… Bu kaçıncı…? Saymakla bitmez.
Yine de hatırlayalım… Bir sosyal medya mesajından aktarıyorum; Nisan Fenerbahçe’nin kabus ayı oldu. 2023’ün 24 Nisan’ı… İstanbul ile kendi sahasında 3-3… Ve giden şampiyonluk… 22 Nisan 2024 yine kendi sahasında Sivas’la 2-2 beraberlik… Ve uçan şampiyonluk… 20 Nisan 2025 kendi saha ve seyircisi önünde Kayseri’den yediği son dakika golü ile 3-3 beraberlik… Ve 2026… Aylardan yine Nisan… Rakip Rize… Orta ayar takım…
Yine beraberlik… 2-2 tekrarlanan skor. Tarihin bu kadar tekerrür etmesi kaderin suçu değil elbette. Fenerbahçe’nin geçmişten ders almadığının göstergesi. Daha önce sormuştum, galiba Antalya maçından sonraydı, yine soruyorum; Fenerbahçe kaderi kızdıracak ne yaptı? Neden hep işleri ters gidiyor? Her defasında tam kazanacakken neden kaybeden taraf oluyor? Futbol şanssızlığı mı? Talihsizlik mi? Kara baht mı bu? Ama neden?
Fenerbahçe’nin final maçıydı. Takım Galatasaray’ın Kocaeli’ne karşısında puan yitirmesinden sonra müthiş havaya girmişti. Taraftar şampiyonluğun gelmekte olduğuna inanmıştı. Tribünleri doldurdu. Rakibi Galatasaray’da ise panik başladı. Okan Buruk tartışmaya açıldı. ‘Şampiyonluk gitti’ yorumları yapıldı. Çünkü takım düşüşteydi ve bir türlü toparlayamıyordu. Trabzon’da 3, kendi sahasında 2 son bir ayda kaybedilen 5 puan… Nisan ayı bu kadar hovarda geçerse Mayıslar Galatasaray’ın olamazdı.
Tedesco ‘Bu maç bizim için yarı final’ demişti. Ve asıl kozların derbi karşılaşmasında paylaşılacağını söylemişti. Sarı kart sınırında birçok oyuncu vardı. Her biri tek tek uyarıldı. Derbi maçının final olabilmesi için Rize’yi geçmek gerekiyordu. Boş bir ilk yarı geçirdi Fenerbahçe… Takım oyunu yok, organize atak yok, isabetli şut yok… Talisca bile topu dağlara taşlara vurdu. Kerem ceza sahası içinde önüne düşen topa köşeye gönderdi, Fofana çıkardı. Tek pozisyon buydu.
Rize dirençliydi, ‘kolay lokma’ olmayacağını ilan etti. İlk yarının uzatma dakikaları oynanıyordu. Ali Sowe ceza sahası içinde topa vurmak isterken Çağlar’ın müdahalesiyle yerde kaldı. Hakem ve VAR pozisyonu görmedi. Türkiye standartlarında bu penaltıydı. Sowe’nin rengi Sarı Lacivert olsa kesin penaltı düdüğü çalınmıştı. Nitekim Talsica’nın pozisyonu bunun tekrarı gibiydi. Taylan Talisca’ya vurdu. VAR devreye girdi. Ve Fenerbahçe beraberlik golünü buldu.
İkinci yarıya Rize golle başladı. Kenardan gelen sert pası Ali Sowe filelere göndermekte zorlanmadı. Yaşanan tam bir şoktu. Tribünler sustu. Oyuncular tepki vermekte zorlandı. Panik ataklar geliştirdi. Fakat pozisyona girmekte zorlanıyordu. Derken Samet Akaydın ikinci sarıdan oyun dışında kaldı. Hakem Rizeli oyunculara çok kart gösterdi. Fenerbahçe söz konusu olduğunda görmezden geldi. Oysa kart uyarısı yapılan hakem değil, oyunculardı. Talisca’nın çoktan oyundan atılması lazımdı.
VAR Fenerbahçe’nin penaltı pozisyonunu çok uzun inceledi. Neden bu kadar uzattığı anlaşılamadı. Pozisyon netti. Acaba ilk yarıdaki Rize’nin pozisyonuyla mı kıyaslandı? Düşünmedim değil. Neredeyse aynı pozisyondu. Çifte standardı farketti ama verememezlik yapamadı. Kırmızı kart ve penaltı Fenerbahçe’yi oyunda tuttu. Çok geçmeden Kerem’in golü geldi. Musaba’nın ‘al da at’ dediği bir toptu. Takım ve tribünler tam havaya girdi. Bayraklar çıktı, şampiyonluk şarkıları söylenmeye başladı.
Derken o ‘kader anı’ yaşandı. 2 puan uçtu gitti. Şampiyonluk şarkıları ağıda dönüştü. Rüya kabus oldu. Taraftar yeni bir travmayla yüz yüze kaldı. Şimdi bir umut… Kendisinin yapamadığını Gençlerbirliği yapabilir mi? Galatasaray’dan puan alabilir mi? Önündeki fırsatı teptikten sonra, eldeki kuşu uçurduktan sonra başka takımdan medet beklemek…?





















