(The Turkish Post) – SAFA KAR
Kendimi bildim bileli futbol turnuvalarını büyük keyifle izlerim. Avrupa şampiyonaları, dünya kupası kadar heyecanı yüksek ve gerilimli maçlara sahne olur. Hele Türkiye’nin de yer aldığı turnuvaların tadına doyum olmaz. Üçüncülükle tamamladığımız 2002 Dünya kupası nasıl unutulabilir? İlhan Mansız’ın Senegal’e attığı altın gol… Geri dönüşün destanını yazdığımız ve çeyrek finale kadar yükseldiğimiz Avrupa Şampiyonası maçlarını hatırlamamak mümkün mü?
Avrupa Şampiyonası Almanya’da başladı. Türkiye, Hırvatistan gibi dünya devinin yer aldığı gruptan lider olarak çıktı. Hazırlık maçlarında pek ışık vermese de turnuvanın sürpriz takımları arasında. Avrupa’nın büyük takımlarda oynayan Arda Güler, Hakan Çalhanoğlu ve Kenan Yıldız gibi yetenekli oyunculara sahibiz. Bireysel yetenekleriyle iddialı olan takımlardan geri kalır yanımız yok. Tek eksiğimiz bu yetenekleri takım ve ekip haline getirmek. Başarının yolu buradan geçiyor.
Şampiyonalarda açılış maçını ev sahibi takım yapar. Turnuva Almanya – İskoçya maçıyla başladı.
Almanya en çok Avrupa kupası kazanan takımlardan…
Ve her turnuvanın favorisi. Almanya’ya ‘turnuva takımı’ denir. İddialı olduğunu daha ilk maçta gösterdi. İskoçya’yı ezdi geçti. Rakibine pozisyon vermedi. Yediği gol bile Alman oyuncu Rudiger’in kendi kalesine gönderdiği kafa vuruşundan geldi. İngiliz ekolünün takımı İskoçya’yı gole boğdu. Rakip kaleye tam 5 gol gönderdi.
Alman takımındaki iki Türk oyuncu dikkat çekti. İlki İlkay Gündoğan… Barcelona’nın oyuncusu. Alman Milli Takımı’nın kaptanı olarak çıktı sahaya. Alman oyunculara liderlik etti. Balıkesirli maden işçisi gurbetçi bir ailenin çocuğu… En alttan en üste muhteşem bir hikâye. Maça da damgasını vurdu. Şık kafa vuruşu kaleciden döndü, karambolde faule maruz kaldı. Ve pozisyon penaltı ve kırmızı kartla sonuçlandı. Ve İskoçya’yı iyice çökertti.
İkinci Türk kökenli oyuncu genç yeterek Emre Can’dı. Sonradan milli takıma çağrıldı. Maçın son bölümünde oyuna girdi. Ve son sözü o söyledi. Uzatma dakikalarında ceza sahasının dışından köşeye gönderdiği top Almanya’nın beşinci golü oldu. Gerek İlkay Gündoğan gerekse Emre Can maçın kahramanları arasına girmeyi başardı.
Türk Milli Takımı kadar diğer takımlarda oynayan Türkler de farklı heyecan unsuru.
Nasıl ki Türkiye’de şampiyon adayları iki üç takımla sınırlıdır. Avrupa Şampiyonası’nda da durum farklı değil. Favori takımların sayısı üçü dördü geçmez. Portekiz, Yunanistan gibi sürpriz takımlar çıkar elbette ama favoriler bellidir. İlk sıraya Almanya’yı yazmak gerekir. Sonra Fransa ardından ise İngiltere ve İspanya geliyor.
Son şampiyon İtalya daha mı az favori? Değil elbette.
Son Dünya Kupası’na katılamadı. Başarıya her zamankinden daha çok aç. Kupaya asılacaktır. İtalya’nın da bir turnuva takımı olduğu gerçeği unutulmamalıdır. Takımların güçleri eskisi gibi açık değil birbirine çok yaklaştı neredeyse eşitlendi. Her ne kadar favori takımlar belli olsa da sürprizlere her zaman yer var.
Favoriler de kaybeder. Nitekim kaybediyor da. Lineker’in “Futbol, topun bir o kaleye bir bu kaleye gelip gittiği ama sonunda Almanların kazandığı oyundur” sözü çok gerilerde kaldı. Top eskisi gibi sadece Almanların yüzüne gülmüyor. Gol, bireysel yetenek, takım oyunu ve emek istiyor. Bedavadan maç kazanmak yok artık. Kolay maç dönemi bitti. Sadece Almanya için değil her takım için böyle.
Gönlüm Almanya’dan yana değil, bir sürpriz takım kazansın isterim.
Ama kupanın da İlkay Gündoğan’ın ellerine çok yakışacağını düşünüyorum.
Dünyanın en iyi oyuncularından Fransız Mpabbe’nin boynu bükük mü kalsın? Hayır, ama o yeteri kadar kupa kaldırdı. Bundan sonra kupaları eksik olmayacak. Araya İlkay’ın girmesi fena olmayacak. Ne dersiniz?





















