(The Turkish Post) – SAFA KAR
Futbol ilginç oyun… Sürprizlerle dolu. Belki de o yüzden taraftarı fazla… Skoru kestirmek, tahmin etmek çok zor. Kim derdi ki Galatasaray, küme düşme hattından uzaklaşma mücadelesi veren ve haftalardır kazanamayan Konya’ya mağlup olacak. Hem de net skor ve oyun üstünlüğüyle… Liderin puan kaybı Fenerbahçe’yi çok heyecanlandırdı. Rakibini yakalama şansı ve fırsatı doğdu. Tribünde özel hazırlık yapıldı.
Oyuncuları coşturacak ve havaya sokacak ne varsa sergilendi. Taraftar tribünü doldurdu. Ve maç boyunca susmadı. 12. oyuncu gibi aktif rol oynadı. Takım istim üstündeydi. Kazanarak geliyordu. Nefesi Galatasaray’ın ensesindeydi. Şampiyonluk türküleri söylenmeye başladı. Avrupa’dan dolayı Kasımpaşa maçı pazartesiye sarktı. N. Forest karşısında tutunamadı. Ama olsundu.
İlk hedef senelerdir gelmeyen lig şampiyonluğuydu. Şeytanın bacağını bu yıl kıracaktı. Taraftar çok beklemişti. Ali Koç gitti, Sadettin Saran geldi. Yeni yönetim tamamen sahaya odaklandı. Tüm enerjisini şampiyonluk için harcadı. Futbol camiasının takdirini kazandı. Tedesco ‘sakin güçtü’, sabırla çalıştı, takımı toparladı. Skorun yanında oyun da tatmin ediciydi. Kasımpaşa şampiyonluk yolunda kritik maçtı.
Fenerbahçe sahaya bu bilinç ve motivasyonla çıktı. İlk yarı topu ele geçirdi ama oyun ortadaydı. Tehlikeli pozisyon üretmekte zorlanıyordu. Talisca gününde değildi. Çok düştü, her ikili mücadelede yerdeydi. Ayakta durmakta zorlanıyordu. Santrafor eksikliği kendini iyiden iyiye belli etti. Nesryi gitti, Duran gitti… Yerleri boş kaldı. Sherif zayıftı. Nitekim kenarda yedek kulübesinde bekledi.
Fenerbahçe gibi bir takımın santraforsuz oynaması kabul edilemez. Bunun ne denli büyük hata ve yanlış olduğu Kasımpaşa maçında göründü. Bazı maçları Talisca ve Asensio gibi oyuncularla kazanabilirsiniz. Ama santraforsuz olmaz. Talisca yırtıcı bir santrafor değil. Topu vuruşuna söylenecek söz yok. O da fırsat doğarsa… Ya rakip önlemini alırsa… Kasımpaşa’nın yaptığı gibi… Maçı gol vuruşu yapamadan tamamlar.
İlk yarı iki takımın da atakları vardı. Kasımpaşa da tehlikeli geldi. Kaderin cilvesi Emre Belezoğlu ara transferde Fenerbahçe’den aldığı oyuncularla takviye etmişti. Küme düşme hattının hemen üzerindeydi. Hedefi bir an önce ateş bölgesinden uzaklaşmak ve rahat nefes almaktı. Her 1 puanın önemi vardı. Ligin sonuna doğru puan aslanın ağzındaydı. Üst ve alt sıraların ‘final maçları’ başlamıştı. Fenerbahçe ilk yarı Kasımpaşa ceza sahası etrafında çok top gezdirdi. Fakat gol vuruşu yapamadı. Kasımpaşa defansı hata yapmadı.
Bütün umutlar ikinci yarıya taşındı. Tribünde taraftar sabırsızdı. Ama o gol gelecekti. Takımına güveniyordu. Travmalara bir yenisi eklenmeyecekti. Galatasaray’ın kaybettiği haftada ‘büyük kazanacak’, Lider’i yakalayacaktı. Kasımpaşa direnci zirveye çıktı. Dakikalar geçiyordu, sağlı sollu ataklar gol getirmedi. Seyirci sabırsızlandı. Oyuncular panikledi. Normal süre doldu, hakem 8 dakika uzatma verdi.
Galatasaray maçındaki gibi… Ama Sarı Kırmızılı takım o 8 dakikayı değerlendirmek için kılını kıpırdatmadı. Skoru da oyunu da kabullendi. Fenerbahçe öyle değil, yüklendikçe yüklendi. Kasımpaşa 10 kişi kalmıştı. Fiziki ve psikolojik üstünlük de Fenerbahçe’ye geçmişti. Uzatma dakikalarının ortalarına doğru Nene kenardan geldi, dışarıya doğru topu çıkardı, Asensio voleyle topu ağlara gönderdi. Ve beklenen gol gelmişti. Tribünler bayram yerine döndü. Asensio gol sevincini abarttı, formasını çıkarıp attı. Oysa daha maç bitmemişti. Bir kaç dakika daha vardı.
Kasımpaşa umutsuz uzun toplarla beraberlik kovaladı. Uzatmanın da sonuna yaklaşmışken kale içine doldurulan topa kafayı Kasımpaşalı Baldursson vurdu, Allevinah Guendouzi’nin önünde topu kaptı ve ağlarla buluşturdu. Yaşanan tam bir şoktu. Bayram yeri bir anda cenaze evine döndü. Bir dakika önceki sevinç ve coşkunun yerini acı ve üzüntü aldı. Bu kaçıncı travmaydı. Taraftar saç baş yoldu. Bu fırsat tepilir miydi? İki dakika üstünlüğü koruyamamak da ne demekti? Kasımpaşalı oyuncuların ceza sahasında yalnız bırakılmasının bedeli çok ağır oldu. Belki de şampiyonluk gitti. Kayıp 2 puan değildi, çok daha ötesiydi.
Baktım sosyal medyada Fenerbahçe taraftarı kahroluyordu. “Bize 0 puan gerekse -1 alır yine şampiyon olamayız” mesajları gördüm. Evet, yaşanan sadece futbol şansı mı? Yoksa kaderin üzerinde bir kader mi söz konusu? Final maçlarında bu kadar kırılma fazla değil mi? Söyleyecek söz bulamıyorum.
Lig için ilginç bir hafta oldu. İlk iki sıra puan kaybetti. Beşiktaş muhteşem bir oyunla 3 puanı kaptı, Trabzon deplasmanda kazandı. Özellikle Beşiktaş dinamik ve başarı oyunuyla şampiyonluk hesapları yapmaya başladı. Puan farkı çok fazla olabilir. 3 puanlı ligin her türlü sürpriz sonuçlara gebe olduğu bu hafta açıkça göründü. Trabzon’un da havaya girmesi normal. Fenerbahçe maçından puan çıkarsaydı bugün kendini iyiden iyiye şampiyonluk atmosferinin içinde bulacaktı.
Lig büyük heyecan ve sürpriz hafta maçlara gebe…
























