(The Turkish Post) – SAFA KAR
Almanya’da düzenlenen Avrupa Şampiyonası bol sürprizleriyle harika maçlara sahne oluyor. Ben skordan ziyade şiir gibi gollere ve de hikâyesi olan maçlara bayılırım. Hiçbir turnuvada bu kadar fazla öyküye sahip maç oynanmadı. 3 puanla grubunda ikinci olan ve bir üst tura çıkan takım da var, 4 puanla sonuncu olan takım da…
E Grubu’nda dört takımın puanları da aynı: 4… Bütün takımlar birbirini yendi. Sıralamayı averaj belirledi. Romanya birinci, Ukrayna sonuncu oldu ve evine döndü. Yıllarca turnuvaları izlerim, gruplar aşamasında böyle puan eşitliği olduğunu hatırlamıyorum.
Danimarka ve Slovenya galibiyet alamadan üst tura çıkmayı başardı. Slovenya futbol devi İngiltere’ye yenilmedi. Gürcistan Portekiz’i yenerek tarih yazdı.
Bir de takımların kaderini etkileyen son dakika golleri var ki izlemeye değerdi.
Dünya Kupası’nın başarılı takımı Hırvatistan uzatma dakikalarında İtalya’dan yediği golle turnuvaya veda etti. Modriç gözyaşları içinde evine döndü. Slovenya, Sırbistan’a son anda yenildi. Şampiyonanın favorisi Almanya, İsviçre’nin elinden son dakikada kurtuldu.
Grup maçları heyecan, hikâye ve sürprizleriyle tarihe geçti.
En çok göz dolduran takım turnuvanın favorilerinden İspanya’ydı. İtalya ile kedi fare gibi oynadı. Her ne kadar skor 1-0 İspanya’nın lehine olsa da İtalya’nın bu kadar zayıf ve etkisiz kaldığı başka maç hatırlamıyorum. İtalya dört yıl önceki turnuvanın şampiyonuydu. O eski halinden eser yok…
Ve Türkiye… Şampiyonaya harika başlangıç yaptık.
Gürcistan’ı 3-1 yenmeyi başardık. Arda’nın muhteşem golü dünya futbolunun manşetlerine çıktı. Fakat oyun, skor kadar güzel değildi. Gürcüler son vuruşları yapabilseydi Türkiye için dramatik son olurdu. Portekiz karşısında hiç tutunamadık. Ne oyun ne taktik… Arda tartışması da tuzu biberi oldu.
Kader maçı Çekya hiç de kolay olmadı. Rakibin karşılaşmanın ilk bölümünde 10 kişi kalmasına rağmen oyunu domine edemedik. Son 10 dakikada kelimenin tam anlamıyla ‘öldük öldük dirildik’. Cenk Tosun’un golüyle gruptan ikinci olarak çıkmayı başardık. Grup maçlarında 6 puan başarı kuşkusuz. Fakat eksiklikler de çok göze battı.
Şimdi rakibimiz Avusturya… Eğer Portekiz karşısında averajımız daha iyi olsaydı Slovenya ile oynayacaktık. Tabii İspanya’ya düşmek de vardı. Avusturya, Hollanda’yı yendi. Takım oyununu en oynayan ülkelerinden biri. ‘Tam dişimize göre’ diyemeyiz. Kupanın sürpriz şampiyon adaylarından biri.
Hazırlık maçında yediğimiz 6 golün acısı hâlâ taze. Hazırlık maçı ölçü değil elbette fakat futbolcularımızda bu mağlubiyet derin izler bırakmış olmalı ki başta Montella olmak üzere hemen herkesten ‘rövanş naraları’ yükseldi.
Rövanş eğer motive edici olursa elbette güzel. Ama takımın psikolojisi ve oyununu bozarsa felaketle bile sonuçlanabilir.
Biz Türklerin ‘duygu insanı’ olduğu bir gerçek. Teknik, taktik, oyun planından çok ‘hadi aslanım bastır’ türü duygusal yüklemelerin takımı daha iyi ateşlediği de âşikar. Puan maçları geride kaldı. Bundan sonra kazanan yoluna devam eder, yenilen evine döner. Böyle maçlarda sakin kalmak, oyun planını başarıyla uygulamak, tekniği ve taktiği gözardı etmemek, skor üzerinde son derece etkili sonuç verir. Milli Takım bireysel bazda Avrupa’nın en iyi takımlarında top koşturan üst düzey oyunculardan kurulu. Bütün marifet bu yetenekli oyuncuları bir takım haline getirip oynatmak… Bu da Montella’nın işi.
Grup maçlarına bakarak rahatlıkla şunu söyleyebiliriz: Hoca, bireysel yetenekleri takıma dönüştüremedi ve zayıf kaldı. Arda krizini bile yönetemedi. Avusturya maçında favori değiliz. Ama iddialıyız.
Kolay teslim olmayız. Hazırlanmak için de yeterli süre var. Çeyrek final niye olmasın?
İlk 16’ya giren takımların eleme maçları başlarken yeni sürprizlere hazırlıklı olmak lazım. Grup karşılaşmalarında nice favori takım yenildi. İşte; Hırvatistan elendi. Eleme ve final maçlarının havası da heyecanı da hikayesi de keyfi de bir başka olur. Kaçırmamanızı öneririm.





















