(The Turkish Post) – NESİM ASLANER
Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) kapsamında özel şirketler tarafından işletilen otoyol ve köprülerin geçiş ücretlerine her yıl yapılan fahiş zam oranlarına vatandaşın tepkisi dinmek bilmiyor. 1 Ocak 2026 itibari itibariyle, Osmangazi Köprüsü’nde; geçen araç ücreti 995 TL olacak. Ancak Hazinenin şirkete garanti ettiği araç geçiş ücreti ile birlikte bu rakam 2 bin 430 TL’ye çıkıyor. Hazinenin şirkete köprüden geçen her araç için ödeyeceği fark tutarı da bu oranla birlikte bin 435 TL’ye yükselecek. Buna rağmen özel otoyol şirketleri, hattı kullananlardan daha fazla gelir elde etmek için farklı yollara başvuruyor. Bunun son örneği de HGS’sinde eksi bakiye olan kullanıcıların uyarılmaması. İlgili şirketler anlaşmalı oldukları hukuk bürolarıyla irtibata geçerek, ücret tahsis edemediği araçların plakalarını ve kullanıcı bilgilerini veriyor. Hukuk şirketleri de, ilgili kişilerle irtibat kurmak yerine, doğrudan dava açıyor. Bu sayede kaçak geçtiğinden habersiz olan şoförlerden hem ceza faiziyle alınıyor, hem de avukatlar havadan binlerce lira para kazanıyor.
Kamuya ait otoyol ve köprülerde yıllardır uygulanan sistemi herkes biliyor. HGS bakiyesi yetersiz olsa bile aracın geçişine izin veriliyor. Araç sahibinden ise borç daha sonra tahsis ediliyor. Hatta HGS ödemesi için kullanıcılara makul bir sürede veriliyor. Ama söz konusu özel otoyol işletmeleri olduğunda tablo bambaşka bir aşamaya geliyor.
Ne yazık ki, Türkiye’de milyonlarca sürücü, farkına bile varmadan hukuk bürolarından gelen icra tebligatlarıyla karşı karşıya kalıyor. Sebep çoğu zaman basit. Bir geçiş sırasında HGS bakiyesinin eksiye düşmesi. Bu aşamada ilgili özel şirketlerden, ne bir SMS, ne bir e‑posta, ne de bir mobil bildirim yapılıyor. Araç sahibi uyarılmadan, borç ödemesi için makul bir yol sunulmadan, dosya doğrudan avukatlara devrediliyor. Özel otoyol şirketlerinin tercih ettiği bu yöntem, “hizmet bedelinin tahsili”nden çok, sistematik bir gelir modelini dönüşüyor. . Asıl kazanç çoğu zaman geçiş ücretinden değil; gecikme cezası, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinden sağlanıyor. Birkaç yüz liralık geçiş, kısa sürede binlerce lirayı bulan bir hukuk dosyasına dönüşebiliyor.
KAMUDA UYARI VAR, ÖZEL ŞİRKETTE AVUKAT ÜCRETİ
Maalesef, aynı HGS sistemi, aynı araç, aynı sürücüler. Ama işletmeci değişince vatandaşın muamelesi de değişiyor. Kamuda borç tahsisi öncelikle bilgilendirme ve ödeme kolaylığı üzerinden yürütülürken, özel şirketlerde ilk refleksin dava olması ciddi bir adaletsizlik hissi yaratıyor. Üstelik bu şirketler, araç sahibinin iletişim bilgilerine erişebilecek altyapıya fazlasıyla sahip. Mobil uygulamalar, e‑Devlet entegrasyonları, SMS sistemleri zaten mevcut. Buna rağmen uyarı yapılmaması, bir “unutkanlık”tan çok bilinçli bir tercih izlenimi veriyor.























