(The Turkish Post) – NEŞE POLAT
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın onayının ardından, yaklaşık 30 bin Tip 1 diyabetli çocuğun merakla beklediği sensör cihazları, SGK’nın ödeme kapsamına alındı. Ardından 3 aylık kullanım için verilen 6 adet sensör, bin 350 TL tutarındaki katkı payının ödenmesiyle ailelere teslim edilmeye başlandı.
Türkiye genelindeki binlerce aile ise yeniden Cumhurbaşkanı Erdoğan’a çağrıda bulunuyor. Diyabet Tip 1’in ömür boyu süren bir hastalık olması nedeniyle, bu düzenlemenin yaş sınırı olmaksızın tüm hastaları kapsaması talep ediliyor. SGK kaynaklarından edinilen bilgilere göre, kurum bu yönde de ciddi bir çalışma yürütüyor.
Türkiye’de yaklaşık 30 bin çocuk Tip 1 diyabet hastası. Hastalık bazı çocuklarda bebeklikte, bazılarında ise 8-10 yaş aralığında ortaya çıkıyor ve çok sıkı bir takip gerektiriyor. Beslenmeden eğitime, sosyal yaşamdan sağlık kontrollerine kadar çocukların 24 saat ailelerinin gözetiminde olması gerekiyor. Kendi beslenmesini ve şeker ölçümünü yapamayan çocuklar, gün içinde defalarca parmak delerek ölçüm yapmak zorunda kalıyor. Bu sorunu ortadan kaldırmak için iktidar önemli bir adım attı ve 18 yaş altındaki çocuklar için sensör destekli izleme cihazı geri ödeme kapsamına alındı.
YÜZLERCE GENÇ DE SENSÖR BEKLİYOR
Ancak bu adımın ardından, Tip 1 diyabetle yaşayan 18 yaş üstü yüzlerce genç de sensörlü glikoz izleme cihazı desteğinden yararlanmak istiyor. Hasta dernekleri ve uzmanlar, bu çağrıyı birlikte yükseltiyor. Sürekli glikoz izleme cihazları; kan şekeri dalgalanmalarının daha iyi yönetilmesini sağlıyor, hipoglisemi (kan şekeri düşüklüğü) riskini azaltıyor ve günlük yaşamda daha fazla özgürlük sunuyor. Amerikan Diyabet Derneği verileri de, genç erişkinlerde bu teknolojinin kullanımının henüz ideal düzeyde olmadığını ortaya koyuyor.
Hasta dernekleri ve sağlık uzmanları aylardır sensör desteğinin sadece çocuklarla sınırlı kalmaması, 18 yaş ve üzeri diyabetli gençleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi çağrısında bulunuyor. Hukukçular ise yaş sınırının fırsat eşitsizliği yarattığına dikkat çekerek, bu sınırın kaldırılmasının diyabetli gençler için daha güvenli, özgür ve kaliteli bir yaşam anlamına geleceğini vurguluyor.





















