(The Turkish Post) – MERCAN BULUT
Hiç unutmam… Tarihler 2007 yılını gösteriyordu.
O zaman Hürriyet Gazetesi bugünkü Hürriyet değildi. İktidar yandaşlığı bir yana, adeta topuyla tüfeğiyle AK Parti iktidarına savaş açmıştı. Özellikle de iktidarın muhafazakâr ve mütedeyyin yaşam tarzı, en büyük hedefleriydi.
Gazeteyi her açtığınızda mutlaka inanç sahibi bir kişiyi aşağılayan bir haberle karşılaşırdınız.
Haliyle geminin dümeninde o dönem Ertuğrul Özkök vardı. Sonra Özkök gemiden indi, dümeni başka yöne çevirdi. Orası benim ilgi alanım değil.
Ancak yıllar sonra Özkök, yaptığı ya da yaptırdığı gazetecilik anlayışından dolayı toplumdan özür diledi. En azından yanlış yaptığını kabul ederek kendince bir erdem örneği sergiledi.
O dönemde rahmetli Bekir Coşkun da Hürriyet Gazetesi’nin en önemli kalemlerinden biriydi.
Her yeni yazısında dindar kesime yönelik bel altı ifadeler kullanır, insanları aşağılamaktan çekinmezdi. İşte o günlerde kaleme aldığı bir yazısı vardı: “Göbeğini kaşıyan adam…”
Yazısından aktarıyorum:
“O göbeğini kaşır” diye başlıyor…
“Göbeğinin tombik olması ona mutluluk verir, çünkü bu yaşamın tadını çıkardığı anlamına da gelir. Ayağını altına alıp oturur. Elinde bayraklarla yürüyen kadınları görünce ‘Ne vınaklıyo bunlar len…’” diye devam ediyordu.
Aradan yıllar geçti. Bekir Coşkun bu yazısıyla ilgili bir nedamet yazısı yazdı mı bilmiyorum. Umarım en azından yanlışını fark edip küçümsediği insanlardan özür dilemiştir.
Yukarıda bir tarih verdim…
Yıl 2007…
Aradan koca 18 yıl geçmiş.
O dönemde belki 1–2 yaşlarında olan Defne Samyeli’nin “akıllı kızı” Derin, bugün adeta aynı yaraların üzerine tuz basıyor. O dönemi bilmeyenler ne dediğimi anlayamayabilir; ancak yaşayanlar, bu sözlerin ne anlama geldiğini iyi bilir.
Belki Derin Talu ismini kimse bilmez.
Örneğin benim gibi medya dünyasından uzak olanlar hiç bilmez!
Ben onun varlığından ancak son uyuşturucu operasyonunda gözaltına alındığında haberdar oldum. Demek ki benim hayatımda hiçbir kıymeti yokmuş…
Ama ben uzak durmaya çalışsam da bazı insanlar bir şekilde hayatımıza giriveriyor. Dün sosyal medyada gezinirken, Derin Talu’nun çirkin ve bir o kadar aşağılayıcı mesajlarına şahit oldum. Ne yazık ki sadece ben değil; binlerce insanın hayatına aynı anda dahil oldu Derin Hanım.
Derin Talu şöyle diyor:
“En büyük önerim çirkin kızlarla arkadaş olmamak. Çok kıskanç insanlara rastladım; hepsi çirkin ya da şişko.”
Sosyal medyaya baktım; kızımızın önemli bir mesleği var mı diye…
Benim kıstaslarıma göre bildiğin işsiz.
Bunu onu aşağılamak için söylemiyorum; fakat ortada ne bir eğitim kalitesi ne de entelektüel bir birikim var. Hep o mu başkalarını aşağılayacak? Biraz da ben onu eleştireyim!
Aslında Derin Talu meselesi, toplumsal bir gerçeği gözler önüne seriyor:
Hiçbir özelliği olmayan bir birey, bedeni üzerinden toplumsal aforizmalar üfürüyor. Ve onu takip eden binlerce kişi de paylaşarak bu çirkinliğe katkı sunuyor. Belki yok saysalardı, bu kadar görünür olmazdı.
Örneğin, İslam Ceza Hukuku’nda cezaların şahsiliği esastır. Buna göre herkes işlediği fiilden sorumludur. Hiç kimseye işlemediği bir suçtan dolayı cezai sorumluluk yüklenemez.
Kısacası, kızının yaptığı saygısızlıktan dolayı medya fenomeni Defne Samyeli’ni suçlayamayız.
Ancak söz konusu anne, kızının yanlışlarına destek veriyor, paylaşımlarını beğeniyor ya da teşvik ediyorsa o zaman manevi olarak sorumlu tutulabilir.
Örneğin bir ay önce kızları uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınmıştı. Masumdur veya değildir… Sorgulamak benim haddime değil. Ama anne olarak kızlarına sahip çıkmak onun sorumluluğundadır. Binlerce insanı aşağılayan bir paylaşım yapıldığında, ya o paylaşımı sildirecekti ya da kızına özür dilemesini öğretecekti.
Bir insanın, özellikle de kamusal alanda konuşan bir kadının kurduğu her cümle, gençler ve kadınlar üzerinde büyük etki yaratır. Derin Talu’nun “Kıskanç insanların hepsi çirkin ya da şişko” şeklindeki ifadesi, yankı uyandırmanın ötesinde, bulanık bir zihnin güzellik anlayışını ölçüye dönüştürme çabasından başka bir anlam taşımaz.
BEDEN DÜŞMANLIĞININ FİTİLİNİ ATEŞLİYOR
Bu ifade; estetikle ahlakı, bedenle karakteri birbirine karıştıran sığlığın en çıplak hâlidir.
Bir insanın “kıskançlığını” kilosuna, bedenine, görünüşüne bağlamak hem akıl dışıdır hem de yıllardır mücadele edilen beden algısı baskısını hortlatan bir bilinçsizlik örneğidir.
Güzelliği ahlaki bir üstünlük gibi sunan, insanı etiyle kemiğiyle kategorize eden bir zihniyetin ürünüdür.
Kıskançlık çirkinliğin değil, karakter zafiyetinin göstergesidir.
Buradaki asıl mesele, bir karakter tartışmasından çok, kamusal sorumluluk bilincinin ne kadar eksik olduğudur.
On binlerce genç kadının takip ettiği birinin, beden düşmanlığını bu kadar rahat dillendirmesi; magazinsel özgüven değil, toplumsal bilinç yoksunluğunun kanıtıdır.
ZİHNİNDEKİ BOŞLUĞUN DIŞA YANSIMASI
Bu tür ifadeler, yıllardır diyet kültürünün, kusursuz beden dayatmasının ve estetik takıntısının altında ezilen gençleri daha da yıpratır. “Şişko” kelimesini hakaret gibi kullanan her cümle, sahibinin zihnindeki boşluğu ele verir. Çünkü insanları dış görünüşüyle yaftalamak, entelektüel kifayetsizliğin en bilindik kaçış yoludur.
Bu açıdan, Defne Samyeli’nin kızı Derin Talu’nun sözleri; bireysel bir gaf olmaktan çok, Türkiye’deki “beden mükemmeliyeti” baskısının nasıl içselleştirildiğinin acı bir göstergesidir. Ve bu yüzden eleştirilmelidir. Çünkü bedenler değil, düşünceler şişer. Ve en ağır olan da cehaletin şişkinliğidir.
Aslında Derin Talu isimli sosyal medya çılgını, eğitimsiz bir bakış açısıyla “derin” aforizmalar üretmeye çalışmıştır. Ancak yaptığı paylaşım, onun ve benzeri düşünenlerin ne kadar cahil olduklarının bir göstergesidir.
Kaldı ki Derin Talu’nun güzelliğini veya fit bedenini onaylayan bir kurum mu var?
Yoksa kendisi Türkiye’nin yeni “medeniyet ve beden gurusu” ilan edildi de bizim mi haberimiz yok?






















