(The Turkish Post) – MEHMET EREN
Bazı kurumlardaki denetim ve kontrolün yetersiz olması bazı temel sorunları da beraberinde getiriyor. Bunun son örneği Türk Telekom’da yaşandı. Kurumun internet ve iletişim hizmetlerinde, faturanın kısa süreli gecikmesi halinde abonelere yansıttığı “açma-kapama ücreti” yeniden tartışma konusu oldu. Son dönemde birçok tüketici, birkaç günlük gecikme nedeniyle yaklaşık 400 TL’ye varan ek bedellerle karşılaştıklarını belirterek uygulamanın hukuki dayanağını sorgulamaya başladı. Hatta bazı müşteriler, “açma-kapama ücreti” adı altında 400 TL’lik astronomik faturalara yansıtılması üzerine CİMER’e ve Tüketici Hakem Heyeti’ne başvuruda bulundu. Kurum yetkilileriyse söz konusu rakamla ilgili hiçbir kanuni dayanak gösteremiyor.
Tüketiciler, söz konusu ücretin hangi somut hizmetin karşılığı olduğu konusunda şirket tarafından açık ve anlaşılır bir açıklama yapılmadığını ifade ediyor. Özellikle dijital altyapı üzerinden otomatik gerçekleştirilen hat kısıtlama ve yeniden aktivasyon işlemleri için bu denli yüksek bedel alınmasının “fiili maliyetle bağdaşmadığı” eleştirileri dikkat çekiyor. Uzmanlara göre, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca tüketiciye sunulan hizmet bedellerinin şeffaf, ölçülü ve anlaşılabilir olması gerekiyor. Kanunun “haksız şartlar” başlıklı hükümleri kapsamında, tüketici aleyhine dengesizliğe yol açan ve karşılığı net biçimde ortaya konulamayan tahsilatlar hukuki tartışmaya açık hale geliyor.
Tüketici hukukçuları da birkaç günlük gecikme nedeniyle hem gecikme faizi hem de yüksek tutarlı “açma-kapama bedeli” alınmasının “çifte yaptırım” niteliği taşıyabileceğini belirtiyor. Ayrıca uygulamanın, özellikle ekonomik kriz ortamında temel iletişim hizmetlerine erişimi zorlaştırdığı vurgulanıyor.
Ancak asıl sorun Türk Telekom’un müşterilerin enflasyon altında ezilirken, vatandaşlardan astronomik cezalar talep etmesi. Özellikle Türk Telekom’un bazı müşterilerin düzenli faturalarını ödemelerine rağmen, birkaç günlük gecikmeyi dahi bu kapsama alması bazı soru işaretlerini barındırıyor. Hatta müşterilerin söz konusu gecikmeyi birkaç ay devam ettirmesi halinde ceza otomatik olarak faturaya yansıtılıyor. Kurum içinde hiçbir yetkili bu fahiş cezayı izah edemiyor. Sadece gerekçe olarak sözleşmeyi gösteriyor. Ancak hiçbir sözleşmede bu rakam “açma kapama” şeklinde yer almıyor.
HAT UZAKTAN KAPATILIYORSA, CEZA NEDEN YANSITILIYOR?
Tüketicilerden gelen tepkilerin ortak noktası ise şu soru: “Hat zaten uzaktan sistem üzerinden kapatılıp açılıyorsa, yaklaşık 400 TL’lik maliyet tam olarak hangi işlem için alınıyor?” Kamuoyunda oluşan eleştiriler üzerine gözler şimdi hem Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) hem de Ticaret Bakanlığı denetim mekanizmalarına çevrildi. Tüketici dernekleri, iletişim hizmeti sunan şirketlerin “ek hizmet bedeli” adı altında uyguladığı tahsilatların ayrıntılı şekilde incelenmesi gerektiğini savunuyor. Öte yandan hukukçular, tüketicilerin haksız olduğunu düşündükleri bedeller için Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurma hakkının bulunduğunu hatırlatıyor. Özellikle ücretin sözleşmede açık, anlaşılır ve ölçülü biçimde düzenlenmemesi halinde, iade kararı verilmesinin mümkün olabileceği ifade ediliyor.
TEK TARAFLI BELİRLENEN KURALLARIN HUKUKİ KARŞILIĞI YOK
Ceza avukatları da 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında tüketici sözleşmelerindeki haksız şartların geçersiz olduğuna dikkat çekiyor. Tüketiciyle müzakere edilmeksizin tek taraflı belirlenen, dürüstlük kuralına aykırı ve tüketici aleyhine dengesizlik yaratan şartların hukuki geçerliliği bulunmadığına dikkat çeken avukatlar, şu değerlendirmede bulunuyor: “Fatura gecikmelerinde işletilebilecek temel yaptırım gecikme faizidir. Bunun yanında kısa süreli gecikmelerde yüksek tutarlı açma-kapama bedeli tahsil edilmesi ölçülülük ilkesine aykırıdır. Bu nedenle müşteriden tahsil edilen/tahsil edilmek istenen söz konusu ücretler hukuka ve tüketici mevzuatına aykırıdır. Ticaret Bakanlığı acil devreye girerek, bu mağduriyetleri gidermelidir.”























