(The Turkish Post) – KENAN TUĞLU
Yıllardan beri Avrupa futbolunu takip ediyorum. Özellikle İspanya, İngiltere ve Almanya ligleri uzmanlık alanım dersem, abartmış olmam. Çünkü geçmiş ile yeni dönem arasında köprü kuracak kadar kendime güvenirim. Bunun sebebi de; ligleri, futbolcuları ve teknik kadroları yakından takip etmemden kaynaklanıyor. Buna ek olarak, bir dönem bu liglerde top oynayan yıldız oyuncularının yorumlarını da büyük bir beğeniyle takip ediyorum. Eski oyuncular, takımlarının oynadığı bütün maçlarda yorumcu olarak sahadaki yerlerini alıyorlar. Abartısız yorumlar ve kaliteli değerlendirmelerle, oynanan oyuna farklı bir değerlendirme sunuyorlar.
Ancak Türk futbol severleri benim kadar şanslı değil ne yazık ki… Çünkü ben yıldız oyuncuların sesleriyle, Şampiyonlar Ligi mücadelelerini takip ederken, Türkiye’de yıldızlar geçidinin yorumu Ömer Üründül yapıyor. Bir dostumun tavsiyesi üzerine, geçen hafta ve bu hafta bende Üründül’ü dinleyeyim dedim. İnanır mısın sahada oynanan harika oyunu, Ömer Üründül’ün yorumlamasına gönlüm razı olmadı. Çünkü Türkiye’de futbolu yakından bilen ve harika ve entelektüel seviyede yorumda bulunan eski futbolcular mevcut. İsimleri o kadar çok ki. Ama bunlara rağmen TRT gibi bir kanalda Ömer Üründül’ün tercih edilmesine bir türlü anlam veremedim. Umarım TRT, yapacağı değerlendirmelerle bu konuya açıklık getirir.
Açıkça ifade etmem gerekirse Ömer Üründül ile hiçbir kişisel sorunum yok. Tam aksine, ilerlemiş yaşına rağmen hala yorumculuk yapmasına da şapka çıkartıyorum. Ama şunun da altını çizmem gerekiyor: Ömer Üründül’ün yorumları oynanan futbolda çok yavan kalıyor. Çünkü futbolun dönüşüm hızıyla yorumculuğun dili arasındaki mesafe de değişim gösteriyor. Oynanan oyunla birlikte, yorumcunun anlatım becerisi ve yorum zevki de, futbolun ahengini belirleyen temel bir etken olarak duruyor. Özellikle UEFA Şampiyonlar Ligi gibi oyunun en üst düzeyde, en karmaşık ve en hızlı oynandığı bir organizasyonda yapılan yorumlar, yalnızca bir maçı değil, aynı zamanda futbolun bugünkü aklını da anlamayı gerektiriyor.
MODERN FUTBOLUN ÇOK UZAĞINDA…
Bu açıdan TRT yorumcusu Ömer Üründül’ün yorumculuk tarzı uzun yıllardır belirli bir çizgide ilerliyor: disiplin, fizik gücü, “klasik” oyun anlayışı ve hata üzerinden okunan bir futbol yorumu. Ancak modern futbol, bu parametreleri aşalı çok oldu. Günümüzde oyun; veri analizi, “positional play” dediğimiz pozisyonel oyun, pres yoğunluğu (PPDA), geçiş oyunları ve mikro-taktik detaylar üzerinden okunuyor. Avrupa’nın elit kulüpleri, yalnızca sonucu değil, oyunun her saniyesini ölçen ve optimize eden bir anlayışla hareket ediyor.
Benim izlenimlerine göre de; Üründül’ün yorumları çoğu zaman oyunun bu yeni katmanlarını açıkça ıskalıyor. Örneğin bir takımın geriden oyun kurarken yaptığı riskli pas tercihleri, artık “gereksiz risk” değil; aksine rakip presini kırmanın planlı bir yolu olarak okunuyor. Çünkü Avrupa’nın yeni genç hocaları hem riskli oyunu tercih ediyor hem de sahada yeni taktikler deniyor. Bunun sebebi de, izlemeye gelen taraftarlara yeni heyecanları tattırmaktan geçiyor. Ancak Ömer Üründül gibi; geleneksel bakış açısı bunu hâlâ “hata” olarak değerlendirebiliyor. Bu da izleyiciye eksik, hatta zaman zaman yanıltıcı bir futbol okuması sunuyor. Bundan dolayı, sosyal medya ağlarında Ömer Üründül’ün maç yorumladığı pek çok maçta TRT’ye yönelik ciddi eleştiriler geliyor. Bu kadar tepkiye rağmen, kurumun aynı kulvarda devam etmesi de kafalarda soru işaretleri barındırmıyor değil!
MODERN Mİ KLASİK YORUMCULUK MU?
Diğer yandan Avrupa’da modern yorumculuk yalnızca “ne oldu?” sorusunu değil, “neden oldu?” sorusunu da cevaplamak zorunda kalıyor. Oysa Üründül’ün analizlerinde bu “neden” çoğu zaman basit genellemelere indirgeniyor: mücadele eksikliği, konsantrasyon kaybı ya da bireysel hata. Halbuki bugünün UEFA Şampiyonlar Ligi maçlarında bir golün arkasında çoğu zaman 10-15 paslık bir yapı, alan manipülasyonu ve rakip savunmanın bilinçli şekilde bozulması yatıyor. Bu da taktik becerilerin sahaya yansımasından ileri geliyor. Kısacası sahada iki dev takımın harika bir taktik savaşı yaşanırken, Üründül gibi isimlerin bunu basit argümanlarla okuması, artık zamanın diline hiç uymuyor. Daha da ötesi TRT gibi bir kamu kurumuna yakışmıyor. Bir diğer önemli mesele ise futbolun estetik ve stratejik evrimiyle ilgili. Artık Avrupa futbolunda oyun, yalnızca fiziksel üstünlükle değil; alan kullanımı, oyuncular arası mesafe, pas açıları ve tempo kontrolüyle kazanılıyor. Bu bağlamda yorumcunun da kendini güncellemesi, yeni kavramlara hâkim olması ve oyunu çok katmanlı bir şekilde okuyabilmesi gerekiyor. Aksi hâlde yorum, geçmişin doğrularını bugüne taşımaya çalışan bir nostaljiye dönüşüyor. Kısacası Ömer Üründül, yeni nesil futbol severlere bir nevi 1980 ve sonrasındaki dönemi hatırlatıyor. Futbolu akademik seviyede takip eden ve günceli yakalayan futbolseverlere hiçbir katkı sunmuyor.
Sonuç olarak, TRT yorumcusu Ömer Üründül gibi deneyimli bir ismin futbol kamuoyundaki etkisi hâlâ büyük. Ancak bu etkinin çağın gereklilikleriyle uyumlu hâle gelmesi, hem izleyici kalitesi hem de futbol kültürünün gelişimi açısından kritik önem taşıyor. Modern futbolu anlamak, sadece maçı izlemekle değil; oyunun arkasındaki sistemi, veriyi ve niyeti çözmekle mümkün. Yorumculuk da artık tam olarak bunu gerektiriyor. Bir futbol tutkunu olarak ifade etmeliyim ki, TRT artık yeni nesil yorumcuları kadrosuna dahil etmeli. Aksi durumda izleyici kaybetmeye devam edecektir.






















