(The Turkish Post) – KEMAL ALBAYRAK
Bireysel suçlar, toplumsal suça dönüştürülse, orda hürriyetten bahsedilir mi? Bu işlerin başlangıç planına bakınca, her şey anlaşılıyor. Ama ahmaklar, zihinleri çıkara ve mahalleciliğe dayananlar, bunu anlamadılar.
Vesayetle suçlu icat ettiler, bunlara hukuksuzluk olurken, karşı mahalleler sevindi, şimdi başlarına adaletsizlik gelince, insanlığı anladılar mı acaba? Burda eğer suç üretilmişse, denetim görevlilerin ve siyasi iktidarın suçunu sorgulamak gerekmez mi?
Suçluysa elbette, bağımsız yargı hesabını sorar ancak, suça teşvik edeni, üreteni, suç olmadan sorunlu sorumluların, tedbirsizliğini kim sorgulayacak? Ülke yağmalanırken, suç üretilirken, niçin göz yumuldu?
Ganimet ortaklığı, hukukun ve adaletin olmadığı, her yerde olur. Yaşanır bir ülkeden, yaşanmayan bir ülke haline getiren, karekter bozukluğu haramzadelerden, sorumluların hesap sorması gerekmez mi? Ülke bulunmuş eşya deposuna döndü. Adalet, hukuk, saydamlık var mı? Suçluları koruyanlar kimler? Sömürünün vesayeti, taşeronları kimler?
Bu türlerin vatanı, milleti, bayrağı, inancı olmaz. Çıkar için yarattıkları putlara taparlar. Her şeyi kılıf yaparlar.
Bunları anlamayan tutsak akıllardan, körlerden, soygunculardan, adaletsizlerden, ülke yararına bir şey beklenemez. Bunu anlamak ve kötülüklere ayrımsız dur demek gerekir. Yoksa zulümler herkesi yakar, yakıyor da.
TAHT DEĞİŞİKLİĞİ, GELECEK TAYİNİ
Ülkede olup biten operasyonlara bakınca, sanki AK Parti iktidarının içinden, iktidar değişimi olacağının dizaynı gibi. Taht değişikliğinde, gelecek tayini. Elbette devlet araçları ile, tutulan gizli arşivler, güç oranına göre dosyalanmış gözüküyor.
Kişisel olaylar ve özel yaşantılardan üretilen suçların boyutları, asıl suçları, ötekinde karşılıklı çıkarma işi. Bu işler hiyararşik olarak suçlu görülenlerin çarpışması, kimini batıracak, kimini geleceğe oturtacak gibi.
Ancak amaca giden yolların, ahlaksızlıkları ülkeye, millete, insanlığa faydası olmuyor. Devlet imkanlarını, eline geçirenlerin, millet, ülke, insanlığın faydası, adalet derdi olmayınca bataklığın müşterileri oluyorlar.
İki kişinin bildiği sır sır değildir. Gördüklerine inanmayanların, görmediklerine inanışları böyle maalesef. Topyekün çürüme, suç örgütleri güç çatışması, kimini götürür, kimini getirir göreceğiz.
Yönetim böğürtlen gibi oldu. Kimi yeşeriyor meyvesini azınlık yiyor, kimisi kuruyor acısını millet çekiyor.
Muhalefet seyrede dursun ki, herhalde onlar da, “Mehdi mi mesih mi gelecek?” diye bekliyorlar. Kışın soğuğu, yazla geçer mi bakacağız?
Uyanış millette. Kötülüğün sıradanlaştığı bir ülkede meşru isyan ahlakı diriliştir. Düşünce uzaklığa, yakınlaştırır. Kırık bir testiye ne kadar su koysanız, testi boşalır.
Ülkesini sevenler, mahalleciliği bırakarak, ilkelerde birleşerek, kötülerle mücadele etmelidir. Akıl, bilim, hukuk, demokrasi ve ahlak bunu gerektirir. Aklı hür olanlar risk alan, sorumlulardır.






















