(The Turkish Post) – KAMİL ASLAN
Steven Sadettin Saran’ı bilmeyeniz yoktur. Kendisi ABD’de eğitimini tamamladıktan sonra, iş dünyasına Türkiye’de adım attı. Saran yıllar içerisinde özellikle spor dünyasında yaptığı yatırımlarla adından sıkça söz ettirdi. Bunun neticesinde de önce Fenerbahçe Spor Kulübü’ne üye oldu. Ardından da Aziz Yıldırım’ın başkan olduğu 2003 yılında da Futbol Şube Sorumlusu oldu. Saran’ın yönetime girdiği ilk yıllarda Aziz Yıldırım’ın prensi olarak öne çıktı. Adeta Yıldırım, hoca transferinden futbolcu alımlarına kadar onu tek yetkili kıldı. Ne var ki, aralarına soğuk rüzgârlar girdi Saran ile Yıldırım’ın. Yıldırım yönetiminin icraatlarını onaylamadığı ve açıkça eleştirdiği için de Aziz Yıldırım ile ilişkileri tamamen bozuldu. Aziz Başkan tarafından, kurallara aykırı bir şekilde yönetimden uzaklaştırıldı. Sadettin Saran, Fenerbahçe Spor Kulübü üyeliğinden haksız olarak ihraç edildiği yönünde karara karşı dava açtı. Fenerbahçe Kulübü ile Sadettin Saran arasında 7 yıl süren kulüp üyeliğinden haksız ihraç davasında, Yargıtay Sadettin Saran’ı haklı buldu. Bu tarihten itibaren Saran, her başkanlık döneminde adaylık açıklaması yaptı. Ancak hiçbir zaman seçime ‘girmedi’ ya da ‘giremedi’.
Mayıs ayının son haftasında yapılacak seçim öncesinde de İstanbul ve Ankara’da kongre üyeleri ile toplantılar yaptı. Adaylığını açıkladı. Fakat mevcut Başkan Ali Koç ile yaptığı bir saatlik kapalı toplantının ardından adaylıktan çekildiğini açıkladı. Hatta Aziz Yıldırım’ın aday olması durumunda, Ali Koç’u açıkça destekleyeceğini bile dile getirdi. Bu şartlar altında tecrübelerim bana gösteriyor ki, “Sadettin Saran hiçbir zaman Fenerbahçe Kulübü’nün başkanı olamaz.” Sadece dışardan magazinsel görüntüsüyle ‘sufle yapar.’ Asla güçlü bir rakibin karşısına aday olarak çıkamaz. Bana kalırsa Ali Koç lehine çekilmesinin tek bir gerekçesi olabilir. O da 2003 yılında kendisini gönül verdiği takımının yönetiminden gönderen Aziz Yıldırım’dan intikam almak. Belki de kendince tek düşüncesi vardır. Kendisinin başkan olamadığı bir takımda, Aziz Yıldırım’ın da geri dönüş yolunu tamamen kapatmaktır. Başkanlıktan çekilmesinin başka bir izahatı olamaz.
SARAN, FUTBOL DÜNYASINA DEĞER KATAR… AMA…
Yıllarca spor dünyasının içinde yer aldım. Futbolcusundan yöneticisine kadar pek çok tanınmış isimle bir takım diyaloglarım oldu. Bu kişiler arasında kendini çok iyi yetiştirmiş, beyefendi, kibar ve insani ilişkileri çok yüksek insanlarla karşılaştım. Bir yandan da, bu saydıklarımın tam tersi spor adamlarıyla görüşmek zorunda kaldım. Ama insanın canını en fazla yakan durumsa, bu kadar iyi şartlar altında insanların kendilerini geliştirmek istememeleri. Günlük hayatında milyonlarca lira parayla iştigal eden, futbolcu ve spor adamları kendilerini neden geliştirmez bir anlam veremedim. Konuşma tarzları, giyimleri ve sosyal ortamlardaki görgü dışı davranışlarıyla beni hayal kırıklığına uğrattı onlarca isim. Bazılarını ekranlarda hala görüyorum. Ancak değişen bir şeylerin olmadığını görmek ise hüznümü daha da artırıyor. En azından birkaç eğitmenle çözülecek, bazı temel sorunları bile gidermemek için ayak diretiyorlar. Spor camiası için bu yaklaşım tarzı büyük bir ayıp.
Ancak her zaman Sadettin Saran’ı farklı bir konuma yerleştirdim. Çünkü aldığı eğitim, yetişme koşulları ve sosyal yaşantısıyla o farklı bir konumda. Öncelikle Avrupa kültürü onun hayatının bir parçası. Konuşma adabı, prezantabl oluşu ve spor camiası içerisinde öne çıkan en önemli özelliği. Ayrıca futbolcularla ve medya mensuplarıyla kurduğu diyalog kanalının temelinde de bu var aslında. Evet, Sayın Saran iyi bir insan. Kaliteli bir birey. Ayrıca spor dünyasına katacağı çok şey var. Ancak o şu şartlarda spor camiası için birkaç gömlek büyük. Bir kere futbol dünyasının içine girdiğinde, o da bu olumsuz havadan etkilenecek. Belki de temel bazı değerleri zarar görecek. Belki de bu endişelerden dolayı başkan olmaya bir türlü karar veremiyor.
SARAN İLE OĞAN’IN SİYASİ BENZERLİKLERİ
Diğer yandan Sadettin Saran’ı, son dönemde siyasette öne çıkan Sinan Oğan’a benzetiyorum. Neden mi? Sinan Oğan’da siyasi hayatında, her seçim döneminde öne çıkan bir figür. MHP’de genel başkan olmak için aday olduğunu açıkladı. Birkaç gün sonra, başka bir aday lehine çekilme kararı aldı. Yine Mayıs 2023’te Cumhurbaşkanlığı seçiminde ATA İttifakı’nın adayı olarak ön plana çıktı. Yüzde 5 oy alarak elini doldurdu. Ancak ikinci turda Erdoğan ile yaptığı görüşme sonrasında, adaylıktan çekilme kararı aldı. Sonrasında malum. Hakkında bazı iddialar kamuoyuna yansıdı. Neticede Oğan istediğini aldı, Erdoğan lehine çekildi. Artık siyasi hayatına kendi başkanlık yaptığı bir dernekle devam ediyor. Olası bir erken seçimde Sinan Oğan’ı yeniden aday olarak görürseniz şaşırmayın.
Bu saydığım şartlardan dolayı Sadettin Saran’ı da Oğan’a çok benzetiyorum. En azından Oğan, Cumhurbaşkanlığı ilk tur seçimine katıldı. Boyunun ölçüsünü aldı. Ancak Sadettin Saran, sadece kamuoyu oluşturup, aday olacağını açıklıyor. Birkaç hafta olmadan, sessiz sedası arenadan çekiliyor. İnsanın aklına gelmiyor değil. Sadettin Saran, Aziz Yıldırım ya da Ali Koç’un karşısına çıksa da, boyunun ölçüsünü alsa. Kamuoyu da buradan çıkacak sonuca göre, kendisine bir değer verir. Mayıs ayında yapılacak başkanlık seçimine önce ‘adayım’ diye açıklama yapıp, Ali Koç ile yapılan görüşmeden sonra ‘çekildim’ demek Saran’a ve ekibine yakışmadı. Artık karar verin. Fenerbahçe Kulübü Başkanlığı’na ‘aday mısınız’ yoksa ‘değil misiniz?’






















