(The Turkish Post) – KAMİL ASLAN
Futbol, artık tek başına bir spor dalı değil. Tam aksine, bacasız bir sanayi olarak öne çıkmaya başladı son yıllarda. Hiçbir sermaye yatırımı ortaya konulmadan, yüksek gelir elde eden bir sektör durumuna geldi. Bugün en basit bir takımın bütçesi bile on milyonlarca dolar ile telaffuz ediliyor. Haliyle yüksek gelirlerin konuşulduğu bir sektör, bazı açgözlülerin de iştahını kabartıyor. Bunun yanına bir de bahis ve iddia çetelerini dâhil ettiğinizde, o güzelim futbol tam bir keşmekeş spor dalına dönüşüyor.
İşte o anda futbol, futbol olmaktan çıkıyor. Tabiri yerindeyse, gladyatörlerin savaş arenasına dönüşüyor. Bir anda o güzelim yeşil sahaya bütün eli kanlı gladyatörler akın ediyor. Sanki canlı bir bedeni parçalarcasına, her biri bedenden bir parça koparma telaşına düşüyor. İşte o zaman futbol, milyonlarca insanın tutkuyla takip ettiği ve oynadığı heyecan verici bir spor dalı olmaktan tamamen çıkıyor. Bunun yanına futbolcu, antrenör kulüp yöneticileri ve hakemleri de dahil ettiğinizde film tamamen kopuyor. Artık futbol tamamen birilerinin, iddia ve bahisler milyonlar kazandığı bir alana dönüşüyor. Kısacası legal bir spor dalı, bir grubun maharetiyle çığırından çıkarılıyor.
Yıllardan beri futbolun içerisindeyim. Bir dönem amatör olarak da yeşil sahalarda ter döktüm. Bizim dönemimizde futbol oynamanın da yönetmenin de bir ahlakı ve edebi vardı. Özellikle profesyonel seviyede takımlar ve futbolcular birbirine aşırı saygı gösterirdi. Yeşil sahanın dışında da birbirlerine değer verirlerdi. Ancak yeni dönemde futbol, futbol olmanın ötesinde bir holiganizme dönüştü. Artık sahada oyuncular birbirlerini sakatlarcasına, insafsızca birbirlerine müdahalede bulunuyor. Saha kenarında destekleyen taraftarlar da, bu ateşe odun atıyor insafsızca. Bir de bu kavgaya hakemler dahil olduğunda, ekran karşısında maç izleyenlerse saç baş yoluyor maalesef.
“VAR” VAR, “YOK” GİBİ İZLİYOR
Dün, bahsettiğim bütün orta oyunları milyonlarca insanın gözü önünde yaşandı. Türkiye’nin iki güzide takımı karşı karşıya geldi. Bir yanda lider Galatasaray, diğer yanda da zor günler yaşayan Trabzonspor vardı. İki takım da çok iyi bir oyun sergiledi. Ancak karanlık eller, temiz futbolu kirletti ne yazık ki. Galatasaray’ın Trabzonspor’u 4-3 mağlup ettiği maç sonrası eleştiri okları hakeme yöneldi. Maç sonrası yapılan yorumlarda da hakemler için “Tam bir rezalet” ifadesi kullanıldı. Maçta atılan goller kadar hakemin verdiği tartışmalı pozisyonlar dikkat çekti.
Gol öncesi top dışarıdan çevrilmesine karşın, devamındaki pozisyona gol kararı verildi. Hadi hakem göremedi. Ya “VAR” adı verilen ancak “YOK” olan video uygulama sistemini yöneten hakemlere ne demeli. Milyonlarca izleyici golün iptal edilmesini bekledi. Hakkaniyet de bunu gerektirirdi. Ancak uyuyan VAR da hakem de orta noktayı gösterdi.
Maçtaki tartışmalı kararlar keşke bununla sınırlı kalsaydı. Verilmeyen kırmızı kartlar ve verilen penaltı, kirli oyunun tuzu biberi oldu. Maç sonunda bazıları hakemlere bu kadar yüklenilmemesi gerektiğini belirtir mahiyette açıklamalarda bulundu. Ancak tuz artık maalesef kokmuş vaziyette. Susmanın hiçbir anlamı yok. Taraflı tarafsız herkes, takım yöneticisi Türk hakemleriyle yola devam edilmeyeceğini anlamalı. Her alanda yabancıları deneyen bir sistem, konu hakem olunca, “millilik” propagandası yapıyor. İşini yapmayan hiçbir birey mesleğini hakkaniyetle yapmamalı. Bu hakemlerin potansiyeli buysa, sadece mesleğini yapsın artık.
Temel sorun bu değil ne yazık ki. İnsan hayatında ve mesleğinde tabii ki hata yapabilir. Yaklaşık 10 haftadır lig maçlarını takip ediyorum. Bu meseleler artık bence hata değil. Artık ortada kocaman bir art niyet var. Hatta işin başka bir yanı daha var. MHK artık, TFF tarafından lağvedilmeli. Bu hakemler olduğu müddetçe, sadece Türk futbolu değil, millet olarak ciddi sıkıntılarla karşı karşıya gelebiliriz.
Benim gözlemlerine göre, iddia ve bahis meselelerinin bu kadar ayağa düştüğü bir ortamda, MHK’da görevli hakemlerin ve yakın çevrelerinin hesap hareketleri ve telefonları Savcılık birimlerince yakından incelenmeli. Bütün hakemleri zan altında bırakmak istemem. Ancak bazı isimlerin bu yönetimleri bir şaibe içinde yaptığı kanaati bende hakim. Bu kadar göz önünde, bariz hatalar yapılmaz. Yapılamaz.
HAKEMLER MERCEK ALTINA ALINMALI
Hafta sonları Avrupa liglerini takip ediyorum. Bu kadar bariz hataya rast gelmedim. Diyorum ya, Avrupa maçlarına çıkan Türk takımlarına bakınız. Hiçbiri burada yaptığı rahatlığı orada yapabiliyor mu? Ya da Avrupa maçlarında görevlendirilen hakemler, bu kadar bariz hata yapıyor mu? Yapamaz! Yaptığı takdirde, bir daha Avrupa arenasında boy gösteremez. Ne yazık ki, Avrupa futbolunun bu kadar net çizgileri varken, Türkiye’de hata yapan bir hakem yalnızca bir hafta dinlendiriyor. Bir sonraki hafta da sanki ödül veriliyormuşçasına büyük bir maçta düdük çalıyor. Artık karar verme zaman. Merkez Hakem Kurulu konusu yeniden mercek altına alınmalı. Bence adli birimler, futbolun üzerine yoğunlaşmalı. Özellikle de hakemler ve hakem federasyonu üzerine. Milyarlarca liralık bir bütçenin olduğu yerde mafya ve çetenin olmaması düşünülebilir mi? Hatta iddia ve bahis oynayan bir suç çetesinin, hakemleri ya da futbolcuları ağlarına düşürmeyeceğini düşünmek safdillik olur.
Buradan Adalet Bakanı ile İçişleri Bakanları’na sesleniyorum. Hakemlerle ilgili muhakkak bir çalışma yapılmalı. Çünkü İstanbul’da belirli noktalarda kirli dedikodular dolaşıyor. Bunlara izin vermeyin. Türk futbolunun daha fazla kirlenmesine izin vermeyin. Son olarak da TFF Başkanı’na sesleniyorum. Biraz daha sessiz kalırsanız, bu karanlık yapılar sizi de koltuğunuzdan edebilir. Çünkü yapılan her hata, art niyet ve yanlış sizin hanenize yazıyor. Benden söylemesi.






















