The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
ABD Başkanı Donald Trump’ın uçağı Türk havasına girdi, ekranlara ‘son dakika’ haberi düştü. Binlerce kişinin internet üzerinden canlı takip ettiği anlaşıldı. ABD Başkanına ‘merak ve ilgi’ olağanüstü düzeydeydi. Acaba ülkesinde bu kadar ilgi odağı olabilir mi? En azından ‘protesto’ eden birilerinin çıktığını biliyoruz. Ankara’da ‘çok çıkmadı’. Ne Trump ne de diğer liderleri rahatsız edecek gösteri ve protesto yaşandı.
Trump’ı taşıyan uçak Ankara’ya doğru yaklaştı. Ekranlarda heyecan arttı. Haber kanalları canlı yayına geçti. Kameralar gökyüzüne çevrildi. Ve bir uçak alçalmaya başladı. Hayır, ‘başkanlık uçağı değil’ bu… Trump’ın ekibini taşıyormuş. Ekip çok kalabalık… Kabaca ‘1000 kişi’ söyleniyor. 30 saatlik bir seyahat için 1000 kişi fazla değil mi? Üç de bakan var. Ankara’nın mı yoksa zirvenin öneminden mi? Ya da her ikisi…
Nefesler tutuldu. Muhabir ‘dakikalar sonra inecek’ dedi. Trump’ın Ankara hava sahasına girdiğini söyledi. Kamera yine gökyüzünde… Ve uzaklardan göründü. Önce küçüktü… Yaklaştıkça büyüdü. Yeni bir uçak imiş… 800 milyon dolara mal olmuş… ‘Uçan Beyaz Saray’ diyenler var. Başkan kriz anında 24 saat havada kalabiliyormuş… Muhabirlerde bilgi çok. Uçağın teknik özelliklerini ve donanımını dinliyoruz. Abdülkadir Selvi de çalışmış dersine… Heyecanla uçağı anlatmakta…
Ve uçak piste doğru süzülmeye başladı. Haber kanallarının neredeyse tümü canlı yayına geçti. “İşte geliyor beklenen… O ağır misafir” dendi. Kanatlarını açmış kartal gibi süzüldü süzüldü ve tekerini piste değdirdi. Biraz duman çıktı. Doğal bu… Hızı çok yüksek… Uçağın üstünden bir bayrak yükseldi. Amerikan bayrağı… Yavaş yavaş aprona yanaştı. O an hareket başladı. Tören kıtası yerini aldı. Arada sağa sola koşuşturanlar kameraya yansıdı. Turkuaz rengi halı uçağın kapısına kadar serildi.
Uçak motorlarını durdurdu. Bir süre beklendi. Dakikalar sonra merdiven kapıya yanaştı. ‘Çelebi’ yazısı dikkat çekti. Uçak kadar ilgi odağı oldu. Firma bundan daha iyi reklam yapamazdı. Her basamakta ‘Çelebi’ yazısı… Tam da görmediğinin merdiveni olmuş her yere ismini yazmış hali… Nefesler tutuldu, heyecan artı. Artık kapının açılması beklenmekte… Sıra ona geldi. Aprona yanaşalı 10 dakikayı geçti. Canlı yayın kesintisiz sürmekte… Uçak ve Trump muhabirlerin, yorumcuların dilinde…
Ve kapı açıldı. Merdiven yanaştı. ‘Ha çıktı, ha çıkacak…’ Ama bir hareket yok. Trump’ın acelesi yok belli ki… Ekranlar sabırsız. ‘Saniyeler sonra inecek’ diyen bile var. Değil saniyeler, dakikalar akıp gidiyor. Trump hala kapıda görünmedi. Ne yapıyor acaba içeride…? Bu konuda gazeteciler pek cahil… Bir yorum ve tahmine rastlamadım. ‘Bu kadar beklemek ve bekletmek normal mi? Biraz fazla olmadı mı?’ diye soruyorum kendi kendime… İlk kez bir ABD Başkanı’nın uçağından inişini canlı izliyorum.
Derken bir ‘hareketlenme’ oldu. Halının üzerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan göründü. Küçük adımlarla uçağı doğru ilerledi. İniş vaktinin geldiğinin alametiydi bu. Erdoğan’ın gözü kapıda, bir süre bekledi. Ve beklenen an geldi. Trump kapıda göründü. Hafiften bir el salladı. Çelebi’nin merdivenlerinden dikkatli adımlarla inmeye başladı. Tek başına… Yanında eşi yok. Ekibinden bir başkası da görüntüye girmedi. Yüzü biraz yorgun gibi geldi bana… Yoksa asık mıydı bilemedim. Yol uzun…
Bundan sonra yaşanan iki dostun buluşmasından farksızdı. Trump bir elini Erdoğan’ın omuzuna koydu. Sevgi ve sempatisini yansıttı. Erdoğan aynı şekilde karşılık verdi. İki eliyle kollarını sıktı. Bir yakınlık gösterisiydi bu… Ayak üzeri bir süre sohbet ettiler. Trump’ın uçağı hakkında bilgi verdiği anlaşıldı. Her yeni sahibini sevindirir. Ve bir başkasına anlatma ihtiyacı duyar insan. Bunun yaşı ve makamı yoktur.
ABD medyası görüntü ve fotoğraf üzerinden analizler yaptı. Trump’ın Erdoğan’la temaslı buluşmasından iki ülke arasındaki ilişkilerinin iyimserliği üzerine yorumlar çıkardı. Trump da Caatsa yaptırımların kaldırılacağını açık açık söyledi. Erdoğan 5 F-35 uçağının sözünü aldığını duyurdu. Projeye tekrar dönüşün sinyalleri verildi. Söz, vaat güzel ama yeterli değil. Nice yerine gelmeyen vaatler var.
Trump yine Rahip Brunson konusunu gündeme getirdi. Ne Rahip imiş be… Yıllar geçti. Erdoğan’la arasındaki tek konu bu mu…? “Dediğimi yaptı… Ona saygım büyük” dedi. Baydı artık bu mevzu… Rahatsız olmamak mümkün değil. Köprünün altından çok sular aktı. Eski çamlar bardak oldu. Bir ima ve dolaylı mesaj olabilir mi? Sanmıyorum, Trump düz bir adam… Siyaset, strateji ve ince mesaj gibi derdi olduğunu söylemek zor.
Bu manzara karşısında rahatsız olan bir AK Partilinin mesajını gördüm. Kadir Mısırlıoğlu’na yakın isimlerden Ahmet Hamdi Çamlı “utanıyorum” dedi; “Ankara’daki NATO toplantısına katılacak ABD Başkanı Trump’un, işte şurda, burda, inmesine şu kadar dakika kaldı falan diye ve hatta uçağının radar görüntüsündeki hareketini heyecanla veren TV kanalları adına, derin bir mahcubiyet duyuyor ve utanıyorum…!” Çamlı yalnız. Onunla aynı duyguları paylaşan başka AK Partili çıkmadı.
Ben mi ne düşünüyorum? Yorum ve kanaatim var elbette… Satır aralarından anlayamadınız mı?






















