(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
AK Parti ile MHP ittifakında sorun mu var? İki parti arasında ‘soğuk rüzgarlar’ mı esiyor? Ekrem İmamoğlu’yla başlayan CHP’ye yönelik ‘yargı operasyonlarından’ MHP rahatsız mı? MHP’li Feti Yıldız’ın ‘hukuk ve adalet’ mesajlarının adresi AK Parti mi? MHP Lideri Devlet Bahçeli ‘belediye operasyonları bir an önce gündemden düşsün’ diyerek kime ve neden mesaj verme gereği duydu? Mesaj adrese ulaştı mı?
AK Parti, MHP’den gelen mesajları doğru okuyabiliyor mu? Bahçeli’nin son çıkışı organize suç örgütü liderlerinden ‘Selahattin Yılmaz’ı sahiplenmesi’ ne anlama geliyor? MHP çözüm sürecinde AK Parti’nin ‘ağır kalmasını’, ‘somut adımlar atmamasını’ sorun olarak görüyor mu? AK Parti ile MHP arasında alttan alta yürüyen sürtüşme savaşa mı dönüşmek üzere? İttifak çatırdıyor mu? Siyaset sürpriz gelişmelere gebe mi?
Evet, bu sorular yersiz değil. MHP’nin Feti Yıldız’ın üzerinden ısrarla sürdürdüğü ‘hukuk ve adalet’ çıkışları bir rahatsızlığın ifadesinden başka şey değil. İmamoğlu’yla başlayan ‘belediyeler operasyonu’ siyasi esir aldı. Hemen her gün ülke yeni dalgalara uyanıyor. En son Beyoğlu Belediye’si yargının hedefiydi. Başkan İnan Güney’le birlikte bir çok kişi gözaltına alındı ve ardından tutuklandı. Beyoğlu operasyonu, önce Yıldız’ın dilinden sonra Bahçeli’nin ağzından verilen mesajların ‘dikkate alınmadığının’ göstergesi değil mi? Başta türlü yorumlamak mümkün mü?
MHP ve Alaattin Çakıcı’ya yakın isimlerden Selahattin Yılmaz tutuklandı. Belediye operasyonlarının itirafçısı Aziz İhsan Aktaş’a suikast düzenleyeceği iddiasıyla… İddia AK Parti’nin sözcüsü durumundaki Sabah Gazetesi’ne ait. CHP Lideri Özgür Özel de bunu gündem yaptı. “Ak toroslor çetesi Devlet Bahçeli’ye ayar veriyor” dedi. Miting meydanlarında yüksek sesle dile getirdi. Bahçeli, Selahattin Yılmaz’ın tutuklanmasına sessiz kalmadı. Mesajını doğrudan değil dolaylı yoldan Özel üzerinden verdi. “Selahattin Yılmaz dava arkadaşım ve ülküdaşımdır. İnanıyorum ki masum ve suçsuz olduğu anlaşılacak” dedi.
Bu sözlerin muhatabı Özel olabilir mi? CHP Lideri sadece medyaya yansıyan iddiaları gündeme getirdi. Ki bir siyasi parti lideri olarak bu da gayet doğal. İktidarın zayıf tarafına yüklenmesi politikanın gereği. Yalıların kurt siyasetçisi Bahçeli bilmez mi bunu? Bahçeli’nin yaptığı “Kızım sana söylüyorum gelinim sen dinle…” üslubundan ibaret.
Mesajın adresini herkes anladı. Sözlerinin şifresini ve kodlarını çözmek için uzman olmaya gerek yoktu. Tablo gayet net… Şu cümleler başta türlü nasıl okunabilir; “Selahattin Yılmaz ismini temel alarak MHP’ye ayar verildiğini iddia etmek çok ağır bir bühtan, dayanaksız ve mesnetsiz bir uydurmadır. Kaldı ki MHP’ye ayar ve istikamet vermek hiç kimsenin yapabileceği bir şey değildir”. Özel, MHP’ye nasıl ayar verebilir?
Özel, Bahçeli’nin sözlerini ‘anlamayan’ veya ‘anlamak istemeyenler’ için yorumladı; “Özgür’üm sana söylüyorum, ittifak ortağım sen anla” demek istiyor. AK Parti bu kez anlar mı? Mesajı doğru okur mu? En önemlisi gereğini yapar mı? Gereği nedir? Sadece Yılmaz’ın serbest bırakılması değil… Belediye operasyonlarını sonlanması ve bir an önce iddianamelerin yazılması, gündemden düşmesi… Siyasetin yargının gölgesinden çıkması… AK Parti bunu yapabilir mi? Girdiği yoldan geri dönebilir mi? “Erdoğan’ın geri vitesi yoktur”. Keskin bir dönüş beklemek nafile…
Aylar önceydi, yine ittifak ortakları arasında görüş ayrılıkları çıkmış, soğuk rüzgarlar esmeye başlamıştı. Bahçeli şarkılar, türküler üzerinden örtülü mesajlar gönderiyordu. Bahçeli, Erdoğan Sinan Ateş’in eşi ve çocuklarını Beştepe’de kabul edince dayanamadı, patladı. CHP ile başlayan normalleşme politikası da gündemdeydi. Bahçeli resti çekmişti; “AK Parti ile CHP arasında geniş tabanlı bir ittifakın vücuda gelmesi, buna da altılı masanın diğer unsurlarının desteğinin MHP’nin samimi dileği ve temennisidir”. Sanki yine benzer bir atmosfer söz konusu…
Tartışmanın odağındaki isim Selahattin Yılmaz, gazeteci İsmail Saymaz’a mektup gönderdi. Şu dikkat çekici ifadeler o mektuptan; “Burada ciddi bir şey var, çözemiyorum. Birisi bir tezgah kuruyor. Kurt kuzuyu yiyecek. Vurulan yoktur. Bir tokat dahi attığımız yoktur. Evine adam gönderdiğimiz yoktur. İnanılmaz bir kumpasın içindeyim…”. Üslup ve dil ilginç tabii. Fakat tutuklanmasını ‘tezgah ve kumpas’ diye nitelemesi önemli. Peki kim tezgah ve kumpası kuran…? CHP değil herhalde… En azından ‘iktidar medyasının’ olağan şüpheli olduğu muhakkak.
Kısaca anlatmaya çalıştığım siyasi tablo AK Parti ile MHP arasında ‘soğuk rüzgarlar’ estiğinin işaretleriyle dolu. Örtülü, dolaylı göndermelerin yerini direk ve doğrudan mesajlar aldı. Peki, iş nereye kadar varır? Defalarca sınanan ortaklığa veya ittifaka bu kez halel gelir mi? Biraz daha izlemek ve gelişmeleri görmek lazım.
























