(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Muhittin Böcek’ten sonra, Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım da ‘itirafçı’ oldu. Saatlerce savcıya ‘ek ifade’ verdi. Tabiri caizse gemileri yaktı. CHP, hakkında çıkan yüz kızartıcı iddia ve görüntülerden sonra Özkan Yalım’ı disipline sevk etmiş ve partiden uzaklaştırmıştı. Yalnız kalan Yalım’ın intikam duygusuyla konuştuğunu tahmin etmek zor değil. Söyledikleri arasında Özel hayata’ ilişkin beyanlarının olduğu medyaya yansıdı.
O kadar bel altına indi ki Yalım… AK Parti eski milletvekili Şamil Tayyar’ın mesajında yer alan iddiaya göre; “Savcılar suçla doğrudan bağlantılı olmayan özel hayat kapsamına giren bazı ifadeleri tutanağa geçirmek istemiyorlar. Ama Yalım ısrarcı oluyor. Yine de yazmıyorlar…” ‘Ben yandım, kim olursa yakarım’ psikolojisinin ürünü olmalı.
Yalım’ın hedefinde CHP lideri Özgür Özel var… ‘Özel hayat’ iddialarının odağında da… Adli kaynakları referans gösteren Tayyar “Özel hayat demeyip her anlattığı tutanağa geçirilseydi, Özel sokağa çıkamaz hale gelirdi. Çok vahim…” diye yazdı. Özel hayat deyince zihin harekete geçer ve eksik parçaları kolaylıkla tamamlar. Mesajın kendisi bile ürpertici…
Özel hayatlar üzerinden siyaset yapılmasını doğru bulmuyorum… Siyasetçinin ‘özel hayat’ sınırları dünyanın her yerinde tartışma konusu… Fakat seçime doğru siyasi mücadele öylesine sertleşti ki Yalım’ın anlattıklarının dosya içinde veya konuştuğu odanın dört duvarı arasında ‘sır olarak’ kalması çok zor. Kavgada artık ‘yumruk’ sayılmıyor.
Özgür Özel’in zaten başı dertteydi. Kazandığı kurultay mahkemelikti. ‘Mutlak butlan’ kılıcı başının üzerinde sallanıyordu. Şimdi buna iki belediye başkanının ‘itirafları’ da eklendi. Özel hayatın yanında ‘para’ da var. Böcek ‘1 milyon euronun’ CHP Genel Merkezi’ne seçim yardımı amacıyla götürüldüğünü doğruladı. Oğlunun iddiasıydı bu. Baba – oğul birlikte trafiğin içinde… Türk tipi siyaset böyle maalesef…
Özkan Yalım, Özgür Özel’e mavi çanta içinde ‘para verdiğini’ ileri sürdü. Kurultay sürecinde de delegeleri Özel lehine etkilemek için devreye girdiğini anlattı. Söyledikleri muhtemelen ‘kurultay davasının’ dosyasına girecek. Maddi ve iş karşılığı ‘oy devşirme’ girişimi söz konusu. Ki kurultay davasının temelinde de delegelerin ‘satın alınması’ var.
Bir yanda kurultay ve İBB davası, diğer yanda peş peşe patlayan itiraflar… Ve ‘özel hayatlar…!’ Afyon Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın AK Parti’ye geçmesi… Sırada başka başkanların olduğu iddiası…Kafayı kaldırmak için pusuda bekleyen Kemal Kılıçdaroğlu…
Ve ufukta görünen seçim sandığı… Yavaş yavaş geri sayımın başlaması…Sonbaharda ‘baskın seçim’ beklentisinin dillendirilmesi… Yakın tarihte bir parti hiç bu kadar sıkıntı içinde olmamıştı. ‘Diyeceğim’ ama Refah Partisi de 28 Şubat sürecinde kuşatma ve çökertme operasyonlarına hedef olmuştu. O kavga ideolojikti. CHP biraz daha farklı… Dört koldan kuşatıldı adeta… Ve çember de her geçen gün daralmakta… Özel iyice köşeye sıkıştı. Bu şartlar altında siyaset üretmek kolay değil.
Özgür Özel veya CHP burada nasıl çıkacak…? Bir ‘huruç harekatı’ yapabilir mi? Bu kadar ağır şartlar altında B ve C planları geliştirmek mümkün mü? İddia ve itirafların parti tabanında ne denli inandırıcı olduğu ayrı bir tartışma konusu… Toplum ve sokakla arasında engeller var. Önce o engelleri kaldırıp atması lazım Özel’in… Süreç bitmiş değil. Bir hasar tespiti yaparak yola devam edebilmek için önce ‘takla atmakta olan CHP arabasının’ durması gerekir. Nerede nasıl duracağı meçhul…?
























