(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Melih Gökçek’in eski gücü yok. Beyaz TV’nin iki çalışanı gözaltına alındı. Biri tutuklandı, diğeri adli kontrolle serbest bırakıldı. Rasim Ozan Kütahyalı’yı da bu kapsamda değerlendirebiliriz. Aylarca içeride kaldı, ‘itirafçı oldu’, tahliye edildi. Kütahyalı ekran yüzüydü. Yargı Gökçek’in semtine uzanmakta sıkıntı çekmedi. Ki Melih Gökçek’in yerine hazırladığını cümle aleme duyurduğu küçük oğlu Osman Gökçek AK Parti’den Ankara milletvekili… Oldukça da faal. Sık sık Meclis kürsüsünde partisi adına boy gösterdiğine tanık oluyoruz.
Gökçek belki de siyasetin öteden beri en çok tartışılan isimlerinden biri… Hakkında çok iddia var. Keçiören’den Büyükşehir’e 25 yıl belediye başkanlığı yaptı. Bir dönem de milletvekilliği var. Ankara solun kalesiydi. Melih Gökçek RP adayı olarak 1994’de kazandı ve bir daha bırakmadı. Solun kalesini sağın kalesi haline getirdi. Kağıt üzerinde olmasa da pratikte sağ kesimin ortak adayı olmayı başardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan “Yeter, bırak artık…” dedi. Kendi isteğiyle ayrıldı. Yoksa seçimi kazanması ve devam etmesi işten bile değildi.
Gökçek’in hakkını teslim etmek lazım… O bir ‘seçim veya sandık sihirbazı’. En zor şartlarda dahi kazanmasını bildi. 1999’da solun iki adayla seçime girmesinde hep onun parmağı arandı. Bir yanda Doğan Taşdelen diğer yanda Murat Karayalçın… Gökçek aradan sıyrılıverdi. Bir ara liderlik rüyaları da gördü. Kadrosunu ve partisini kurdu. Fakat Erdoğan birkaç adım öndeydi. Tökezlemesini bekledi. Olmadı. Rotayı AK Parti’ye çevirmekte kıvrak davrandı. Gökçek birçok kesimin adını bile duymaya tahammül edemediği isim… Düşmesini bekleyenler çok.
Gökçek en son ‘yurtdışındaki mal varlığı’ nedeniyle gündeme geldi. Muhalif kanallarda Gökçek ailesinin Almanya’da gayri menkul alımı yaptığı söylendi. Murat Ağırel isimli gazeteci Almanya’ya giderek yerinde tespitlerde bulundu. Ve iddialar bir anda köpürdü… Ülkenin ana gündemi haline geldi. AK Partili Şamil Tayyar ‘Alman istihbaratı’ kuşkusunu dile getirdi. Yargı harekete geçti. Savcılık resen soruşturma başlattı. Kimse beklemiyordu. Sonuçta Gökçek AK Partili bir isim. ‘Acaba gözden mi çıkarıldı’ diye soruldu. Bu soru birkaç gündür benim de zihnimde dönüp durmakta… Soruşturma nereye kadar uzanacak?
Savcılık iddiayı gündeme getiren Murat Ağırel’i ‘tanık’ olarak dinledi. Ağırel elindeki tüm belge ve bilgileri soruşturmayı yürüten savcıya teslim etti. Yargının meseleye hakim olduğuna dikkat çekti ve kanaatini kamuoyuyla paylaştı; “Bu soruşturmanın nihayetinde çok daha büyük bir olayın, olay örgüsünün ortaya çıkacağı kanısındayım. Savcılık bununla ilgili soruşturmaya devam ediyor” dedi. Medya mesajı aldı; ‘Olay büyüyecek… Başka isimlere uzanacak… Gökçek ailesiyle sınırlı kalmayacak…’ Ben ihtiyatlı davranmaktan yanayım… ‘…mi acaba?’ diyorum.
İnternete ‘son dakika’ haberi düştü. Melih Gökçek ‘şüpheli’ sıfatıyla ifade verecek. Beklenen gelişme… Sürpriz değil. Çok alamet belirdi çünkü. Gökçek’siz bir soruşturma düşünülebilir mi? Bilgisine başvurulmayacak. Tanık da değil… Şüpheli… Bir suçun şüphelisi… Ağırel’in gündeme getirdiği iddiaların şüphelisi… Yargı işi ciddiye aldı. Eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin de aliyedeydi. Dört saate yakın ifade verdi. Söyledikleri 12 sayfayı buldu. O da bir başka soruşturmanın şüphelisiydi. Adli kontrol talebi yurtdışı yasağına dönüştü. Eski bir bakana yasak konması önemli…
Yargı AK Partililer’e de dokunmaya başladı mı? Şahin kurucusu olduğu partiden ayrıldı. Yol arkadaşı Erdoğan’ı terk etti. Doğru… Kökleri hala partide… Erdoğan’a en yakın isimlerden biriydi. Gökçek ise hala AK Parti saflarında… Gökçek’in ‘cuma günü’ ifade vermesi bekleniyormuş. Ona da bir adli kontrol söz konusu olur mu? Yoksa elini kolunu sallayarak çıkar gider mi? Peki mal varlığına dokunulur mu? Ankara’da sürpriz ve ilginç gelişmeler… Acaba neyin habercisi…?






















